Bafra’da Roman Kültürü ve Zanaatkârlığın İzleri

Bafra da roman kulturu ve zanaatkarligin izleri

Samsun’un Bafra ilçesi, yalnızca tarımsal üretimiyle değil, aynı zamanda kültürel çeşitliliğiyle de dikkat çeken bir yerleşim alanıdır. Bu çeşitliliğin önemli bir parçasını Roman toplulukları oluşturur. Özellikle mübadele sonrası, Yunanistan’ın Drama şehrinden gelen Romanların Gazipaşa ve Gaziosmanpaşa Mahallelerine yerleştirildiği bilinmektedir. Bafra’daki Roman varlığı yalnızca bu mübadeleyle sınırlı değildir; daha erken dönemlere uzanan izler, ilçenin sosyal tarihine ışık tutmaktadır. 1835 tarihli Osmanlı nüfus kayıtlarında, Bafra’da “Kara Yaka Kiptisi” olarak kaydedilmiş beş erkek birey bulunmaktadır. Bu kayıt, yaklaşık on kişilik bir Müslüman Çingene ailesinin varlığına işaret etmektedir. Ailenin uğraş alanı olarak "elekçilik" belirtilmiştir. Bu bilgi, Bafra’da mübadele öncesinde de yerleşik bir Roman nüfusun bulunduğunu açıkça ortaya koymakta Roman varlığının Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan sürekliliğini belgelemektedir.

Bafra’da Roman Kültürü ve Zanaatkârlığın İzleri

Ayrıca Osmanlı arşivlerinde, “Poşiyan” adlı bir Ermeni taifesinin Bafra’da yaşadığı ve bu topluluktan cizye vergisi alındığına dair kayıtlar mevcuttur. Bu kayıtlarda Bafra’da poşiyanalara ait bir mahalleden bahsedilmekledir. Osmanlı dönemindeki bu mahalle Ermeni Mahallesi olma olasılığı oldukça yüksektir. Günümüzdeki İsmet Paşa Mahallesi bu mahalledir. Bafra’da Poşiyanlar, Çingenelerin bir alt grubu olarak kabul edilmekte olup elekçilik ve kalburculuk gibi zanaatlarla uğraştıkları anlaşılmaktadır. Bu durum, Bafra’daki Roman varlığının yalnızca mübadele sonrası değil, çok daha eski dönemlere dayandığını göstermektedir.

Bafra’da Roman Kültürü ve Zanaatkârlığın İzleri

Bu tarihsel izlerden biri de Bafra’da “Elekçi Yokuşu” olarak bilinen yer adıdır. İsmin kökeni kesin olarak bilinmemekle birlikte, çeşitli anlatılar bu adın Roman zanaatkârlarla ilişkili olabileceğini göstermektedir. Rivayetlere göre, Bafra’ya dışarıdan gelen bazı Çingene grupları, dönemin yerleşim merkezinin dışında kalan bu bölgede çadırlarını kurmuş; burada elek ve kasnak üretimiyle uğraşmış, aynı zamanda kalaycılık yapmışlardır. Ürettikleri ürünleri Bafra’da satarak geçimlerini sağlayan bu topluluklar, zanaatkârlık faaliyetlerini yoğun biçimde sürdürdükleri bu alana "Elekçi Yokuşu" adının verilmesine neden olmuş olabilir. Zanaatkârlık geleneğinin izleri yalnızca Bafra merkezinde değil, çevre köylerde de görülmektedir. Bafra’ya yakın konumda bulunan Kuşçular köyündeki “Elekçiler Mahallesi” bu kültürel mirasın bir başka örneğidir. Mahallenin adı, burada yaşayan toplulukların uzun yıllar boyunca elek üretimiyle uğraşmış olmasından kaynaklanıyor olabilir. Bu durum, Roman zanaatkârlığının bölgesel yayılımını ve yerleşim adlarına yansıyan etkisini göstermesi açısından dikkat çekicidir. Bugün “Elekçi Yokuşu” ve Kuşçular’daki “Elekçiler Mahallesi”, Gelemağra’daki Elekçiler mevkii geçmişteki üretim faaliyetlerinin ve kültürel etkileşimlerin sessiz tanıklarıdır. Roman topluluklarının zanaatkârlık geleneği, Bafra’nın yerel tarihine katkı sunmuş aynı zamanda sosyal hafızada iz bırakmıştır. Bu tür yer adlarının korunması ve tarihsel bağlamlarının araştırılması, yerel kültürel mirasın yaşatılması açısından büyük önem taşımaktadır.


