BAFRA HABER

"Sırrı Özgürlüğünde, Gücü Hizmetinizde"

Belediye para vermediği için mi yazıyorum?

Belediye para vermediği için mi yazıyorum?
Paylaş:f𝕏

Ve yine başladık…

Belediye para vermediği için mi yazıyorum?

Hamit Başkan’la yollarımız neden ayrıldı?

Belediyeden kaç lira alıyordum?

İşte gerçekler...

Uzun bir aradan sonra, ara verdiğim seri yazılara yeniden başlıyorum.

En son seri yazılarımı kaleme aldığımda 10 yaşlarında, ilkokul öğrencisi olan çocuklar bugün 20’li yaşlarındalar.

Sadık okurlarımız “Editörün Günlüğü”nü bilir. Hemen hemen her gün merakla, “Bugün ne yazdı?” diye sitemizi ziyaret ederlerdi. Tabii o zamanlar sosyal medya bu kadar yaygın değildi. Okuryazar olmanın bir adım ötesine geçen; şehrine, çevresine ve hayata karşı duyarlı, sorumluluk sahibi insanlar internet haber sitemizi ziyaret eder, yazılarımızı ve haberlerimizi doğrudan kaynağından okurlardı.

Ve yine başladık…

Her gün olmasa da sık sık yazacağım. Yeniden yazmaya başlayacağımı duyanlardan, beni ve mizacımı bilenlerden çok sayıda olumlu tepki aldım.

Peki, ne yazacağız?

İlk yazımızda bunu biraz hatırlatalım.

2005 yılında kurulduğumuz günden bu yana misyonumuz neyse yine onu yazacağız.

Başta Bafra’ya dair her şeyi ve istisnasız herkesi…

Kaymakamları, belediye başkanlarını, kolluk kuvvetlerini, amirleri ve memurları…

Yaptıklarından daha çok yapmadıklarını, yapamadıklarını ve yapmaları gerektiği hâlde neden yapmadıklarını…

Yine çok sayıda sessiz ve mazlum dost kazanacağız. Bir o kadar da hasmımız olacak.

Pek tabii ki en çok Bafra Belediyesini ve onun başındaki Hamit Başkan’ı eleştireceğiz. Çünkü belediyeyi önemsiyor, her sorunun çözümünde etkili olabileceğine inandığımız bir kurum olarak görüyoruz. Bafra Belediyesinin gerektiğinde Samsun Büyükşehir Belediyesini de harekete geçirebileceğini düşünüyoruz.

İlçe belediyesinin doğrudan görev alanına girmediği düşünülen konularda bile etkin olabileceğine inanıyoruz.

Bafra Belediyesinin her konudan doğrudan sorumlu olmadığını elbette biliyoruz. Ancak Bafra ile ilgili her meseleyi Bafra’nın sorunu olarak görmesini, diğer kurumlarla iletişime geçmesini, onları harekete geçirmesini ve sorunların çözümünde hızlandırıcı bir rol üstlenmesini bekliyoruz.

Belediye deyince bu yazının altına ve bundan sonra yazılacak yazıların altına belli bir kesimden gelebilecek yorumları kestirmek hiç de zor değil.

Her eleştiri yazısının altında, bile bile ve usanmadan aynı şeyi yazacaklar:

“Belediyeden para istedi, Hamit Başkan vermedi, o yüzden yazıyor.”

İlk yazımda bu konuyu da kısaca açıklayacağım. Bundan sonra bu yönde yazılan yorumları onaylamayacağım. Yapay zekâ moderasyonundan geçerek otomatik yayımlananları da gördüğümde kaldıracağım.

Bir gazete veya internet haber sitesi, bir belediyenin faaliyetlerini, duyurularını ve tanıtım içeriklerini belli bir çalışma kapsamında yayımlıyorsa bilin ki bunun karşılığında ücret alıyordur. Bu doğru ve yasal bir durumdur.

Yani bugün bir haber sitesinde herhangi bir belediyenin tanıtım niteliğindeki haberlerini düzenli olarak görüyorsanız bunun için büyük ihtimalle bir ödeme yapılmıştır.

“Haber parayla yapılır mı?” diye soranlarınız olabilir. Bu konuyla ilgili ileride ayrıca bir yazı yazarım.

Mesleğe başladığım, Şükrü Neiş’in belediye başkanlığı döneminden bu yana belediyelerden ücret aldım. Hem de herkesten çok aldım. Hiçbir zaman başkalarıyla eşit ücret almadım.

