Bafralı Ünlü Karikatürist İsmet Lokman ile başbaşa

İsmet Lokman, Bedri Koraman ve gizli kalan yetenek Asaf Güzeloğlu…

Akbaba, Gırgır, 41 buçuk, Deve, Taş, Tef, Gölge, Fırt ve diğerleri... Dünya onları izledi, ödüller takdim etti ve ansiklopedilerinde yer ayırmayı ihmal etmedi.

Meslekleri dışında ortak bir özellikleri daha vardı.

Doğum yerleri aynıydı…

Samsun Bafra. 

Aynı memleketin ve hatta aynı mahallenin çocuğu olarak her daim gururlandığım, kendimde o samimi hissiyatı daima barındırdığım üzere hiç düşünmeden ve özgüvenin tavan yaptığı bir akşam saati karikatürün babası İsmet Lokman’ı ev telefonundan aradım.


Karikatürün merkezine seyahat edecektim.

- Buyrun ben İsmet.

- İsmet Bey, sizinle röportaj yapmak istiyorum, yok sohbet etmek… Daha doğrusu sohbet havasında bir röportaj efendim, kusura bakmayın tam toparlayamadım..ıh..

- Ben kimle görüşüyorum efendim?

- İsmim Murat, gazeteden, Bafra Haber’den  arıyorum sizi. Üstelik aynı memleketin çocuklarıyız.

Acemiliğin böylesi… Bu hızlı ve beklenmedik girişim üstatta şaşkınlık uyandırıyor.

Biraz bekliyoruz.. Nezaketle devam ediyor…

- Ben sizin telefonunuzu alayım ve müsait olduğumuzda haber vereyim olur mu?

Kurgu da bir problem vardı. İlk iletişimim monologdan öteye gidemedi. Reddin kibarcası mı, patavatsızlığımın üzerinden biraz zaman geçmesi gerektiği miydi gerçek?

Birkaç gün haber bekledim ve o haber gelmedi. Üstat Karikatüristin vakit bulamayacağını hayal edip bol bol canımı sıktım. Özetle çok yaklaşıp, teğet geçmiştim. 

Yaklaşık 1 hafta sonra tekrar aradım. Neden kabul edilmediğimin kenarından geçerek ima etmeyi tasarlıyordum ki; İsmet Beyden tonajlı bir sol dirsek alıp kendime geldim.

 “Ben de haber bekliyordum, sizi nerede ağırlayalım?” 

Siz nerede isterseniz efendim dedim. (Sonra öğrenecektim, evlerinin tadilatta olduğu bir dönemi denk gelmiştim. Ayrıca röportaj öncesi onlarca belgeyi hazırlamak için birkaç gün haber vermemiş, bendeki çocuk sabırsızlığı özetle)

Dışarıda olmaz çünkü arşivimden belgeler paylaşmak, sohbeti zenginleştirmek istiyorum.

Cumartesi gününe sözleşiyoruz.

Küçükyalı’daki güzel evinde kapıda ailece karşılanıyorum. 

İsmet Bey ve Demet Hanım güler yüzleriyle “hoş geldiniz” diyorlar. Böylelikle ilk adımı atar atmaz yabancılığı dışarıda bırakıp rahatlıyorum.

Karşımda 50 Yılı aşkın Karikatür hayatı ve bu hayata Otuzun üzerinde birincilik ödülü sığdıran dünyaca ünlü bir sanatçı vardı. 


Otursam mı, saygıdan ayakta mı kalsam kısa bir afallama yaşıyorum. Kıymetli eşi Demet Hanım beni bu kontrpiyede kaldığım durumdan kurtarıyor.

”Çay mı içersiniz?”

1938 yılında Bafra’da dünyaya gelen İsmet Lokman, 1934-1938 yılları arasında Bafra Belediye Başkanlığı yapan Merhum Zihni Lokman’ın oğlu İsmet Lokman, karikatüre çok küçük yaşlarda başladı ve ilk birinciliğini 1954’te elde etti. 1938 yılında Bafra’da dünyaya gelen ve genç yaşta ödül alan İsmet Lokman, sonraki yıllarda sanatıyla tüm dünyanın ilgi odağı haline geldi.