Romanlar, bağımsız bir millet değil; Hindistan kökenli toplulukların bir parçası olarak tarih sahnesine çıkmışlardır. M.S. 5. yüzyılda Hindistan’ın kuzeybatısından başlayan göç yolculukları, İran ve Anadolu üzerinden Avrupa’ya kadar uzanmış; bu süreçte farklı kavimlerle karışarak homojen bir yapıdan ziyade çeşitlilik gösteren bir topluluk haline gelmişlerdir. Halk arasında zaman zaman “buçuk millet” gibi ifadelerle ya da efsanevi inanışlarla anılsalar da bu tür yaklaşımlar bilimsel temelden yoksundur ve topluluğun gerçek tarihsel kimliğini yansıtmaz. Avrupa’da tarih boyunca Yahudiler gibi dışlanmış, ötekileştirilmiş ve çeşitli dönemlerde katliamlara uğramışlardır. Özellikle Nazi Almanya’sı döneminde Romanlar, toplama kamplarında büyük acılar yaşamış ve soykırıma maruz kalmışlardır. Buna karşın, Osmanlı İmparatorluğu döneminde daha üretken bir rol üstlenmişler marangozluk, demircilik, gemi yapımı gibi alanlarda çalışarak devletin ihtiyaçlarına hizmet etmişlerdir. Lozan Antlaşması sonrasında ise Yunanistan’daki pek çok Roman, “Türk” kabul edilerek Türkiye’ye göç ettirilmiştir. Göçebe yaşam tarzlarına rağmen Romanları bir arada tutan en güçlü bağ, sosyal yapıları ve gelenekleridir. Eğlence, müzik, dans ve hatta büyücülük gibi unsurlar, Roman hayatında önemli yer tutar. Bu kültürel öğeler hem bireysel hem toplumsal kimliklerini şekillendirmiştir. Sosyal yapıları genellikle yaşlıların ve deneyimli bireylerin kontrolünde gelişir; karar alma süreçlerinde geleneksel otorite ön plandadır. İnanç bakımından yaşadıkları toplumların dinlerinden etkilenmişler; Hristiyanlık, İslam gibi büyük dinlerin yanı sıra, kendi geleneksel inançlarını da kısmen sürdürmüşlerdir. Bazı bayram ve kutlamalarda Hint kültürünün izleri hâlâ gözlemlenebilir.

