Bu sadece radar uyarısı değil: Polis denetim sistemi nasıl tıkanıyor?

Bafra’da polis ve trafik uygulamalarının yerlerini haberleşme gruplarında paylaşarak diğer kişilere bildirdikleri iddiasıyla 10 kişinin gözaltına alınması tartışma konusu oldu. Bazı okurlar radar tabelalarını ve navigasyon uygulamalarını örnek gösterdi. Ancak uygulamanın yerini anlık olarak paylaşan bu gruplar, yalnızca sürücülere radar uyarısı yapmıyor; denetimden kaçmak isteyenlere güzergâh da gösteriyor. Böylece polis uygulamaları daha başlamadan işlevsiz hâle getirilebiliyor.
Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İlçe Emniyet Müdürlüğü Asayiş Büro Amirliği ekiplerince gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında, trafik ekiplerinin uygulama yaptığı noktaları çeşitli haberleşme gruplarında paylaşarak başkalarına bildirdikleri belirlenen 10 şüpheli gözaltına alındı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından Bafra Adliyesine sevk edilen şüphelilerle ilgili haber, Bafra Haber okurları arasında da tartışıldı.
Bazı okurlar, polis uygulamalarının yerini paylaşmakla radar uyarısı yapmak arasında fark bulunmadığını savundu.
Bir okur, “O zaman ‘radar var’ uyarılarını da kaldırmak gerekir. Sonuçta denetimi öğrenenler o güzergâhta trafikte yanlış yapmamış oluyor. Çok abartılacak bir suç olmamalı” yorumunu yaptı.
Başka bir okur, “Cezalar çok ağır. Radar Google Haritalar’da bile çıkıyor. Google’a dava açabilir misiniz?” diye sordu.
Bir diğer okur ise “Nasıl ki radar öncesinde radar uyarı tabelası varsa uygulama öncesinde de böyle bir durum mantıklı. Neden gözaltı yapıldı?” ifadelerini kullandı.
Okurların soruları ilk bakışta mantıklı görülebilir. Ancak burada cevaplanması gereken asıl soru şudur:
Bu gruplarda yalnızca radarın yeri mi paylaşılıyor, yoksa denetimden kaçmak isteyen kişilere yol mu gösteriliyor?
Radar uyarısı ile denetimden kaçış aynı şey değil
Radar uygulamasının temel amacı, sürücünün hızını düşürmesini ve trafik kurallarına uymasını sağlamaktır. Sürücü radar tabelasını gördüğünde hızını düşürüyorsa denetimin önleyici amacı gerçekleşmiş olur.
Emniyet Genel Müdürlüğü de trafik denetimlerinin temel amacının sürücülerde davranış değişikliği oluşturmak, insan hayatını ve sağlığını korumak olduğunu belirtiyor.
Ancak polis uygulamaları yalnızca hız denetiminden ibaret değildir.
Uygulama noktalarında sürücü belgesi, araç evrakı, emniyet kemeri ve alkol kontrolünün yanında aranan kişilerin yakalanmasına, ruhsatsız silahların ele geçirilmesine, uyuşturucu ve kaçakçılığın önlenmesine yönelik kontroller de yapılabilir.
Bu nedenle polis uygulamasının tam yerini ve zamanını anlık olarak paylaşmak, radar öncesine yerleştirilen uyarı tabelasıyla aynı sonucu doğurmaz.
Alkollü mekândan çıkanlar uygulamanın yerini soruyor
Söz konusu haberleşme gruplarında, alkollü mekânlardan çıkan bazı sürücülerin polis uygulamasına yakalanmamak için “Uygulama nerede?” diye sordukları, uygulamanın bulunduğu güzergâh hakkında bilgi aldıkları veya diğer grup üyelerinin bu kişileri önceden uyardıkları da belirtiliyor.
Bu noktada “Denetimi öğrenen sürücü kurallara uyuyor” savunması geçerliliğini kaybediyor.
Çünkü alkollü şekilde direksiyon başına geçen bir sürücü, uygulama noktasını öğrenince alkol kullanmamış hâle gelmiyor. Sadece polisin bulunduğu yoldan çıkıp başka bir güzergâha yöneliyor.
Alkollü sürücü denetimden kurtuluyor ancak trafikte kalmaya devam ediyor. Dolayısıyla sürücünün kendisiyle birlikte diğer araçların, yayaların ve yolcuların hayatına yönelik tehlike de ortadan kalkmıyor.
Bu paylaşım, trafik kuralına uyulmasını sağlamıyor; kuralı ihlal eden kişinin yakalanmasını engellemeye yarıyor.
Sistem adım adım nasıl tıkanıyor?
Polis ekipleri uygulama noktası oluştururken trafik yoğunluğu, ihbarlar, suç analizleri ve güvenlik ihtiyaçlarını dikkate alıyor. Ekip, araç, personel ve zaman bu planlamaya göre belirleniyor.
Uygulamanın yeri haberleşme gruplarında paylaşıldığında ise denetim kısa sürede etkisini kaybediyor.