Ve başlangıca dönelim,60 yıl öncesine…

Daha çocuk yaşta çarşaf, duvar ve hatta kitapların paragraf aralarına resim çizerdim. İlk parayı kazanmam da yine çocukluğumda Göztepe’de muazzam güzellikteki bir köşkte yaşayan aslen saraylı Hanımefendi sayesinde oldu. Kendisi hatıralarını yazmaktaydı o tarihte. Arada bir durup bana bir sahne anlatıyor ve bende o anlattığı sahneyi resmediyordum. Çocukluğumda 10 lira büyük para, böylelikle ilk kez kazanmıştım.

Birinci olduğum yarışmaya dönersek; Son Posta’da rahmetli Adnan Aral vardı. Sene 1954, çocuk sayfası çıkıyordu renkli. işte ben o yarışmada birinci oldum. “Titrersin mücrim gibi baktıkça istikbaline” yazılı karikatürüm çok beğenilip ödüle layık görüldü.

Bakınız o karikatür(Son Posta Gazetesi-1954)

Birincilik sonrası hayatınızda neler değişti?

1954’teki birincilikle birlikte gazetenin kapısı aralanmış oldu. Resimlerim gazeteye hemen basılmaya başlandı. Benim orada yaptığım işler Türk büyükleri köşesiydi. Küçüğüm, yani çocuğum o zamanlar. Alpaslan’ı Mehmet Akif’i çiziyordum çocukların anlayacağı şekilde. Aradan zaman geçti, baktım ki hikâye bile yazıyorum. “Tek başına sen sayfa hazırlayacaksın” dediler. Kısa süre sonra sanki gazeteyi çıkarıyormuş gibi oldum.

Üst satırda Altını çizdiğim kısım rahmetli babası Zihni Lokman’ın otobiyografisinde benzer bir hadiseyi çağrıştırıyor, baba Zihni Bey Cumhuriyet döneminin ilk gazetelerinden birini çıkarıyor: “Tenvir-i Efkâr”

Baba Zihni Lokman’ın kaleminden (İlk kez bu röportajda yayımlanan ve merhumun bizzat kaleme aldığı otobiyografisinden aktarıyorum) 

Öteden beri ilçemizde bir gazete çıkarmak hususundaki fikrimi Medrese-i İlmiyye de okudum sırada arkadaşlarıma açtım. Hararetle karşılandığını görünce “Tenvir-i Efkâr” adıyla haftalık gazete çıkarmaya başladım (24 Mart 1922). 

İdarehanesi Tayyar Paşa Camii karşısındaki köşe başında ahşap bir binanın üstü olup 500 adet basılan, tertip ve içeriğiyle birçok il ve ilçe gazetelerinden üstün bulunan, kurucusu olmakla daima övündüğüm bu ilk memleket gazetesi eski ve yeni harflerle yayımını 10 yıl sürdürmüştür. 

Baba Zihni Lokman kimdi?

Yine Baba Zihni Lokman’ın kendi kaleminden;

“1913’te (Rumi 1319) Bafra’da doğdum. Babam Memleket soylularından Hacı Lokman ailesine mensup İsmail Hakkı Efendinin ve annem Zekiye Hanımın 10 evladından yedincisiyim. Güdelcizade rahmetli Rüveyde Hanım ve Mustafa Efendinin kızları Saadet ile evliyim. (1928)

“Osmaniye ve Rüştiye okullarından Pekiyi derece ile mezun olup ayrıca Fransızca da dâhil hususi tahsil gördüğüm gibi, İstiklal Savaşı sırasında kurulan Medrese-i İlmiye’de okudum. Osmanlıca, Türkçe ve biraz Arapça ve Farsça bilgimin esasını ve usulü ile musikiye vukufumu rahmetli babama borçluyum.”

Fatma Yüksel, Ayşe Aysel, Günseli, Yalçın, Yıldız, İsmet (İsmet Lokman-Karikatürist) ve İsmail Levent adlarında 7 çocuğum dünyaya gelmiştir. 1935 Yılında Doğan Yalçın adındaki oğlum 3 aylıkken zatürreeden ölmüş olup Emir Efendi Mezarlığı’nda yatmaktadır.”