Müzik, Roman kültürünün en belirgin ve evrensel yönlerinden biridir. İspanya’daki Albayzín bölgesinde yaşayan Roman topluluklarının Zambra adlı dansı ve müziği, Arap ve Yahudi etkileriyle harmanlanarak Flamenko’nun doğuşuna zemin hazırlamıştır. Flamenko’nun hüzünlü vokalleri ve ritmik ayak vuruşları, Romanların duygusal derinliğini ve özgür ruhunu yansıtır. Öte yandan Balkanlar’daki Roman müziği de dünya çapında ün kazanmıştır. Bulgaristan, Sırbistan, Romanya gibi ülkelerde trompet, akordeon, keman ve davul gibi enstrümanlarla icra edilen bu müzik türü; hızlı temposu, doğaçlama yapısı ve coşkulu melodileriyle tanınır. Macaristan’daki Çigan toplulukları da bu geleneğin önemli temsilcilerindendir. Türkiye’deki Roman toplulukları da müzik alanında derin ve canlı bir etki bırakmıştır. Özellikle Trakya, Ege ve Marmara bölgelerinde yaşayan Romanlar, düğün müziklerinden sokak performanslarına, sahne sanatlarından popüler kültüre kadar geniş bir yelpazede müziğin taşıyıcısı olmuşlardır. “Roman havası” olarak bilinen ritmik müzik türü; klarnet, darbuka, cümbüş ve keman gibi enstrümanlarla icra edilir. Edirne ve Tekirdağ gibi şehirlerde Roman düğünleri, müziğin en özgün haliyle yaşandığı sosyal alanlardır. İstanbul’daki Ahır kapı Orkestrası gibi topluluklar da bu kültürü sahneye taşımıştır. Roman kökenli pek çok sanatçı da Türkiye müzik sahnesine damga vurmuştur. Kibariye, güçlü sesi ve duygusal yorumlarıyla Türk müziğinde önemli bir yer edinmiş; Tarık Mengüç ise “Şakşuka” gibi parçalarla Roman ezgilerini pop kültürle harmanlayarak geniş kitlelere ulaştırmıştır. Hüsnü Şenlendirici gibi klarnet virtüözleri, Roman müziğini caz ve dünya müziğiyle birleştirerek uluslararası sahnelerde tanıtmıştır. Bu sanatçılar, Roman müziğinin sadece yerel değil, evrensel bir değer taşıdığını göstermiştir. Romanlar aynı zamanda sokak müziği kültürünün de önemli taşıyıcılarıdır. İstanbul, İzmir ve Edirne gibi şehirlerde sokaklarda yankılanan klarnet ve darbuka sesleri, Roman müziğinin canlılığını ve halkla iç içe oluşunu simgeler. Her yıl mayıs ayında Edirne’de düzenlenen Kakava Festivali, bu kültürün en renkli örneklerinden biridir. Tunca Nehri kıyısında binlerce kişi Roman müziği eşliğinde dans eder, eğlenir ve baharın gelişini kutlar.

Bafra’da Roman Kültürü ve Zanaatkârlığın İzleri

Bu kültürel zenginliğin yerel örneklerinden biri de Samsun’un Bafra ilçesidir. Bafra’daki Roman vatandaşların büyük çoğunluğu, Yunanistan’la imzalanan nüfus mübadelesiyle Drama şehrinden gelmiş; Gazipaşa ve Gaziosmanpaşa mahallelerine yerleştirilmiştir. Bu topluluğun Bafra’ya kattığı renk yalnızca müzikle, dansla ya da geleneklerle sınırlı değildir; aynı zamanda ince bir mizah anlayışıyla da kendini gösterir. Halk arasında anlatılan bir espri, bu durumu neşeyle özetler: Bafralılar, esmer tenli Roman vatandaşlara “Ten renginiz neden böyle?” diye sorduklarında, onlar gülerek “Biz geminin güvertesinde geldik, o yüzden karardık!” cevabını verirlermiş. Bu söz hem göçün zorluklarını hafifletme çabası hem de toplumsal uyumun bir göstergesi olarak hafızalarda yer etmiştir. Bafra’ya ilk geldiklerinde meslek sahibi olmayan bu insanlar, ayakkabı boyacılığı, müzisyenlik, büyük çiftliklerde amelelik, zenginlerin evinde temizlikçilik gibi işlerle geçimlerini sağlamışlardır. Bafra’da ayakkabı boyacılığı ilk olarak Ali Bey Çeşmesi çevresinde başlamış; zamanla Çarşı Camii önüne taşınmış ve burada herkesin yeri belli olacak şekilde düzenli bir sistem kurulmuştur. Bu noktadan geçerken Nuri Leflef ayakkabı cilasının kokusunu almamak neredeyse imkânsızdır. Bafra’da ortaokula ve liseye gidenler de ayakkabılarını burada taburanın üstüne oturur koyu bir muhabbetle ayakkabılarını boyatırlardı. Roman boyacılar, yazın sıcağında ve kışın soğuğunda sabahtan akşama kadar ekmek paralarının peşindedir. Pazartesi ve perşembe günleri kurulan pazarlar, boyacıların en yoğun çalıştığı zamanlardır. Bu boyacılar arasında Ümit Güngör, Sarpun’lu İbrahim Yılmaz ve oğlu Selami Yılmaz, Erdoğan Karabulut, Kara Mehmet Tokgöz, İbrahim Gençgör, Hasan ve Athuş Orakçı, Ali Kemal Yarar, Necati Karabulut, Aguş Karabulut, Demir Ali, Ali Kısaer ve Arif Akbaş gibi isimler öne çıkar. Ayrıca Gazipaşa Mahallesindeki meşhur ayakkabı boyacıları berber topal Nejdet’in dükkânın yanında bulunan Bedri Pekkara daha sonra oğlu meşhur davulculardan Mehmet Pekkara ve karşılarında Necmi Kısaer ayakkabı boyacılığı yapmışlardır. Roman kadınlar ise zengin evlerinde temizlik işlerine gitmiş; Tekel ve kereste fabrikalarında çalışmışlardır. Ayrıca Bafra’da büyük çiftliklerde tütün dikimi ve hasadı gibi işlerde de yer almışlardır. Bunlardan en meşhuru Köseli köyündeki Aziz Güriş çiftliğidir. Evleri genellikle tek katlı, altyapıdan yoksun mahallelerde bulunur; evlerde oturmak yerine sokakları sosyal yaşam alanı olarak kullanmayı tercih ederler. Bafra Belediyesi’nin çayırlık mahallesinde onlar için yaptırdığı çeşme başında halı ve kilim yıkamak gibi ortak faaliyetler gerçekleştirilir.

