Milliyetçilik, ülkemizde bir ırk meselesi değil; bilhassa vatan meselesidir. Bu vatan, topraklarında bize yaşama imkanı sunan Mustafa Kemal ve askerlerinin, atalarımızın yegane emanetidir.
Ülkemizin jeopolitik önemine, kültür ve turizm zenginliğine, bereketli topraklarına baktığımızda yüzyıllardır bu coğrafyanın üzerinde oyunlar oynandığını ve bu oyunların maalesef Akp hükümetiyle hala devam etmekte olduğunu görmekteyiz.
Ekonomisi güçlü ülkelere baktığımızda bir çok resmi kurum idarelerin özelleştirildiğini görüyoruz, ama nasıl ` -Kendi ülkesinin şirketlerine.-
Bizim ülkemiz ise bu kurumların 3-4 yıllık kar maliyetine, yabancı güçlere pazarlamaktadır ve özelleştirilen hiçbir kurum zarar etmemiştir. Yani özelleştirmeyi zarar eden değil, maalesef kar eden kurumlarımız için yaptık.Sizce de bu işte bir terslik yok mu ` Ülkemiz özelleştirme adı altında parça parça satılmaktadır.
Bunları söylerken de bir ideolojinin yüksek ses ile savunmasını yapmıyorum.
Gelelim “mayınlı Suriye sınırımız”a ve temizlenmesi için açılan ihaleye. Bu konuda bir çok spekülasyon -yalanıyla doğrusuyla- ortaya atıldı hangisine inanacağımızı, güveneceğimizi şaşırdık. Bu güvensizliğimizin sebebi de; mevcut iktidar gücünün geçmişte yaptığı gibi şimdi de dış güçlere esnek ve kaygan davranacağının aşikar olduğudur.
Her zaman olduğu gibi yapılacak bu icraat da muhtemelen ‘yap-işlet-devret’ modeli uygulanacak. İhalenin İsrail`e verileceği çok baskın bir şekilde ülke gündeminde konuşulmaktadır. Peki, İsrail` e bu ihaleyi verdiğimiz zaman bize devredecek mi` Yoksa, bu topraklarda kalmaya devam mı edecek` Hükümet bu konuda halka karşı şeffaf olabilecek mi ` “Mardin ile Suriye arasındaki mayınlı arazinin temizlenmesi ihalesi” ilk olarak 2006 yılının, Şubat ayının 15’inde yapıldı ve ihale sözleşmesinde yer alan maddeye göre; ihaleyi alan yüklenici firma, 5 yıl içersinde araziyi temizleyecek ve 44 yıllığına sadece tarım arazi olarak kullanacak. Peki, 44 yıl tarım yapacağım derken bölgedeki yeraltı zenginliklerinin kullanılmamasına kim engel olacak`
Şu anda da yapılan ihale az değil, 800 kilometrelik Suriye sınırımız şartları ve konuşulan ihale maddeleri 3 yıl sonra yine aynı. Bu ihale de ne kadar dışa bağımlı olduğumuzun göstergesidir. Rakamları da tam olarak kestirmiş değiliz. Temizleme işine ayrılacak para, buradan elden edilecek gelir, iş sırasında belli bir istihdam alanının yaratılması... İş bittikten sonra ne olacak` Aklımıza gelen bir çok sorunun cevabını bulamıyoruz.
Maliye Bakanlığı krokiler kayıp diyor, ama o mayınları döşeyen emekli komutanımız bunu yalanlıyor. Bu da Maliye Bakanlığı’nın fiyatı yükseltmek için yaptığı bir girişim olduğu apaçık ortada. İşin en ilginç taraflarından biri ise Osmanlı’dan bu yana dünyanın en büyük ordularından birine sahibiz ve her zaman ordumuzla gurur duymuşuzdur, şayet pkk terör örgütünü BBG evi gibi gözetliyoruz diyen yüksek donanımlı ordumuz bu mayınları temizlemekte yeteneksiz. Acaba TSK bu olayın dışında tutularak diskalifiyemi ediliyor` TSK` nın haberi ve gözetimi olmadan başka oyunlarmı oynanacak bu da bir soru işareti... Maalesef mevcut iktidar gücüne olan güvensizliğimiz bize bir çok olumsuz hadiseyi düşündürebiliyor.
Hudut kutsaldır, hudut bir milletin namusudur. Bu nasıl namus ve şereftir ki 49 yıllığına yabancılara emanet ediliyor`...
Bu Yazı bir sınır gerçeğidir...
Sevgi ve saygılarımla.
Üye olarak yorum yapın
Yorumlarınız öne çıksın, bildirim alın