Sohbete dönüyoruz…

Çok merak ettiğim dönemdir “Akbaba ve Gırgır”lı yıllarınız.

Mecmualar haricinde Akbaba ve Gırgır’da da çizdim. 70’lerde karikatüre daha fazla yoğunlaşmıştım. Gırgır’ın tüm başarısı halkın onu anlamasından ve sahiplenmesinden kaynaklandı. Simitçi, boyacı, sanatçı ve diğer her meslek grubundan insan… Herkes kendinden bir şey buluyor ve Gırgır’ı elden düşürmüyordu. 

Oğuz Aral’ı (Merhum) sormazsam aklımda kalacak, tanıştığınız dönemi anlatır mısınız?

Gırgır’da, Çemberlitaş’ta tanıştığım Oğuz Aral çok kıymetli biriydi. Onun sayesinde herkes Gırgır’da kendinden bir şeyler buldu. Bize gelir giderdi, söyleşilerimiz oldu, çok titiz biriydi rahmetli. O başarı çok nettir, karikatür hayatına hâkim olmuştur. Saydığım tüm isimler önemli insanlardı, onlarla aynı çatı altında olmak büyük şerefti. 

Tekrar tarihe uzanıyor ve Baba Zihni Lokman’ın kaleminden otobiyografisindeki “Atatürk ile dört kez aynı çatı altında bölümünü okuyoruz. 

Dolmabahçe Sarayı tören salonunda davetli olarak bulunduğum ilk Türk Dil Kurultayında, Harf İnkılâbı esnasında Samsun Vilayet Konağında, 12. Cumhuriyet Bayramı töreninde ve T.B.M.M.’nin Meclis açılış nutkunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü gördüm. 

Ayrıca Samsun, Ankara, İstanbul ve Zonguldak’ta birçok kez İsmet İnönü’yü, Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’yi, 1934’te İran Şahı Rıza Pehlevi’yi ve Cumhurbaşkanı Celal Bayar refakatinde Irak Kralı II. Faysal ‘ı…

Atatürk Döneminin Belediye Başkanı Zihni Lokman’dan, ünlü karikatürist İsmet Lokman’a dönelim…

Günümüzde karikatüre hak ettiği ilgi gösterilmiyor, sizce ne eksik?

“Zamanımızda pek karikatüre kıymet verilmediğini, karikatür köşelerinin yitip gittiğini gözlemliyorum. Karikatürün geleceğini münakaşa edebiliriz ama ümidimi hiç kaybetmedim. Klasik karikatür hep yaşayacaktır yeter ki basın biraz daha yer versin. Gençlerin hamlesi ve basının anlayışıyla yol açılır. Tabi halkın o eski ilgisi de olmalıdır. Simitçinin, mühendisin, doktorun, kapıcının… Müşterek beğenileri haline gelmeli karikatür, tıpkı Gırgır’lı yıllardaki gibi.

Karikatürlerinizde bir şey ilgimi çekiyor, genelde yazısız karikatürleriniz var, bu alışılagelmişin dışında sanki.

Sanatsal karikatürler genelinde yazısızdır lakin sizi yanıltmasın, sayfalarca şey anlatır. Burada çiziliyor Kanada’da anlaşılıyor. Yazısız karikatürün iyi yanıdır bu. O dil evrenseldir. Dünyanın pek çok ülkesinde işte bu sebeple kolay anlaşıldım ve ödüller aldım. Karikatür dergileri haricinde Milliyet ve Güneş gazetesi ilavesinde, sanat sayfası ekleri çıkardı, Son Posta’da baş sayfada sanatsal karikatüre yer veriliyordu.

Bugün hala çiziyor musunuz?

Az da olsa halen çiziyorum. Gözlerim müsaade etse daha fazlası olacak. Son zamanlarda çokça sanatsal konu aklıma geliyor. Eskiz olarak ajandalarıma çiziyorum. Dönem dönem de sergilere katılıyorum. Sonuncusu Eskişehir’de oldu. Bez pankartlar ve büyük puntolarla bir hayli ilgi gösterdiler. Neredeyse tüm karikatür kitaplarımı oraya bağışladım.(bahsettiği yüzlerce karikatür kitabıdır, külliyat hacminde düşünülebilir)

Yine tarihe kısa bir yolculuk yapalım, 

Baba Zihni Lokman, oğlu gibi hiç unutulmayacak bir esere imza atıyor, aynı eseri türküsünden de biliriz.