Bafra’daki Romanlar, müzik yetenekleriyle de tanınırlar. Ramazan aylarında davulculuk yapanlar ve Musiki Cemiyeti’nin önemli sazcıları bu topluluktan çıkmıştır. Doğuştan gelen bu müzik yeteneği, desteklenmesi gereken değerli bir kültürel mirastır. Bafra’da kim düğün ya da eğlence düzenleyecekse mutlaka Roman müzisyenleri tercih eder; onlar da neşeli ezgileriyle insanları eğlendirirler.

Bu topluluk içinde Bafra’da ün kazanmış zurnacılar arasında “Ölü Göz” lakaplı Selahattin Kurum, Suat Özkan ve Üstün kardeşler Mahmut, İsmet, Şenol, Yaşar davul ve zurnadaki ustalıklarıyla tanınır. Gazipaşa Mahallesi’nde oturan, tüm Bafra tarafından kibarlığı ve beyefendiliğiyle tanınan kemancı Osman Taşkıran, ilçenin müzik hayatında özel bir yere sahiptir. Onun ekibinde yer alan müzisyenler arasında udî Necmettin Keskin, klarnetçi Hazım Özkan, baterist Ünal Taşkıran ve udî Yekta Erişci bulunmaktadır. Yine isim yapmış müzisyenler arasında klarnetçi Nazım Sayyar da yer alır.

Roman müzisyenler, geleneksel “selesepet” kutlamalarında da sahnededir. Davullarını çalar, yanık sesleriyle maniler söyler; bu kutlamalara coşku ve renk katarlar. Onların ritmi, Bafra’nın sokaklarında yankılanan bir kültürel hafızaya dönüşür.

Günümüzde Roman Nüfusu ve Sosyoekonomik Zorluklar

Günümüzde Bafra’daki işsizlik gelecek kaygısı Roman nüfusunu, geçmişe kıyasla belirgin şekilde azalmıştır. Yapılan incelemelere göre ilçede toplam 8 mahallede 76 Roman hanesi ve 193 kişi tespit edilmiştir. En yoğun Roman nüfusu, 56 hane ve 139 kişiyle Gaziosmanpaşa Mahallesi’nde bulunmaktadır. Diğer mahallelerde ise hane ve kişi sayısı oldukça sınırlıdır. Bu demografik değişim, sosyal ve ekonomik koşulların etkisiyle yerleşim yapısında yaşanan dönüşümün somut bir göstergesidir. Bugün Çarşı Camii önünde ayakkabı boyacılığı yapan Roman sayısı da oldukça azalmıştır. Roman olmayan Selami Yılmaz dışında çok az kişi bu mesleği sürdürmektedir. Bu nedenle Bafra Belediyesi’ne önerilen, Kastamonu ve Erzurum belediyelerinin yaptığı gibi, tarihi dokuya uygun küçük ahşap boyacı kulübeleri inşa edilmesidir.