Önce uygulama noktasının konumu gruba yazılıyor. Ardından denetimden kaçmak isteyen sürücüler ara sokaklara veya alternatif güzergâhlara yöneliyor. Alkollü sürücüler, aranan kişiler ya da araçlarında suç unsuru bulunanlar kontrol noktasına hiç girmeden yollarına devam edebiliyor.
Polis ekipleri uygulamanın deşifre edildiğini fark ettiğinde yer değiştirmek zorunda kalıyor. Bunun için dubalar, güvenlik ekipmanları ve araçlar yeniden taşınıyor; personel başka bir noktaya yönlendiriliyor ve yeni güvenlik tedbirleri alınıyor.
Yeni uygulama noktası da kısa süre içinde gruplarda paylaşılırsa aynı süreç yeniden başlıyor.
Böylece polis, denetim yapmak yerine sürekli yer değiştirmek zorunda bırakılıyor. Kamuya ait araç, personel ve zaman gereksiz yere harcanıyor. Denetim sistemi, uygulama noktası ile haberleşme grupları arasında süren bir kovalamacaya dönüşüyor.
Denetim yalnızca birkaç dakika geciktirilmiyor
Uygulama yerlerinin paylaşılması ilk bakışta basit bir mesaj gibi görülebilir. Ancak bu mesajların oluşturduğu zincir, denetimin tamamını etkileyebilir.
Aranan bir kişi kontrol noktasına gelmeden yön değiştirirse yakalama işlemi gerçekleştirilemez. Alkollü sürücü başka bir yola yönelirse trafikte tehlike oluşturmaya devam eder. Uyuşturucu, kaçak ürün veya ruhsatsız silah taşıyan bir araç güzergâh değiştirirse uygulamanın güvenlik amacı boşa çıkar.
Polis ekipleri de aynı kişileri yakalayabilmek için yeniden zaman, personel ve araç kullanmak zorunda kalır.
Yani mesele yalnızca bir sürücünün ceza yemekten kurtulması değildir. Bir uygulama noktasının deşifre edilmesi, yüzlerce aracın kontrol edildiği güvenlik zincirinin önemli bir halkasını işlevsiz bırakabilir.
Navigasyon uygulamalarıyla aynı mı?
Google Haritalar ve benzeri navigasyon uygulamalarında radar veya yol üzerindeki bazı kontrollerle ilgili kullanıcı bildirimleri bulunabiliyor. İçişleri Bakanlığı da şehirler arası güzergâhlardaki radar ve kontrol noktalarının sayısını kamuoyuna açık bir sistem üzerinden yayımlıyor.
Ancak bir güzergâhta denetim bulunduğunun genel olarak bildirilmesiyle, polisin tam konumunun ve hareketinin kapalı haberleşme gruplarında anlık olarak takip edilmesi aynı şey değildir.
Özellikle “Şu yoldan gitmeyin”, “Ekip buraya geçti”, “Alkol uygulaması var” veya “Şu sokaktan dönerseniz uygulamaya girmezsiniz” şeklindeki paylaşımlar, bilgilendirmenin ötesine geçerek denetimden kaçış için yol tarifine dönüşebilir.
Burada belirleyici olan yalnızca paylaşılan konum değil; paylaşımın amacı, kapsamı, sürekliliği ve kimlerin denetimden kaçmasına hizmet ettiğidir.
Asıl soru: Bu bilgi kimin işine yarıyor?
Tartışmayı yalnızca “Radar tabelası da var” cümlesi üzerinden yürütmek, meselenin büyük bölümünü görmezden gelmek olur.
Kurallara uygun araç kullanan, alkollü şekilde direksiyon başına geçmeyen, hakkında yakalama kararı bulunmayan ve aracında suç unsuru taşımayan bir sürücünün polis uygulamasından kaçmasını gerektirecek bir durum yoktur.
O hâlde uygulamanın tam yerinin anlık olarak paylaşılması en çok kimin işine yarıyor?
Radar uyarısı, sürücünün hızını düşürerek kurala uymasını sağlayabilir. Ancak alkollü bir sürücüyü uygulamadan kaçırmak, aranan kişiye güzergâh göstermek veya suç unsuru taşıyan bir aracın kontrol noktasına girmesini önlemek kamu güvenliğine hizmet etmez.
Bu paylaşımlar, birkaç kişinin ceza yemesini önlemekle kalmaz; polis ekiplerinin planlamasını bozar, personeli sürekli yer değiştirmeye zorlar, kamu kaynaklarını tüketir ve denetim sistemini tıkar.
Elbette kimin suç işlediğine mahkeme karar verecektir. Ancak toplum olarak şu ayrımı açıkça yapmamız gerekiyor:
Sürücüyü kurallara uymaya çağırmak başka, kuralları ihlal eden kişiye denetimden kaçacağı yolu göstermek başkadır.
Yapay zeka üretimidir.

Üye olarak yorum yapın
Yorumlarınız öne çıksın, bildirim alın