Bu da bir adam kayırma!
Bafra Belediye Başkanı Hamit Kılıç için her fırsatta “adam kayırıyor” diyorum ya… İşte bu da adam kayırmanın başka bir örneği!
Bir zamanlar yeşilinin bolluğuyla ünlenen Bafra’ya “Zümrüt Bafra” denildiğini biliyor muydunuz?
Hatta Bafra üzerine kitaplar yazan, Bafra Halk Eğitimi Merkezi eski müdürlerinden Hasan Yiğit’in eserlerinden birinin adı da “Zümrüt Bafra”dır.
Peki, o Bafra’dan geriye ne kaldı?
Bafra’nın sembolü olmuş, korunup anıt ağaç hâline getirilmesi gereken nice ağaç, kudretli esnafların talepleriyle kesildi. Bu ağaç kıyımlarının birçoğu da ne yazık ki belediye eliyle gerçekleştirildi.
Kendisinden habersiz belediyede yaprak kıpırdamadığını söyleyen Hamit Kılıç’ın yönettiği belediyede, Gençlik Merkezi karşısındaki koca bir ağaç kökünden kesildi. Yanındaki diğer ağacın da kolu kanadı budandı, tepesi kesildi. Adeta “Şimdi ölmezsen birkaç yıl sonra ölürsün” denildi.
Bilgisizliğin ve liyakatsizliğin üzerine bir de adam kayırma eklenince ortaya işte böyle bir sonuç çıkıyor.
Adamını bulan, Hamit Kılıç’a ulaşan ağacı da kestiriyor, düz park da yaptırıyor, çapraz park da… Belediyede işe de giriyor, kapısının önüne çakıl da döktürüyor.
Daha neler neler…
“Belediyeyi babalarının çiftliği gibi yönetiyorlar” diyeceğim ama insan kendi çiftliğini bile böyle yönetmez!
En son budanan ağacın fotoğrafını yapay zekâ üstadıma gösterdim ve yapılan uygulamayı anlattım. Ortaya çıkan değerlendirmeyi daha sonra bu işlerden anlayan birine sordum. Yazılanların tamamının doğru olduğunu söyledi. Ancak yine de “Bir orman mühendisine de danış” dedi.
Ben şimdi hangi orman mühendisine sorayım?
Ya “Ben devlet memuruyum, konuşamam” diyecek ya da söyleyeceklerini sıraladıktan sonra “Ama bunları benden duymadın” diyecek.
Yapay zekâ bu tür teknik konularda az hata yapıyor. Aşağıda, kolu kanadı kesilen ağaca uygulanan budama yöntemi ve budamanın zamanlamasıyla ilgili değerlendirmeyi paylaşıyorum:
Fotoğraftaki uygulama hem yöntem hem de zamanlama açısından ağaç biyolojisine ve şehircilik standartlarına tamamen aykırıdır.
Bu tür kesimler, ağaç bakım bilimi olan arborikültürde “budama” olarak değil, “tepe kesme”, “kabaklama” ya da doğrudan “ağacı sakatlama” olarak adlandırılır.
Yöntem açısından yapılan hatalar
Ağaç besinsiz bırakıldı ve şoka sokuldu
Ağacın fotosentez yapan yaprak tacı neredeyse tamamen ortadan kaldırıldı. Ağaç enerji üretemez hâle getirildi. Bundan sonra hayatta kalabilmek için gövdesinde ve köklerinde biriktirdiği besin rezervlerini tüketmek zorunda kalacak.
Çürüme ve mantar hastalıklarının önü açıldı
Gövdede bırakılan geniş yara yüzeyleri, ağacın kendisini onarma ve yaralarını kapatma kapasitesinin çok üzerindedir. Yağmur suyu, mantarlar ve diğer mikroorganizmalar bu kesiklerden doğrudan gövdeye girerek ağacın içten çürümesine yol açabilir.
Gelecek yıllar için güvenlik riski oluşturuldu
Bu kesimlerden sonra çıkacak yeni sürgünler gövdeye sağlam şekilde bağlanamaz. Birkaç yıl içinde büyüyen bu zayıf dallar, rüzgârda kolayca kırılarak yayaların veya araçların üzerine düşebilir.
Yani bugün “önlem aldık” diye yapılan bu işlem, yarının tehlikesini kendi ellerinizle hazırlamaktır.
Zamanlama açısından yapılan hatalar
Ağaç henüz kış uykusuna girmedi
Geniş yapraklı ağaçlarda ağır budama, yaprak dökümünden sonra, ağacın dinlenme döneminde yapılmalıdır. Tercih edilen dönem genellikle geç kış veya erken ilkbahardır.
Eylül ayında yapılan bu ağır müdahale ise ağacın doğal yaşam döngüsüne aykırıdır.
Ağacın kışa hazırlanması engellendi
Ağaçlar eylül ayında kış için köklerine besin depolar. Tam da bu dönemde yaprak tacının yok edilmesi ve gövdenin geniş yaralarla açık bırakılması; ağacın su kaybetmesine, kesilen yüzeylerin dona maruz kalmasına ve ağacın kışa savunmasız girmesine neden olur.
Sağlıklı bir kent ağacının budanmasında, tek seferde taç hacminin en fazla yüzde 20-25’i alınır ve ağacın doğal tepe yapısı korunur.
Burada yapılan ise budama değildir.
Bu, ağacın ömrünü doğrudan kısaltan, bilim dışı bir belediye-esnaf müdahalesidir.
Bir sonraki yazımda da “Kuşlar pisliyor”, “İş yerimizin önünü kapatıyor”, “Tabelamız görünmüyor” gibi bahanelerle kestirdiğiniz ağaçların şehir içinde ne işe yaradığını anlatacağım.
Umarım yeşile, ağaca ve kuşa düşman olan softa ve vasat zihniyetin ete kemiğe bürünmüş temsilcileri de bu yazıyı okurlar ve biraz olsun bilgilenirler.
Belki bir dahaki sefere önlerine böyle bir talep geldiğinde iki kez düşünürler.
Gerçi düşünmek için önce bilgi, sonra vicdan gerekir.
Ali İhsan Başaloğlu
8 Ağustos 26, BafraHaber.Com

Üye olarak yorum yapın
Yorumlarınız öne çıksın, bildirim alın