Çünkü eşit değildim.

Hamit Bey göreve başlayınca da belediyeyle üç ay çalıştık. O günün parasıyla ayda 1.500 TL ödeme alıyordum.

Ta ki Hamit Bey’le samimi olan ve onunla ilgili bol soslu haberler yapan bir meslektaşımın, “Ben herkesle aynı parayı almıyorum, daha fazla alıyorum.” dediğini duyduğum güne kadar…

Bir gün, o dönemin basın müdüründen randevu aldım ve elimde raporlarla kapısını çaldım.

Özetle şunları söyledim:

“Ben şu kadar para alıyorum. Aldığım paradan da memnunum. Fazlasını istemiyorum. Ancak birilerine daha fazla ücret verildiğini duydum. Ben bu durumu kabul etmem. Önümüzde üç seçenek var. Birinci seçenek, diğer kişinin aldığı ücrete göre benim fiyatım artırılacak. İkinci seçenek, benim aldığım ücrete göre onun ücreti ayarlanacak. Üçüncü seçenek ise ben sizinle çalışmayacağım.”

Sayın müdür, “Öyle bir şey yok. Senden fazla almıyor. Bu işi seçimden sonra konuşalım.” gibi şeyler söyledi.

Sonra neler oldu?

Başkana çok yakın, önemli bir kişi ve aynı zamanda benim de arkadaşım olan bir isim, müdür ile başkanın konuşmasına kulak misafiri olmuş.

Müdür, durumu Hamit Bey’e anlatmış. Hamit Bey de ona şu soruyu sormuş:

“İstediği parayı versek yine böyle yazmaya devam eder mi?”

Müdür Bey de “Eder.” demiş.

Başkan da:

“Öyleyse çalışmayı bırakalım.” demiş.

Biz de belediyeyle çalışmayı kestik.

Peki, Başkan Bey neden “Yine böyle yazmaya devam eder mi?” diye sordu?

Çünkü Hamit Başkan göreve geldiği günden beri olup biten her şeyi yazıyordum.

Çünkü bir bakıma özgürleşmiştim.

Peki, daha önce özgür değil miydim?

Bu konu içimde bir ukdedir. Başkalarına fırsat vermeden onu da kendim yazayım.

Siyasete yakın olanlar bilir. Şükrü Bey’in ikinci kez belediye başkan adayı gösterilmemesinde Bafra Haber’in yayınlarının ciddi etkisi vardır.

Hatta bir gün Zihni Bey, benim hakkımda:

“Ali İhsan şerefsizlik yapıyor.” demiş.

Yanındaki kişi de:

“Neden öyle söylüyorsunuz başkanım? Onun sayesinde başkan oldunuz.” karşılığını vermiş.

Zihni Bey, “Nasıl yani?” diye sorunca da:

“Şükrü Bey aday gösterilmediği için siz aday gösterildiniz.” demiş.

Zihni Bey’in birinci döneminde tam gaz gazetecilik yaptım. Hem belediyeden kesintisiz biçimde en yüksek ödemeyi alıyor hem de her gün nalına mıhına vuruyordum.

O yıllarda “Bafra İçin Hepimiz Platformu” vardı. Ben de o güzel ekibin içindeydim.

Bir gün arkadaşlar beni hesaba çektiler:

“Neden her gün belediyeyi yazıyorsun? Bafra’da tütün var, çeltik var, başka sorunlar var.” dediler.

Gazetecilik ile sivil toplumdaki rolüm çatışmıştı. O gün gruptan ayrıldım.

Meşhur “Elimde biram, Alpler’de tatildeyim” yazımla birlikte seçim döneminde Zihni Başkan’a yönelik eleştirilerimi askıya almıştım.

Zihni Başkan ikinci kez seçildi.

Bafra artık büyükşehire bağlanmıştı. Bafra Belediyesinin neredeyse hata dahi yapabileceği bir görev alanı kalmamıştı. Ufak tefek hataları ise gazeteciliğe pek uymayacak biçimde, ikili ilişkiler yoluyla düzeltiyordum.

Örneğin belediyenin bir müdürü servis şirketi kurmuş, sürekli belediyeye minibüs kiralıyordu. Tezgâhı duyunca hemen uyardık. Başkan da o şirketle belediyenin irtibatını kesti.

Ancak belediye aleyhine haber yapmamam çok sırıtıyordu.

Ailem bile bir gün bana:

“Bu aralar Zihni Şahin’i eleştirmiyorsun, ne oldu?” diye sordu.