“Küprüden geçti gelin” in Köprüsü…

“Yıllardan beri Kızılırmak birçok can almıştır.  Asırlık ahşap ve köhne Kızılırmak Köprüsü’nün betonarme olarak yeniden yapılması için (daha önceki yıllarda Milli Mücadele Ankara İstiklal Mahkemesi Başkanı olan) dönemin Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya ile görüştüm. Durumun önemini ve her yıl vuku olan kazaları ayrıntıları ile anlattım. Aradan çok zaman geçmeden inşaatına başlanan köprü süratle yapıldı. 

Teklifim üzerine köprüye Bafra Belediye Meclisince Ali Çetinkaya Köprüsü adı verildi. Köprüyü yaptırdığından dolayı Bakan’a Bafra namına teşekkürlerimi bildirerek 04.11.1937’de yapılacak açılış töreninde bulunmasını telgrafla rica ettim. Cevaben memnuniyetlerini ve teşekkürlerini bildirip işlerinin yoğunluğu sebebiyle Müsteşarı Arif Batın’ı göndereceğini bildirdi.

Açılış günü müsteşar bir heyetle geldi. İl ve ilçenin mülki ve askeri erkânı ile kadın, erkek bütün kasaba halkının, civar kasaba ve köylülerin iştiraki ile ve büyük gösteriler arasında Köprü işletmeye açıldı. 1937 Tarih ve 713 sayılı Samsun ve 10.11.1937 tarih ve 31 sayılı Bafrasesi gazetelerinde konuşma metnim vardır.”

Dönüyoruz ismet bey ile röportajımıza;

Mimar olduğunuzu okumuştum.

Şimdiki adı Mimar Sinan Üniversitesi olan Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek İç Mimarlık Bölümünden ve Almanya’da (Goethe Institute ) Goethe Enstitüsü’nden mezun oldum. 

Bedri Koraman’la hem meslektaş hem de aynı memleketin çocuklarısınız, sık görüşür müydünüz?

84’te ödül aldım Hürriyet’ten, kendisi jüri üyesiydi. Sohbetimiz için uygun ortam denk gelmedi. O tarihte albüm imzalamıştı bir de bana. Kendisini severim.

Çok şaşırıyorum bu duruma.

Döneminizde beğendiğiniz karikatüristleri merak ediyorum.

Turan Selçuk ilk beğendiğim karikatüristti, özenmeyen yoktu diyebilirim. Son Posta Gazetesi’nde Nihat Bey ve Osman Filiz Bey vardı. Sonra gazeteye benden birkaç yaş büyük biri geldi, Yurdagül Göker. O kadar bilgiliydi ki, karikatür tarihi dalında, ben ona hep “kitap yazacaksan yaz da bizde faydalanalım” demiştim. Halen onun bilgilerinden faydalanırım.

Yabancı olarak da beğendiklerim arasında İgor Simirnoff’u sayabilirim. Kendisi çok kıymetli arkadaşımdır.

Osmanlı döneminde karikatür çizilir miydi?

Diyojen vardı 1870’lerde, Namık Kemal, Teodor Kasap ve 1908’lerde Salah Cimcoz. Çok sonra Akbaba takip etti. Berberde kasapta her yerde Akbaba o dönemlerde. Kapandığında çok üzülmüştüm.

Özetle karikatür, Osmanlı döneminde de ilgi odağı olmuştu.

Tarihe kısa bir yolculuk daha…

Osmanlı Ailesi Karikatürist İsmet Lokman’ın aile büyüklerinden haberdardı ve Cumhuriyet öncesi dönemde kurulan İnas Rüştiyesi’nin (İlk Kız Ortaokulu, sene 1800’lerin sonu) öncüleri olması sebebiyle; Osmanlı İmparatoru Sultan Mehmet Reşad Han İsmet Lokman’ın dedesine ferman gönderiyor…

Zihni Lokman’ın ağzından: Osmanlı İmparatorluğu’nun 35. Hükümdarı Sultan Mehmet Reşad Han tarafından Hacı Lokman oğullarından babam İsmail Hakkı Efendi’ye (1856-1929) verilen Bafra’da Kain Mahmut Tayyar Paşa Cami-i şerifi hatipliğine ait 3 Cemaziyelahir 1327 ( 3 Haziran 1911)tarihli beratıdır.

