BAFRA HABER

"Sırrı Özgürlüğünde, Gücü Hizmetinizde"

Bayramlarımız en değerli hatıralarımız

Bayramlarımız en değerli hatıralarımız
Paylaş:f𝕏

Çocukluğumun en mutlu geçen bayram günlerini doyasıya yaşamış biri olarak şimdi tatlı bir hüzünle ve özlemle ananlardanım. Ne güzeldi eski bayramlar... Yazdıklarımda herkesin anlattığının benzeri var ama bana mutluluk verdiği için yazıya dökmek istedim pırıl pırıl kanatlı bir kelebek olduğum, sevinçle heyecanla kucakladığım o bayram günlerini.

Tadı tuzu kalmadı şimdilerde bayramların. Düşünüyorum da bayramlar mı değişti acaba, suçlu bayramlar mı? Yoksa yaş aldıkça dilimizde kaybolan tat alma zerrecikleri gibi ruhumuzdaki tat alma hissimizi mi, duyarlılığımızı mı kaybettik?

Eski bayramları özlerken, hatıralarımızı mı, ebediyete göç eden sevdiklerimizi mi özlüyoruz? Sevinçlerimizi mi özlüyoruz? Çocukluğumuzu mu özlüyoruz? O masum, fesatsız, herkesin ve her şeyin gerçek olduğu yıllar mı özlediğimiz? 

Ne kadar farklıydı o eski bayramlar ki zamanın içine yerleştirilmiş çiçek bahçeleriydi, uçsuz bucaksız bozkırların içinde kır çiçekleri gibiydi, mübarek günlerdi. Bir hafta öncesinden gönderirdim tebrik kartlarımı uzaktaki halama, amcama. Sevinçten, heyecandan duramazdık yerimizde bayram geldiğinde, heyecanımızın yoktu freni. Arife günü kurtlar, kuşlar bile oruç tutar diye çocuk halimizle biz de oruç tutardık. Mezarlıklara gider, artık anılarda yaşayan sevdiklerimizin mezarlarının üzerindeki otları temizler, çiçeklerine su verir, mezar taşlarını silerdik. Hummalı bir gün olurdu arife günleri. İkramlarımızın olmazsa olmazı nokulumuzu (Bugün artık Coğrafi işaret olan Bafra Nokulu) yapmayı hiç ihmal etmezdi anneciğim. Banyomuzu da arife günü yapardık. "Arife suyunda boyumuz bir arpa boyu kadar uzarmış." derdi büyüklerimiz. 

Arife gecesi bayramdan bayrama alınan ayakkabılarımız başucumuzda uyurduk. Ne kadar huzurla ve sevinçle kapatırdım gözlerimi, yarın uyanacağım bayram sabahını yaşayabilmek için. Bayramlık giysilerimizi sabah gözlerimi açar açmaz ilk görebileceğimiz yere asardık. Zor ederdik sabahı ve güneşin ilk ışıklarıyla fırlardık yatağımızdan.

Hep özeldi bayram sabahları benim için, hep heyecanla kalkardım. Babam sabah ezanı ile giderdi camiye. Bayramlaşmak için de babamın gelmesini beklerdik camiden. Top sesleriyle başlardı bayram. Başta annem olmak üzere kapıda sıraya dizilirdik babamın elini öpmek için. İlk onun bayramını kutlardık. "Allah tekrarına erdirsin." diyerek babam da öperdi bizi, bayram harçlığımızı da verirdi elimize. Sonra annemizi kucaklayıp onun elini öperdik. Kardeşler birbirimize sarılarak evdeki bayramlaşmayı bitirirdik. Sonra bayram sofrasına otururduk ailece. Yemekten sonra dedemlere giderdik, ardından amcalar, halalar... 

Çok uzun ve çok güzel günlerdi bayram günleri. Aynı gün annemin köyüne giderdik. Orada bir başka güzel geçerdi bayramlar. Bütün kuzenlerim dedemlerin evinde olurdu, birçok kalp atardı o bereketli köy evinde. Bir başka güzel olurdu ninemin yer sofraları. Etli yufkasına (Tirit) bayılırdım. Ninemin yaptığı sütlaçların ve köy ekmeklerinin tadı hâlâ damağımda. 

Mahalle kültürü vardı biz çocukken. Bayramın ikinci günü bütün mahalleyi dolaşırdık harçlık ve şeker toplamak için. Mahallemizde durumu iyi olan ailelere gittiğimizde mendil hediye ederlerdi bize içine paralar yerleştirilmiş olan. Topladığım şekerlerimi yemediğim, evimizdeki şekerliğimize koyduğum birkaç güne sıkışmış kocaman mutlulukmuş o günler. 

Bayramları bayram yapan, ona yüklenen sosyal anlammış. Bunu şimdi çok iyi anlıyorum. Küsler barışırdı o eski bayramlarda, hasretler son bulur, hüzünler biterdi. İnsanlar akrabaları ve ahbapları ile bayramlaşmak için evlerinde misafirlerini beklerlerdi. Evlere misafir gelir, sıcacık olurdu mutluluğun taştığı evler. Bir aile mefhumu vardı, büyüklerin elleri öpülürdü. Öyle büyükler bırakılıp tatile çıkılmazdı, bir saygı vardı. Dünyanın bir ucundan öbür ucuna ulaşımın zorluğuyla gidilirdi anaya, babaya, akrabaya bayramlaşmaya. Şimdi ise telefonlarla, mesajlarla bayramlaşılıyor nice zamandır. 

Hele bu bayram ne anne ne baba ne akraba ne sevdiklerimiz ne de komşularımız... Bu bayram kapıların zilleri hiç çalmayacak. Sevdiklerimiz, komşularımız gelmeyecek. Şekerlikler boşalmayacak. Sarılamayacağız sevdiklerimize, dokunamayacağız... Tuşlarda yaşabilecek miyiz acaba bayramı?

Sevgi, saygı ve selamlarımla...

Kevser TOPYILDIZ KÜÇÜK

Bu yazıya emoji ile tepki ver
👤

Üye olarak yorum yapın

Yorumlarınız öne çıksın, bildirim alın

Yorum yaparken saygılı olmayı ve BafraHaber yorum yazma kurallarına uymayı unutmayın.Yorum ve site politikalarını okuyunuz
💬0 yorum

Kevser Topyıldız Küçük Yazarının Diğer Yazıları

Tüm Yazılarını Görüntüle →
ÜYE👤OL
Reklamsız Bafra Haber0538 515 75 75

Bafra'daki gelişmeler cebine WhatsApp'la gelsin

BAFRA Haberleri
SAMSUN Haberleri
KARADENİZ Haberleri
Politikalar
Kurumsal
⚠️

Tarayıcıda açın

Daha iyi deneyim ve oturum açma için bu sayfayı tarayıcınızda açın.

Tarayıcıda Aç

Bafra ile ilgili haberleri anında al