GÜNDEM

Referandum Sürecinde Siyasi Ahlak

 
 213
Bafra Haber

 |  - Ülkede referandum başlığı altında bir çılgınlık yaşanıyor.

Ülkede referandum başlığı altında bir çılgınlık yaşanıyor. Sönmüş şöhretlerinden medet uman bir kısım siyasilerin elinde ki üç beş oyu, İngilizlerin dediği gibi;  ``Now is the time`` dercesine ranta tahvil etmek, siyaset sahnesinde daha iyi bir yer almak ümidiyle hareket ettiği talihsiz bir sürece tanık oluyoruz. Bildik bu siyasilerin Exchange büroları gibi çalışan basın yayın kuruluşlarına başvurarak; ``Ben HAYIR diyen partinin `evet` çisiyim bana uygun bir şeyler var mı zira bizim partide ne para var ne de ikbal oyumu değerlendirmek istiyorum.`` deme telaşına düştüğünü kaygıyla izliyoruz.
Referandumdan `evet` ya da HAYIR çıkması bir tarafa bu süreçte insanımızdan eksilenleri müşahede etmek ayrı bir ızdırap! Tüm yaşanmışlıklarına HAYIR diyip gelecek kaygısı ile `evet` demek, tüm dostluklarına HAYIR diyip yeni heyecanlara `evet` demek, tüm inandıklarına HAYIR diyip yeni (F)ikirlere evet demek`
 
Doğru sorular ile bu paradoksal durumu irdelemekte fayda var.
İnsanlar değişemez mi` Fikren farklılaşamaz mı` Tabi ki değişir tabi ki farklılaşır ancak bu değişim belli bir süreçte yaşanır ise belli bir kaynağa dayanır ise manalı ve faydalıdır zira 1 ayda 20 kilo vermek bedenen ne kadar sağlıksız ise 1 ayda ideolojik değişimi yaşamakta ruhen o kadar sağlıksızdır. Bu tip değişimlerin en zor kısmı istikrarı sağlayarak tekrar saygınlık kazanmaktır. Dikkate alınmanız için geri kalan ömrünüzde ram ettiğiniz fikri çizgide yaşamanız gerekir. Bu istikrarı sağlayamazsanız değişimin cazibesi ile dönme dolaba benzersiniz!
Parti mensubu olup partiden ayrı düşünülemez mi` Düşünmek insanı şerefli kılar. Descartes`in dediği gibi; ``cogito erge sum`` -Düşünüyorum o halde varım- asırlara anahtar olmuş rasyonel felsefenin temel tümcesidir. Dünyayı akıl ile anlamaya çalışan bütün düşünürler düşünme yetisini erdem bilmişlerdir. Diğer yandan yüce kitabımız Kuran-ı Kerim de ise Allah (c.c) ayetler ile insanlık âlemini defalarca düşünmeye davet etmiştir. Farklı düşünmenin sakat olduğunu düşünmek acizliktir bununla birlikte insanın farklılaşmaya 55 yaşından sonra başlaması manidardır. İnsanın aklına ister istemez şu soru takılıyor; milletin vekili olduğunuz dönemde bu melekeleriniz yok muydu`

Peki insanlar elinde ki oyu ranta tahvil edemezler mi` İnsanoğlunun güce her zaman ihtiyacı vardır. Kimisi Bu gücü makamı aracılığı ile kullanır kimisi de parasıyla hüküm sürer alabildiğine. Varlığa alıştıktan sonra bunu kaybetme, sıradanlaşma hülyası bile kimilerine kabus gibi çöker. Yüksek model arabaya binmek, pahalı evlerde oturmak, çocuğunu özel üniversiteye göndermek, tekrar başkan, milletvekili olmak` kutlu hasretler!
Kişisel husumetler insanın oyunu etkileyebilir mi` İnsan nefistir, her insanın şeytanı vardır. Örneğin değer verdiğiniz bir insanı görmeye gittiğinizde selamlaşmak için elinizi uzattığınızda eğer eliniz havada kalırsa bu çok sinir bozucu bir şeydir yada çok değer verdiğiniz bir cami imamını bir yakınınız eleştirirse bu psişik durumda sizde derin izler bırakabilir. Oyunuzu değiştirmeden önce şunları da düşünmeniz akılcı olacaktır; kendisini görmeye gittiğiniz bir insan niye sizi muhatap alıp elinizi sıkmamıştır, sizin değer verdiğiniz imam sağ olan yakınlarınızla muhatap dahi olmazken neden ölen yakınlarınızdan medet umar hale gelmiştir!
Referandumun siyaset üstü bir olay olduğu, partisi HAYIR dese de `evet` diyerek ilmi bir duruş sergilediğini iddia etmek ne kadar rasyonel, tartışmakta fayda var. Bu siyasi ahlak tartışmaları yaşanırken Referandum sürecine bir de siyaset bilimi açısından bakmakta yarar görüyorum.
 
