BAFRA

Padişaha Kereste Vermeyen İsyankar Bafra Müftüsü Abdurrahim

 
 5462
Padişaha Kereste Vermeyenİsyankar Bafra Müftüsü Abdurrahim - 2. Bafra Sempozyumu, tarihte bir Bafra Müftüsünün padişaha baş kaldırıp ağaçları kestirmediğini ortaya çıkardı. 
Bafra Haber

 |  - 2. Bafra Sempozyumu, tarihte bir Bafra Müftüsünün padişaha baş kaldırıp ağaçları kestirmediğini ortaya çıkardı. 

Türkiye son günlerde Akbelen’deki ağaç kıyımını tartışıyor. Halk ağaçlarına sahip çıkarken, hükümet patronları kollayarak halkının üzerine jandarmasını salıyor. 

1706-1707 yılları arasında Bafra’da yaşanan vaka o günlere damgasını vuruyor. Bafralı Müftü Abdurrahim, padişahın kereste temini için gönderdiği fermana baş kaldırıyor ve “bizim dağlarımızda kereste yokdur” diyerek Sinop nahiyelerinden ücret karşılığı Bafra’ya gelen baltacıları dağlara sokmuyor. 

Bafra Müftüsü Abdurrahim’in yaptığı o gün için de birlerine göre isyan, birilerine göre ise haklı bir başkaldırı. 

Şimdi bu tarihi olayı ve Müftü Abdurrahim’in başına gelenleri 2. Bafra Sempozyumunda ortaya çıkaran Prof. Dr. Alpaslan Demir’in kaleminden okuyalım.

“Ferman padişahınsa dağlar bizimdir”

Bafralı Müftü Abdurrahim Vakası

Trabzon beylerbeyisi ve Bafra naibine ve Trabzon kalesi dizdarlarına gönderilen hükümden anlaşıldığı üzere Mehmed eskiden mevkufatçı olub 1706 yılında Sinop’ta ve Küplüağzı isimli yerde kalyonlar inşasına memur olarak görevlendirilmiştir. Mehmed, Sinop’ta yapımı emredilen üç adet kalyonun kerestelerini hazırlamış ve ayrıca bir önceki sene Küplüağzı isimli yerde inşa edilmesi için emir gönderilmiş olan iki adet kalyonun kerestelerini de Aralık 1706 tarihinde gönderilen padişah emri üzerine Engiz Dağı’ndan kesilmesi için adamlar göndermiştir.

Fakat 23 Şubat 1707 tarihli hükümden anlaşıldığı üzere Bafra müftüsü olan Abdurrahim, Bafra halkını tahrik etmiş ve “bizim dağlarımızda kereste yokdur” diyerek ortalığı karıştırmıştır.

Bunun dışında Sinop nahiyelerinden ücret karşılığı getirilen baltacıları dahi dağlara koymayarak kereste kesimine engel olmuştur. Bununla da yetinmeyip iki bin kadar silahlı halkı yanına toplayarak ücretli olarak dağlarda kereste kesecek olanların üzerine hücum etmişlerdir. Kerestelerin vaktinde yetişmesine engel olan ve Bafra halkını fesada sürükleyen Bafra Müftüsü Abdurrahim yakalanarak Trabzon kalesine hapsedilmiş fakat bir yolunu bularak tekrar memleketine yani Bafra’ya gelmiştir. Gönderilen hükümde Padişah, sadece Müftü Abdurrahim’i değil onunla hareket edenlerin de yakalanmalarını ve Trabzon kalesine hapsedilmelerini hatta emir gelene kadar da kesinlikle serbest bırakılmamalarını emretmekteydi.

Şubat ayında gönderilen hükmün üzerinden iki ay geçmeden Nisan 1707 tarihinde Trabzon Beylerbeyine ve Trabzon kalesi dizdarına bir hüküm daha gönderilir. Bu hükümde daha önce gönderilmiş olan Şubat 1707 tarihli hükümde anlatılanlar tekrarlanmıştır. Bu hükümden anlaşıldığı üzere Bafra Müftüsü Abdurrahim hala yakalanamamıştır. Abdurrahim’i yakalayamayan devlet onunla hareket ettiği düşünülen kişilere yönelmiştir. Gönderilen hükümden anlaşıldığı üzere yakalanamayan Müftü Abdurrahim’in yakın arkadaşı olan ve onunla hareket eden Hasan Efendi’nin yakalanarak kapıcıbaşı Yusuf tarafından Trabzon’a götürülmesi ve Trabzon kalesinde hapsedilmesi emredilmektedir.