İşte o berat; 

Dönüyoruz ismet bey ile röportajımıza;

1960’lardan sonra daha özgür daha evrensel çizgileriniz olduğu görülüyor.

Çünkü 50’lerde çocuk sayılırdım. Çocukken ünlü olmuştum. Öğrencilerin anlayacağı karikatürler yapıyordum o tarihlerde. 60 sonrası yazısız karikatürlere daha çok yöneldim. Burada dikkat edilmesi gereken balon/bulut da yazılanla resmin senkronizasyonudur. Oraya gülücük yazılmaz, sen güldüreceksin okuru. Sururi devrinde örneğin resmin altındaki yazıları kaldırıp başka bir şey yaz, resim ona da uyuyor…

Kimselerin görmediği yeni yayımlanacak Karikatür kitabı elimde, sayfaları karıştırıyorum.

Yakında toplu basımı gerçekleşecek genç adam. ilk ve çoğaltılacak olan baskıdır. Bu kitabın dışında hiç yayımlanmamış karikatürlerim de var. Talep ettiğiniz için gazetenize de bir tane çizip göndereceğim, hatta Bafra Pidesi konulu bile olabilir…

Hiç konu sıkıntısı çekmez misiniz?

Günlük olaylar, ekonomik, siyasi... O kadar çok konu olmasına rağmen karikatürle uğraşmayan pek konu çıkaramaz veya fark etmez. Hatta O bir kuş görür ve o kuş sadece uçar, karikatürcü öyle bir işler ki, o kuş bizden olur, dillenir, renklenir. Karikatürcü fotoğrafın tamamını görür, görmelidir. Mesela bak burada bir kral çizdim tahtında oturuyor, tam karşısında ayaklarına kapanmış biri. Farkındaysan kralın kulakları olması gereken yerde değil, ayaklarının yanında. Yani ayağına kapananı ayağıyla dinliyor. 

Doğduğunuz toprakları ziyaret etme fırsatınız oldu mu?

İki kez geldim Bafra’ya. 1938 Yılında doğduğum Bafra’dan ben 5 yaşındayken yani 1943’de göç ettik. Önce Zonguldak sonra İstanbul’a taşındık.

Bir sergide doğduğunuz memlekette tertiplesek, katılır mıydınız? Açıkçası biz girişimlere hemen başlamayı o kadar çok istiyoruz ki…

Tabi ki, neden olmasın. Uzun seyahatler sağlığıma zarar verebiliyor, ama eşim Demet’le birlikte böyle bir organizasyona seve seve katılabilirim.

Ona bakıp, dünyaya dilsiz anlatımı nasıl başarabildiğini, lisanların onun çizimleri karşısında çaresiz kalıp nasıl sadece detaya tercüman olabildiğini düşündüm ama soramadım. Sırasıyla bazı haller yaşadım;

Ödülleri saymak istedim, olmadı. 50’nin üzerinde. 

Mütevazılığını naçizane ölçmek istedim çapım yetmedi.

Daha az sorup daha çoğuyla karşılaşınca da yazmaya kalem yetmedi.

Huzur veren mizah anlayışı, sözsüz yüklediği onlarca sayısız mana, zıtlıklar ve evreleri görmekle kalmadım o çizgilerde, Türk Karikatürünün merkezine seyahat etmiştim.

Bana bu şansı veren, kıymetli insan, büyük Karikatürist Sayın İsmet Lokman’ı ve hayat arkadaşı çok kıymetli Demet Hanım’ı tanıma şansını yakaladığım için çok memnun ayrılıyordum. 

Her ikisine de uzun ömürler diliyorum,

Teşekkürlerimizle Üstad.

Zihni Lokman (Rahmetli Belediye Başkanı)

(Ferman’ın gönderildiği rahmetli İsmail Hakkı Lokman, İsmet Lokman’ın dedesidir.)

Röportaj da yayımlanan otobiyografi Sn. İsmet Lokman arşivinden alınmıştır.