Bilindiği üzere devlet üç erk üzerine inşa edilir; Yasama, Yürütme ve Yargı. Bu erkler devletin temsil ettiği milletin ihtiyaçları doğrultusunda dizayn edilir ve bu dizaynda siyasal rejimi belirler. Ülkemiz güçler ayrımına dayanan parlamenter bir siyasal sistem ile yönetilmektedir. Bu rejimin motorsal gücü Yasa koyucu olarak çalışan meclistir ve mecliste sandalye gücü fazla olan parti tarafından Hüküm(et) edilir. Bu durum da Anayasa değişiklik paketini meclise getiren ve oylatan güç siyaset üstümüdür yoksa siyasetin ta kendisimidir düşünmek gerekir. Değişiklik paketinin halka tanıtım sürecinde parti teşkilatları, belediyeler ve valilikler aracılığı ile propagandanın yapılması referanduma siyasetin nasıl bulaştığının acı bir göstergesi değil midir. Türbelerde, camilerde ve mescitlerde tanıtım eylemleri yapan bir siyasi organizasyon eğer bir siyaset üstülük atfedecekse dini yüceltmesi gerekirken onu dahi hoyratça kullanmaktadır. Bu gelişmeler ışığında siyaset üstü düşünme erdemi gösteren erdem sahipleri Oruç Baba Türbesinde sirke ile birlikte `evet` broşürü dağıtan bir siyasal organizasyona destek vermeyle siyaset üstü hareket etmeyi nasıl izah edip, mensup oldukları millete nasıl kutlu bir hizmet yapmaktadırlar!
 
HAYIR muhtevasında bulunup `evet` düsturuna eren aktif siyasetçiler;  Partilerine bağlı olduklarını, fakat bu işin parti işi olmadığını, milletini düşünen muhafazakar bireyler olarak ``evet`` diyeceklerini söyleyerek oylarına meşruiyet kazandırma telaşına giriyorlar. Telaşlanmaları gayet doğaldır zira Vasıfsız İşçiler Derneğinin üyesi iken bile dernek amacına aykırı davranmak üyelikten çıkarılma sebebi iken Türkiye üzerine siyaset yapan bir partinin seçilmişi, delegesi veya üyesi olarak mensubiyetine aykırı beyanlarda bulunmak elbet ruha sıkıntı verir. Seni temsilcisi olarak seçip makama oturtan bir partinin genel başkanını muadillerinden üstün görmek, sana millete vekil olma onurunu veren bir hareketi rakiplerine üstün saymak muhakkak uyku kaçıran mevzulardır. Bu durumu yadırgamak maddenin tabiatına aykırıdır zira uzayda cisimler konumlarını korumak için nasıl mukavemet gösteriyorlarsa güç sevdalısı ruhlarında büyük bir çaba ile kendilerine işgal edecekleri yeni bünyeler araması gayet normaldir. 
 
Yaşanılan bu süreçte ilginç olan şeylerden biride ülkenin çeşitli yerlerinde temsil ettikleri partilerin dışında tutum belirleyen siyasilere, gazetelerde çıkan haberlere göre parti yönetimlerinin; ``Siz istifa edin `` diyerek arkadaşlarının ayrılıklarını bile onurlu bir şekilde yapmalarını öngörmeleridir. Milletinin çıkarını düşünen, referandumu siyaset üstü gören muhafazakâr siyasetçiler, yıllardır kendilerini taşıyan partileri hiçe sayarcasına verdikleri beyanları yapmadan önce istifa edip ardından görüş beyan etme onurunu 40 yıllık davalarına  keşke çok görmeselerdi. Gözden kaçırdıkları asli nokta ise şudur; görüşünü tasvip etmeyip ideolojik ayrılma yaşayarak dönüşü olmayan bir yola giren siyasilerin bugün mevcut sıfatları ile dinlenip manşete çıkarılmalarının sebebi hala hazırda beğenmedikleri partilerin ya mevcut seçilmişleri ya da eski seçilmişleri olmalarıdır.
 
Çıldırasıya yaşanan bu siyasi süreçte hariçten gazel okuyan mensuplarına karşı siyasi partilerin egemenlik haklarını kullanmaları sanırım önümüz günlerde partilerin kendi içlerinde konuştukları en başcıl sorun olarak temayüz edecek.

Yiğit YILDIRIM

  • BafraHaber Yorum
  • Referandum Sürecinde Siyasi Ahlak içeriğine yorum yapmaktasınız
Favicon
  • Toplam Yorum 0