R.I.P. king of Pop

Michael da öldü. Gençliğime ait sembollerden birisi daha dünyayı terk eyledi. Biliyorum terk-i dünya diye bir şey var. Yavaşça ve usulca o makama doğru seyrediyorum.

Benim kuşağımın büyük bir bölümü üzgün. Kırk yaşını devirmiş birisi olarak ben de üzgünüm. Yeni yetme çocuklarım üzüntüme ve Michael’ın elimde bulunan konser dvdlerini döne döne izlememe ve geçmiş bir zamana takılıp kalmama anlam veremiyorlar. Tuhaf tuhaf bakıyorlar yüzüme. Kızım büyük ihtimal şöyle diyor: “Benim rap ve tokio hotel dinlememe takan babam uçmuşta haberimiz yok!”

Aslında tuhaf olan bir şey yok. Geleneksel kalıpları bir darbe ile parçalanmış, geleneksel ailelere mensup gençlerdik. Dünyayı fethetmek istiyorduk. Ailelerimizin her şeyi kahredici bir sükûnet ile kabul ettikleri o anlama şablonlarından kurtulmak, içimizdeki/fıtratımızdaki yetilerimizi tam bir kabullenişle dışavurarak kendimize hayran olmak istiyorduk.

Güzel ve kusursuz olana vurgunduk. Mükemmellik bizi emercesine çekiyordu kendisine. Estetik kaygısı ruhumuzu ele geçirmişti. - Hep cennetten geldiğimize delil bunlardır derim.-  Samsun Ondokuz Mayıs Lisesi 6 Fen K sınıfı çok başarılıydı. Bir Michael vardı, bir de Leakers. Leakers’ta da bir Michael vardı. Kızınca dilini dışarı çıkaran. Bu ikisi bizi ilgilendirirdi. Kusursuz dans ve ritm, estetik bir basketboldu bizi cezbeden.

Mevlana Celalettin için anlatırlar. Herkes onun Şems-i Tebrizi’den ne kadar etkilendiğini merak eder, onun katında Şems’in yüceliği hakkında sualler sorar. Mevlana bir gün sıkılır zannedersem ve şöyle konuşur: “Aslında biz kendimizi anlatmak istiyoruz. Fakat kendimizden konuşursak insanlar riya ve kibir yapıyor derler. Biz de Şems’ten bahsederek durumu kurtarıyoruz.”

Bu örnek tam da bizim kuşaktaki Michael ilgisini açıklar. Kendimizi oldurmak istiyorduk. İfade edemiyorduk lakin. O ikisini öne sürüyorduk. Ama heyhat! Ayn Rand’ın kahramanı Howard Roark olmak düştü hissemize. Elden düşmeci ve ikinci sınıfçılar gittikçe çoğaldı çevremizde. Bunların bilindik yıkım felsefesi malumdur. Düşmanını en iyi olduğu yerden vurmalısın. En iyi yönünü ortaya koyarken, açıklarını da sergiler çünkü.

Çocuklar için çırpınırsan pedofili damgası yersin. Elvis Presley ile Beatles’ı sollarsan yollarına mayın döşerler. Irkçılığa ve ayrımcılığa karşı klip çekmek için Brezilya’dan başka yer bırakmazlar.

Bizim kuşağımızın en mahrum yönü dil bilmemesi imiş. Michael’ın şarkılarının sözlerinin mükemmelliğini ve gücünü şimdi daha iyi anlıyorum. Yüksek perdeden bağırışları, aslında o yıllarda yeniden yapılandırılan yeni dünya düzeninde ötekilerin çığlıklarından ibaretmiş.

They Don`t Care About Us buna çok iyi bir örnek.

Tüm söylemek istediğim şu ki
Bizi umursadıkları yok
Şimdi söyleyin bakalım ne oldu haklarıma`
Beni görmezden geldiniz diye görünmez mi oldum`
Duyurularınız bana hür irâde mi verdi, yo
Nefretin kurbânı olmaktan bıktım
Beni kötü isimli bir sınıfa atıyorlar
İnanamıyorum bunun benim geldiğim yer olduğuna
Bunu söylemekten nefret ettiğimi biliyorsun
Hükümet görmek istemiyor
Ama eğer Roosevelt yaşıyor olsaydı
Bunu olmasına izin vermezdi, yo, yo

Bu sözlerin yer aldığı  klibi izlettiğim komşumun oğlu önce inanmadı. O ritm ve müzikle bunları mı söylüyor dedi. Birkaç klip sonra şöyle dedi: “Yok böyle bir şey ya!” Ne demekse`! Dvdleri izlemek için isteyince anladım bir beğeni kalıbı olduğunu. Zamane gençleri işte.

Üç Frenk Havası’nda çok sevdiğim bir bölüm var.

Bize ne başkasının  ölümünden demeyiz

çünkü başka insanların ölümü

en gizli mesleğidir hepimizin

der İsmet Özel. Bana ne Michael’ın ölümünden diyemedim. Ellerimden kaymış olan gençliğim dedirtmedi. Michael’ı vesile kılarak başka şeyler söyledi. Ben gayet iyi anlıyorum demek istediğini.

Allah bes, bâkî heves.
* R.I.P. KING OF POP = Rest in peace king of pop [Nûr içinde yat popun kralı]

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER !

  • BafraHaber Yorum
  • R.I.P. king of Pop içeriğine yorum yapmaktasınız
Favicon
  • Toplam Yorum 0