GÜNDEM

Ekonomi Ve Siyaset Evlidir

 
 91
Bafra Haber

 |  - Ekonomi ve siyaset evlidir

Bafra TSO Yönetim Kurulu Başkanı Rızvan AKSOY,  Ülke gündemi ile birlikte 2007 ve 2008 yıllarını değerlendirdi. Özel Açıklama
Geride bıraktığımız 2007 yılı, müstakil olarak değerlendirildiğinde başarılı bir yıl gibi görünse de, 2001 sonrası yaşanılan diğer yıllara oranla sönük geçti. 2007 siyasi gündemin, ekonomiyi hem gölgelediği, hem de yavaşlattığı bir yıl oldu kanaatimce.

Bizim memleketimizde ekonomi ve siyaset evlidir. Ve bu evlilik; en ufak bir geçimsizliğin 70 milyona ağır bir fatura olarak ödetildiği sürecin baş amilidir… Biliyorsunuz Cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik krizini, MGK toplantısında Cumhurbaşkanı Nejdet SEZER`in, Başbakan Ecevit`e fırlattığı Anayasa Kitapçığı sebebi ile yaşadık.

Şimdilerde, ihtilal sonrası yapıldığı ve bugünün Türkiye`sine dar gelen, bu münasebetle değiştirmeye çalışılan bu Anayasa, kitapçık olarak fırlatılınca da kriz oluşturuyor. İşin şakası bir tarafa, ekonomimiz üzerinde siyasetin etkinliğini gösteren çok bariz ve ders konusu bir örnektir 2001 Krizi ve sebepleri. Bu siyasi ve hemen akabinde ekonomik kriz Türk siyasi hayatı için ciddi bir dönüm noktası oluşturdu ve siyasetin o zamana kadar aktörü olan pek çok siyasi kadro ve siyasi parti mücadelede saf dışı kaldı.

Bugün, siyasi ve ekonomik süreci yöneten siyasi kadro, pozisyonunu ve meşruiyetini bu krizin millette bıraktığı tesirle şekillendi. Sonraki süreç tek başına iktidar gücüyle de birleşince istikrara doğru ciddi bir sürece soktu Türkiye`yi.

Kısaca hatırlarsak;
• Yüksek dozlu kronik enflasyon, tek haneli rakamlara geriledi.
• Enflasyonla mücadeleye rağmen 2007`ye kadar hızlı bir büyüme hızı tutturuldu.
• Kamu maliyesinde disiplin sağlandı ve kamu açıkları ciddi şekilde daraltıldı.
• Merkez Bankası bağımsızlığı, bu kadar güçlü bir iktidar için önemli bir yetki paylaşımı ile özerk olarak muhafaza edildi.

Bu ve benzeri müdahaleler elbette ki dört başı mamur bir Türkiye oluşturmadı, oluşturamadı… Ancak bu güne gelirken eksiği ile gediği ile ekonominin ve siyasetin ateşi düşürüldü, aksi Türkiye`nin felaketi olurdu. Türkiye, bu süre içerisinde ciddi bir kredibilite kazandı ve istikrarsızlık korkuları yerini yavaş yavaş güvene terk etti.

2007 yılına kadar kabaca böyle gelindi. 2007 yılı, diğer yıllara oranla siyasi gündemin çok hareketli olduğu, ekonomiyi de 2001`deki kadar olmasa da etkilediği bir yıl olarak hatırlanacak. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşananlar ve bunun sonrasında yapılan genel seçim çok partili hayat tecrübemiz içerisinde ikinci kez bu kadar ciddi bir oyla siyasi istikrar oluşturdu. Cumhurbaşkanlığı seçimi, milletvekili genel seçimleri, başımızın belası PKK terörü ile ilgili sınır ötesi operasyon derken, Amerikan ekonomisindeki kriz, petrol fiyatının varil başına 100 $`ı görmesi bizi etkileyen faktörler olarak hatırlanacak.

Ciddi bir kriz tecrübesi olan Türkiye`mizin, artık kaybedecek zamanı ve enerjisi yoktur. Edindiğimiz tecrübenin kanaatimce en mühimi, kim tarafından çıkarılırsa çıkarılsın ve gerekçesi ne olursa olsun faturayı hepimizin ödediğidir. Türkiye`nin büyümek, gelişmek zengin ve güçlü devlet olmak idealinden bir an dahi kopmaması gerek.

