4+4+4 Yasası ile Çocuklarımızın, Öğrencilerimizin Geleceği Karartılmak İsteniyor! Eğitim-Sen Bafra temsilciliği greve giden arkadaşlarını desteklemek amacıyla sendika binası önünde basın açıklaması yaptı. Bafra Eğitim-Sen kadın kolları sekreteri Bedia Hapsetti tarafından okunan basın açıklamasında “4+4+4 Yasası ile Çocuklarımızın, Öğrencilerimizin Geleceği Karartılmak İsteniyor!”dedi Hapsetti “ Milyonlarca öğrenci başta olmak üzere, tüm toplumu yakından ilgilendiren 4+4+4 kademeli kesintili eğitim yasası, eğitim bilimcilerin, eğitim alanında örgülü meslek örgütleri ve sendikamızın bütün itirazlarına rağmen meclis genel kurulunda görüşülmeye başlanmıştır. Eğitim Sen, çocuklarımızın, öğrencilerimizin ve ülkenin geleceği açısından son derece önemli ve tehlikeli düzenlemeler içeren söz konusu yasa teklifine karşı bugüne kadar çeşitli uyarılarda ve eleştirilerde bulunmuş, teklifin derhal geri çekilerek, bilim insanlarının, sendikaların görüşlerinin alınması gerektiğini savunmuştur. Bütün uyarı ve eleştirilerimize rağmen, Başbakanın özel talimatıyla çocuklarımızın, öğrencilerimizin geleceğinin karartılmak istemesine sessiz ve tepkisiz kalmamız kesinlikle beklenemez. Sendikamız, daha önce yapmış olduğu açıklamaların bir gereği olarak, 4+4+4 yasa teklifi meclis genel kurulunda görüşüldüğü sırada 28–29 Mart tarihlerinde 2 günlük grev yapma kararı almış bulunmaktadır. Eğitim Sen, 28-29 Mart’ta Neden Greve Gitmektedir` - Kanun teklifinde yer alan, “ilköğretim devlet okullarında parasızdır” ifadesi komisyon görüşmelerinde metinden çıkarılarak, ilköğretimin tamamen paralı hale getirilmesinin ilk adımları atılmıştır. - Yıllardır okulöncesi eğitimi yaygınlaştırmak için çalışmalar yapılmasına rağmen, yasa teklifinde okulöncesi eğitim zorunlu eğitimin dışında bırakmıştır. - Daha önce 4. sınıftan sonra getirilmek istenen “açık öğretim” sistemi, tepkiler üzerinde 8. sınıf sonrası, son 4 yıl için öngörülmüştür. Teklifin yasalaşması durumunda 8. sınıftan itibaren ciddi anlamda “örgün eğitimin” fiilen ortadan kalkması tehlikesi bulunmaktadır. - İlk 4 yılın “ilkokul”, ikinci 4 yılın “ortaokul” olarak tanımlanması nedeniyle, sınıf öğretmenlerinin en az yüzde yirmisinin “norm fazlası” haline gelmesi ve bakanlık tarafından başka görevlerde görevlendirilmesinin önü açılmıştır. - Düzenleme ile getirilen ilkokulun 4 yıl olacağı algısının toplumun bir bölümünün kafasında yaratacağı algı, ikinci 4 yıllık sürede çocukların mesleki yönlendirme bahanesiyle örgün eğitim ile olan bağının zayıflatılmasına yol açabilecektir. Çocukların 9 yaşından sonra mesleğe yönlendirilecek olması yönlendirme sınavı, özel ders vb uygulamaların daha erken yaşlarda başlamasına neden olacaktır. - Çocuk işçiliğinin ve çocuk gelinlerin ağırlıklı olarak 13, 14, 15 yaşında olduğu düşünüldüğünde mevcut düzenleme ile hem mesleki eğitim adı altında “çocuk işçiliğinin” önü açılmakta, hem de “çocuk gelinler” uygulaması, bizzat iktidar tarafından kademeli zorunlu eğitim uygulaması ile açıkça desteklenmektedir. - İlkokul ve ortaokulun, “bağımsız binalarda” gerçekleşeceği iddia edilse de, okulların bu uygulama için yeterli altyapı ve donanıma sahip olmadığı gerçeği göz ardı edilmektedir. - 4+4+4 şeklindeki kademeli eğitim sisteminin piyasa ile ilişkilendirilmesi, meslek okulu açacak firmalara öğrenci başına destek sunulması ile eğitim sisteminin sermayeye ucuz işgücü sağlar duruma getirilmesi amaçlanmaktadır. - Düzenleme sonrasında meslek liseleri özel sektöre devredilecek, meslek lisesi açan patronlara kamu kaynaklarından öğrenci başına para verilerek mesleki eğitimin özel sektör eliyle yürütülmesi sağlanacaktır. - Önceden işletmelerin stajyer öğrenci çalıştırma oranı yüzde 10 ile sınırlı iken, düzenleme ile bu oran tamamen kaldırılmış ve patronlara sınırsız sayıda öğrenciyi “stajyer” adı altında sömürmesinin önü açılmıştır. - Bir taraftan uzun vadede seçme sınavlarının ve dershanelerin kaldırılacağı iddia edilirken, diğer taraftan kademeli eğitim uygulaması ile çocuklarımızın daha erken yaşlarda dershaneye gitmeleri teşvik edilmektedir. AKP’nin eğitim sistemini kendi siyasal-ideolojik hedeflerine uygun bir şekilde biçimlendirme girişimleri karşısında sessiz ve tepkisiz kalmamız mümkün değildir. Bu nedenle, düzenlemenin doğrudan muhatabı olan eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler olarak eğitimin piyasalaştırılması ve dinselleştirilmesi uygulamalarına karşı 28–29 Mart’ta kitlesel ve örgütlü duruşumuzu göstermeye kararlıyız. Eğitim Sen olarak velilerimize sesleniyoruz: 28–29 Mart’ta çocuklarını okula göndermeyerek grevimize destek olmalarını bekliyoruz. Çocuğunun geleceğinden endişe duyan tüm anne ve babaları grevimize doğrudan destek vermeye çağırıyor, çocuklarımızın geleceği için omuz omuza vererek bizlerle dayanışma içinde olmalarını bekliyoruz. “
Eğitim emekçileri ve veliler olarak öğrencilerimizin, çocuklarımızın geleceği üzerinden ucuz hesaplar yapanlar, asla ve asla amaçlarına ulaşamayacaklardır. Dedi grup daha sonra çeşitli sloganlar atarak dağıldı.
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!