Aynı emir başka bir hüküm ile kapıcıbaşılarından Yusuf ve Bafra naibine de gönderilmiştir. Fakat aradan dört ay geçmesine rağmen Ağustos 1707 tarihinde Samsun kalesi dizdarına gönderilen hükümden anlaşıldığı üzere Bafra müftüsü hala firari durumdadır. Devlet, Abdurrahim’i yakalayamamıştır ama çevresindeki arkadaşlarına da baskıyı artırmıştır. Nitekim kapıcıbaşı Yusuf, Şaban isminde birini “sen müftü Abdurrahim’in talebelerindensin ve onunla birlikte firar ettin” diyerek kendisini Samsun kalesine hapsetmiştir. Kapıcıbaşı Yusuf’un nisan ayına ait emirle gönderildiği göz önüne alınırsa Şaban muhtemelen 3-4 aydır Samsun’da hapistir. Kendisine haksızlık ve zulüm yapıldığı ve hakkında ferman olmadan hapsedildiğini söyleyen Şaban serbest bırakılmasını talep etmektedir. Gerçekten de kapıcıbaşı Yusuf’a verilen emirde Hasan Efendi isimli kişinin yakalanması söylenmekteydi. Dolayısıyla gönderilen hükümde Şaban’ın kendi halinde biri olması dolayısıyla serbest bırakılması Padişah tarafından emredilmektedir.18 Ağustos sonlarında gönderilen hükümde hala firari olduğu söylenen Müftü Abdurrahim muhtemelen ağustos sonu veya eylül başı gibi yakalanmış olmalıdır. Çünkü Eylül ayı sonlarında Bafra naibine ve Trabzon kalesi dizdarına gönderilen hükümde Abdurrahim’in arzuhal gönderdiği ve kendisi ile ilgili iddialardan dolayı tutuklu olduğu Trabzon kalesinden serbest bırakılarak memleketi olan Bafra'ya gitmek istediği bildirilmektedir. Yaşanan tüm bu olayların akabinde tekrar memleketi olan Bafra’ya dönmek istemesi aslında memleketine duyduğu aidiyetin de göstergesi olabilir. Nitekim mevcut konumunu kaybedebileceğini bile bile hemşehrilerinin sıkıntıları karşısında yanlarında durması ve hatta onlara önderlik etmesi de ancak bu aidiyet duygusu ile açıklanabilir. Gönderilen emirde reaya işlerine karışmamak, fermanın aksi işlere girişmemek ve kendi halinde olmak şartıyla serbest bırakılması istenmektedir.

Nisan 1707 tarihinde Müftü Abdurrahim’in yakın arkadaşı olması nedeniyle yakalanması emredilen Hasan muhtemelen ancak ağustos-eylül gibi ele geçirilmiş ve Trabzon kalesine hapsedilmiştir. Çünkü, ekim ayında Trabzon Beylerbeyi’ne ve Trabzon kalesi dizdarına gönderilen hükümde Hasan Efendi’nin arzuhal gönderdiği ve Bafra Müftüsü Abdürrahim Efendi'nin yakın arkadaşı olduğu için hapsedildiğinden bahisle serbest bırakılmasını talep ettiği anlatılmaktadır. Bu talep uygun görülmüş ve serbest bırakılmıştır.

Bafra Müftüsü Abdurrahim’in yaklaşık bir yıl süren padişah fermanına itaatsizlik hikâyesi her ne kadar Abdurrahim’in hiçbir şeye karışmama ve padişah fermanı aksine bir şey yapmama sözüyle bitmiş olsa da aslında Padişah fermanına rağmen dağlara sahip çıkan çoktur. 

Nitekim Bafra Müftüsü Abdurrahim hikâyesinin kapatılmasının hemen akabinde Nisan 1708 tarihinde Samsun ve Bafra kadılarına gönderilen hükümde kereste temin edeceklerine dair hüccet veren reayanın birçoğunun emre itaatsizlik ettiği, uyarı amaçlı İstanbul'dan Çavuşbaşı Mehmed’in gönderildiği anlatılmaktadır. Fakat, yapılan uyarılara rağmen padişah emrine itaat edilmemiştir. Durum sadece bununla da kalmamış yirmiden fazla köyden dört yüzden fazla kişi Kuyman köyü altında silahları ile toplanmış ve eşkıyalığa başlamışlardır. Bunlara uyarı gönderilmesine rağmen emre itaatsizliğe devam etmişlerdir. Devlet elebaşı olarak nitelendirilen ve isimleri verilen toplam otuz üç kişinin acilen yakalanması için dergah-ı mualla kapucubaşılarından birini görevlendirmiştir.