Bölgesel olarak miğfer devlet, uluslar arası arenada saygın ve nüfuzlu bir devlet olmanın yolu zenginleşmekten geçiyor. Türk devleti, hiçbir ferdini dışarıda bırakmaksızın böylesine büyük bir idealin etrafında kenetlenmelidir. Güçlü devlet, zengin ve müreffeh millet ideali çocuklarımıza bırakacağımız hedef değil mirası olmalıdır. Yani demem o ki; biz bu neticeyi almalı, çocuklarımıza muasırları ile denk, başları dik, yaşayabilecekleri bir vatan bırakabilmeliyiz.

Bu günlerde yaşanan başörtüsü gerginliğine de atfen, çözümü için uğraştığımız her meselenin birileri tarafından rejim meselesi haline getirilmemesi gerek. Bu ülkenin meseleleri, bu ülkenin meclislerinde çözülür. Çözüm merciinde olanların vazifeleri budur. Vekili olunan millete hizmet etmesi gereken siyaset bir kavga ve rejim buhranı merkezi olmamalıdır. O ya da bu şekilde memlekette problem olan ne varsa çözülebilmeli ve yeni hedeflere yürünmelidir. Bundan yirmibeş - otuz sene sonra, meclis tutanaklarını, gazete arşivlerini karıştıranları hayrete düşürecek komiklikte ve saçmalıkta başörtüsü tartışmaları 2008 Türkiye`sine yakışmamaktadır diye düşünüyorum.

Başörtüsü çene altı olursa şöyle olur, iğne çene altında tutulursa böyle olur gibi ucube tartışmalara gerek yoktur. Mutabakata varılan metin, kamuda hizmet alan-veren tasnifine göre yapılmıştır ve makuldür. Bu meselenin rejim ve kamplaşma unsuru haline getirilmesi, muhalefetin ayıbıdır diye düşünüyorum. MHP ve AKP`nin sayısal yeterliliği dolayısı ile söylemiyorum bunları...

Bu bir problemdi ve çözülmeliydi. Gerek iktidarın gerek yapıcı muhalefet konumundaki MHP`nin mevzuya çözümü etrafında netice alınacağı kanaatindeyiz.

Türkiye, krize dönüştürmeden problem çözmek durumundadır. 2007 yılı büyüme rakamı diğer yılların altında kaldı. 2008`de zor geçeceğe benzemekte. İlave olarak global kriz beklentileri var. Her şeyi tartışmalıyız ancak; enerji ve zaman israf etmemeliyiz. Millete öncülük eden her kuruluş, daha rahat yaşanabilir bir Türkiye için çözüm üretmelidir.

% 4,5 – 5 `lik bir büyüme oranı bizi kurtarmaz. Türkiye en az % 7,5 – 8 büyümek zorunda, aksi onyıllar kaybetmemiz anlamına geliyor.

İşgücü piyasamıza her yıl 840 – 850 bin kişi katılmakta. Her % 1`lik büyüme hızı 110 – 115`bin kişiye iş demektir. Yani % 5`lik büyüme hızı demek, kabaca her yıl ilave 225 – 230 bin işsiz demektir.

İstihdamı arttıracak yapısal önlemler bir an önce hayata geçirilmelidir. Sosyal güvenlik sistemimizin sebep olduğu mali yük için reform şarttır. Ekonomimizi faiz ve borç sormalından kurtarmanın yolu hem ekonomimizde kara delik haline gelmiş sosyal güvenlik alanını düzenlemekten hem de üretimi ve istihdamı arttıracak tedbirlerden geçmektedir.

Üretmeden bu daralan çemberi kıramayız. İş gücü verimliliğimizi töhmet altında tutan bu faiz ve borç sormalından memleketimizi kurtarmak için el birliği içinde çok çalışmak zorundayız. Bu seferberlik hissiyatının istisna ferdi yoktur. “ Ya bu deve güdülecektir, “ çünkü bu diyardan başka gidilecek bir vatanımız yoktur.

Türkiye, malumunuz dünyanın 17. büyük ekonomisidir. Kalıcı, yapısal, ciddi hamlelerle ilk 10`a girmemiz pekâlâ mümkündür. 70 milyonun tek yürek olabilmesi, güçlü, zengin, müreffeh Türkiye ideali etrafında kenetlenmesi çok zor değildir.

İnsanımız, sosyal, siyasal ve ekonomik olarak “ yeter artık” demiştir. Bundan sonra yetkili olanlar, çözüm mercii olanlar ya da çözüme katkı sağlayacak olanların icraatlarını gerçekleştirme zamanıdır.

Doğruyu kim yaparsa yapsın, doğrunun arkasında duran bu milletin sağduyusuna paralel hizmet edecek kadrolara çok iş düşmektedir.

  • BafraHaber Yorum
  • Ekonomi Ve Siyaset Evlidir içeriğine yorum yapmaktasınız
Favicon
  • Toplam Yorum 0