“Yazacak bir şey yok ki…” dedim.

Gerçekten de pek yazacak bir şey yoktu. Başkan da artık ustalaşmıştı.

Ama her zaman yazacak bir şey vardır.

Bu durumdan ben de çok hoşnut değildim. Çünkü mizacıma uygun değildi.

Ve fırsat ayağıma geldi.

Hamit Bey’le zaten çok da çalışmak istemiyordum.

Zihni Bey demokrat, Atatürkçü ve laik biriydi. Beş vakit namazını kılardı ama Musiki Cemiyetinin 30’uncu kuruluş yıl dönümü etkinliğinde, Öğretmenevindeki masasında rakı açılınca —Namık Ağabey açmıştı— bunu da mesele yapmazdı.

Hamit Bey ve ekibi ise öyle değildi.

Hatırlayın…

Eskiden Ramazan ayında belediyenin Türkeş Parkı’ndaki kafesi açık olurdu. Ramazan’ın bitmesine çok az bir süre kalmasına rağmen biraz daha bekleyemeden kafeyi kapattılar.

Kapıkaya Festivali’nde yurt dışından gelen yabancı akro yamaç paraşütçülerine içki dahi almadılar.

Neyzen Tevfik şiir dinletisinde söz verdikleri bazı ödemeler konusunda:

“Aslında Neyzen bize göre değil. Bu yıl böyle oldu ama seneye olmayacak.” dediler.

Öyle de oldu.

Neticede Hamit Bey benim dünyamın insanı değildi.

Zaten kendisi ilk zamanlarda da bu dünyanın insanı gibi davranmıyordu. Şimdi biraz daha dünya vatandaşı oldu. Artık kadınlarla tokalaşabiliyor. Zeybek oynamasa bile konserlerde el çırpıyor.

Lafı uzattım…

Ben başkanı istemedim, o da beni istemedi.

O gün bugündür belediyeyle çalışmıyorum.

Aramızı yapmak istediler. Başkan’la özel olarak görüştürmek istediler. Hatta “Seni ziyaret etsin.” diyenler bile oldu. Yalanlayanlar varsa perdeciye sorsun.

“Başkan’la aranı yapalım.” dediler.

“Başkan’la benim aramda ne olabilir ki? Ben gazeteciyim, o belediye başkanı. Ben onun rakibi değilim.” dedim.

İnanmayanlar düğün saloncuya sorsun.

Bütün bu anlattıklarımın amacı ve özeti şudur:

Ben bundan sonra yazacağım.

Belediyeden para alamadığım için değil…

Bana para verilmediği için de değil…

Bafra’ya faydalı olmak için yazacağım.

Neler yazdığımı gördüğünüzde bana hak verirsiniz ya da vermezsiniz. Bu sizin takdirinizdir.

Yeni sitemizdeki yorumlar, yapay zekâ moderasyonunun ardından yayına giriyor. Galiz küfürler ve hakaretler kullanmadığınız sürece yorumlarınızın tamamına yakını, ben uyurken bile otomatik olarak onaylanacak.

Eleştirebilirsiniz, karşı çıkabilirsiniz, söylediklerimi yanlış bulabilirsiniz. Ancak yıllardır tekrar edilen, cevabını da bu yazıda açıkça verdiğim “Belediyeden para istedi, alamayınca yazıyor.” şeklindeki yorumlara bundan sonra izin vermeyeceğim.

Ve yine başladık…

Ali İhsan Başaloğlu

31 Ağustos 26, BafraHaber.com

Bu yazıya emoji ile tepki ver
👤

Üye olarak yorum yapın

Yorumlarınız öne çıksın, bildirim alın

Yorum yaparken saygılı olmayı ve BafraHaber yorum yazma kurallarına uymayı unutmayın.Yorum ve site politikalarını okuyunuz
💬0 yorum

ALİ İHSAN BAŞALOĞLU Yazarının Diğer Yazıları

Tüm Yazılarını Görüntüle →
ÜYE👤OL
Reklamsız Bafra Haber0538 515 75 75

Bafra'daki gelişmeler cebine WhatsApp'la gelsin

BAFRA Haberleri
SAMSUN Haberleri
KARADENİZ Haberleri
Politikalar
Kurumsal
⚠️

Tarayıcıda açın

Daha iyi deneyim ve oturum açma için bu sayfayı tarayıcınızda açın.

Tarayıcıda Aç

Bafra ile ilgili haberleri anında al