Aradan geçen beş aya rağmen kriz hala devam etmektedir. Nitekim Eylül 1708 tarihli hükümde olay tekrar aynen anlatılmış, beş ay önceki köyler ve otuz üç elebaşının ismi tekrarlanmıştır. Hatta bu kişileri mahkemeye çağırmak için gönderilen adamı “keresteyi kestürmezüz” diyerek şiddetli bir şekilde darp etmişlerdir. Problem o kadar büyüktür ki hemen Sivas valisi Abdullah Paşa'ya emir gönderilmiştir. Birkaç gün önce gönderilen emirde otuz üç elebaşından bahsedilirken bu emirde yirmiden fazla köyden toplam kırk iki elebaşının ismi zikredilmektedir. Sivas valisi Abdullah Paşa’dan bahsi geçen kırk iki elebaşı önderliğinde dört yüzden fazla silahlı adamla fermana itaat etmeyen ve nasihat dinlemeyenlerin tedip edilmesi, elebaşılarının yakalanıp Divan-ı Hümayun'a gönderilmesi istenmekteydi. Bunun dışında paşadan ayrıca, bölge halkı tarafından taahhüt edilen kerestenin de yeniçerilerin yardımıyla geciktirilmeden temin ettirmesi beklenmekteydi.

Sonuç

“Ferman padişahınsa dağlar bizimdir” tabiri her ne kadar 19. yüzyılın ikinci yarısında Dadaloğlu tarafından söylenmişse de aslında özellikle 16. yüzyılın ikinci yarısından itibaren devlete karşı itaatsizlik göstermenin söylenmemiş bir sloganı halindedir. Aynı zamanda dağlarından kereste kesimine izin vermeyen Bafra’da “bizim dağlarımızda kereste yokdur”, “kereste kestürmeziz” denilerek gerçek anlamda da kullanılmıştır. Benzer şekilde 1720 yılında Kocaeli bölgesi halkı da “bizim dağlarımızda kalyon kerestesi yokdur ve bulup getürmeğe dahi kādir değilleriz ve getürmeziz” şeklinde itiraz etmiştir.

Halkın bazen haklı bazen haksız haykırışlarına duyarsız kalmayan önderler de çıkabiliyordu. Bafralı Müftü Abdurrahim ise memleketine duyduğu aidiyet duygusu ile konumunu dahi riske atarak haklı olduğunu düşündüğü hemşehrilerine önderlik etmiştir. Müftü Abdurrahim, Bafralılardan talep edilen keresteyi hem tedarik etmemek hem de ettirmemek üzere halkı örgütlemiş ve direniş göstermelerini sağlamıştır. 

Prof. Dr. Alpaslan DEMİR 

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi

Bafranın haberi, bafra
  • BafraHaber Yorum
  • Padişaha Kereste Vermeyen İsyankar Bafra Müftüsü Abdurrahim içeriğine yorum yapmaktasınız
Favicon
  • Toplam Yorum 7
User defaultYorum Id: 185856
11 Ağustos 2023
00:21
  • Yorum Id: 185856
  • 11 Ağustos 2023
  • 00:21

Sen kimsin ne sin nerelisin hükümet jandarmasini saliyomus jandarmasini demek ne demek yunan haber kanalı mi burası bu ne biçim üslup halk tv de bile böyle üslup duymadım hükümeti sevmeye bilirsin ama jandarma bizimdir bu aziz halkın jandarmasıdır lütfen daha dikkatli kelimler kullanın

Cevap
  • Yorum Id: 185936
  • 11 Ağustos 2023
  • 20:12

@185911 o zman bafra haberin sallama haber yaptığını doğruluyorsun

Cevap
  • Yorum Id: 185911
  • 11 Ağustos 2023
  • 15:47

Halk tv dogru haber yaptigi icin duymamissindir

User defaultYorum Id: 185846
10 Ağustos 2023
22:16
  • Yorum Id: 185846
  • 10 Ağustos 2023
  • 22:16

Peygamber efendimuz diyorki kiyamet kopsa bile agac dikin diyo amma bunlar tam tersine kesip kesip yakiyorlar

User defaultYorum Id: 185851
10 Ağustos 2023
23:17
  • Yorum Id: 185851
  • 10 Ağustos 2023
  • 23:17

Çok güzel bir yazısı olmuş soluksuz okudum teşekkürler bafra haber ve alpaslan hocam

Daha Fazla Yorum