Bafra’da yaşayan Roman topluluğu, uzun yıllar boyunca Bafralılarla karşılıklı sevgi, saygı ve uyum içinde yaşamıştır. Adi hiçbir suça karışmamış, toplumsal düzeni bozmadan varlığını sürdüren bu topluluk; tarih boyunca zaman zaman ötekileştirilmiş olsa da, güçlü kültürel bağları ve üretkenlikleriyle topluma anlamlı katkılar sunmuştur.

Romanların Bafra’da bıraktığı izler; zanaatkârlık, müzik, mahalle yaşamı ve sosyal ilişkiler aracılığıyla şekillenen zengin bir kültürel mirası temsil etmektedir. Bu mirasın korunması, yalnızca Roman toplulukları için değil; Bafra’nın çok kültürlü tarihini yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak açısından da büyük önem taşımaktadır.


Emin Günaydın

Tarihçi Sosyolog

25.09.2025

Bu yazının yazılmasında bana her türlü desteği esirgemeyen Bafra’nın renkli siması, roman dilini konuşabilen aynı zamanda Kıbrıs Gazisi Necmettin Keskin’e sonsuz teşekkür ediyorum


KAYNAKÇA

DİNGEÇ, Emine, “19.Yüzyılda Bafra’da Poşiyan Taifesi”, Tarihi Sosyal Kültürel Yönleriyle Bafra, Ed. Osman Köse, C.2/137-148, Berikan Yayınları, Ankara 2023.

MEZARCIOĞLU, ALİ, Çingenelerin Kitabı, Cinius Yayınları, İstanbul 2010.

ÖZKAN, Rafet Ali, Türkiye Çingeneleri, T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 2000.

ÖZATEŞLER, Gül, Çingene Türkiye’de Yaftalama ve Dışlayıcı Şiddetin Toplumsal Dinamiği, Koç Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2016.

YILMAZ, Recep, https://www.bafrahaber.com/yazaryazi/cingeneler-zamani--36149.htm.

ARŞİV KAYNAKLARI

BOA, NFS, 979, s.1-15.

BOA, NFS,993, s.7.

KAYNAK KİŞİLER

Necmettin Keskin, (02.07.2025).

Galip Anarat, (26.08.2025).

İsmail Öğreten, (24.09.2025).


  • BafraHaber Yorum
  • Bafra’da Roman Kültürü ve Zanaatkârlığın İzleri içeriğine yorum yapmaktasınız
Favicon
  • Toplam Yorum 14
User defaultYorum Id: 246051
02 Ekim 2025
13:13
  • Yorum Id: 246051
  • 02 Ekim 2025
  • 13:13

Harikasınız hocam. roman kardeşlerimizin tarihe yazılı olarak geçmesi çok önemliydi. emeklerinize sağlık. bafra kültür tarihine yine büyük bir katkı sağladınız. emeklerinize sağlık. lütfen devam edin.

User defaultYorum Id: 246031
01 Ekim 2025
10:00
  • Yorum Id: 246031
  • 01 Ekim 2025
  • 10:00

Romanlar kırmızı çizgimizdir..nokta

User defaultYorum Id: 246015
30 Eylül 2025
01:05
  • Yorum Id: 246015
  • 30 Eylül 2025
  • 01:05

Bu insanlar bafranın hasmı has bafranın cocukları bafra halkının yüzde 99 nun en iyi zamanlarında bizlerle beraber olmuş insanlar dügünümüzü beraber yaptık sünnet dügünümüzü betaber yaptık komşuluk yaptık arkadaşlık yaptık asker arkadaşlıgı yaptık en kötü günümüzde hep beraber olduk hepsine minnatarırız iyiki varlar hüseyin s

Daha Fazla Yorum