 

1950 li yıllar, küçük İsmet karikatür çizerken..

Bakınız İsmet Lokman’ın Karikatür ödülleri.

1976 Uluslararası Nasrettin Hoca Karikatür Yarışması Karikatürcüler Der. Armağanı

1977 Uluslararası Nasrettin Hoca Karikatür Yarışması Jüri Özel Ödülü

1977 Uluslararası Gabrovo ( Bulgaristan) Karikatür Yarışması Bronz Şild Ödülü

1984 Uluslararası Simavi Karikatür Yarışması Şeref Mansiyonu

1988 Uluslararası Simavi Karikatür Yarışması Erol Simavi Özel Ödülü

1989 Uluslararası Simavi Karikatür Yarışması Şeref Mansiyonu

1989 Kütüphaneciler Derneği Karikatür Yarışması Büyük Ödülü

1989 Kimya Mühendisleri Odası Karikatür Yarışması Büyük Ödülü

1989 Uluslararası Nasrettin Hoca Karikatür Yarışması Büyük Ödülü

1989 Marmara ve Boğazları Belediyeleri Karikatür Yarışması Büyük Ödülü

1989 Ormancılar Derneği Karikatür Yarışması Başarı Ödülü

1989 Uluslararası Yomiuri Shimbun Karikatür Yarışması (Japonya) Excellent Ödülü

1990 Uluslararası Simavi Karikatür Yarışması Şeref Mansiyonu

1990 Çankaya Belediyesi Karikatür Yarışması Üçüncülük Ödülü

1991 Seyhan Belediyesi Yarışması Karikatürcüler Derneği Özel Ödülü

1991 Uluslararası Nasrettin Hoca Karikatür  arışması Milliyet Sanat Dergisi Özel Ödülü

1991 Uluslararası Yomiuri Shimbun Karikatür Yarışması (Japonya) Excellent Ödülü

1991 İstanbul’u Temiz Tutalım Dernegi Yarışması Büyük Ödülü

1992 Uluslararası Nasrettin Hoca Karikatür Yarışması Kimya Mühendis. Odası Özel Ödülü

1992 Uluslararası Knokke Heist Karikatür Yarışması (Belçika) Şeref Mansiyonu

1992 T.M.M.O.B. Şehir Plancıları Odası Yarışması Üçüncülük Ödülü

1992 Milli Piyango Genel Müdürlüğü Karikatür Yarışması Büyük Ödülü

1993 Sincan Belediyesi Karikatür Yarışması İkincilik Ödülü

1993 Uluslararası Yomiuri Shimbun Karikatür Yarışması (Japonya) Citation Ödülü

1993 Uluslararası Nasrettin Hoca Karikatür Yarışması Başarı Ödülü

1993 Uluslararası Simavi Karikatür Yarışması Şeref Mansiyonu

1995 Uluslararası Yomiuri Shimbun Karikatür Yarışması (Japonya) Şeref Mansiyonu

1996 Çarşı Mağazaları Karikatür Yarışması Başarı Ödülü

1997 Umut Vakfı Karikatür Yarışması Karikatürcüler Der. Özel Ödülü

1997 Devlet Demiryolları Karikatür Yarışması Mansiyon Ödülü

1998 Uluslararası Yomiuri Shimbun Karikatür Yarışması (Japonya) Şeref Mansiyonu

1999 Uluslararası Yomiuri Shimbun Karikatür Yarışması (Japonya) Excellent Ödülü

2002 Uluslararası Yomiuri Shimbun Karikatür Yarışması (Japonya) Excellent Ödülü



  • BafraHaber Yorum
  • Bafralı Ünlü Karikatürist İsmet Lokman ile başbaşa içeriğine yorum yapmaktasınız
Favicon
  • Toplam Yorum 2
User defaultYorumcu-105467
07 Kasım 2020
08:59
  • Yorumcu-105467
  • 07 Kasım 2020
  • 08:59

Ne diyebilirim ki oybir akrabami tebrik ederim

User defaultYorumcu-105467
07 Kasım 2020
08:58
  • Yorumcu-105467
  • 07 Kasım 2020
  • 08:58

Ben cemil lökman ilk defa akrabagim