Eğitim Sen Bafra Temsilciliği sendika binası önünde bir basın açıklaması yaptı. Başkan Tacettin Koca basın açıklamasında şunları söyledi: Örgütümüz sendikaların yasaklı olduğu dönemlerde fiili meşru bir çizgide ve haklılık temelinde işyerlerinden ve sokaklardan kurulmuştur. Sendikamız EĞİTİM-SEN, dün olduğu gibi bugün de: “Emekçilerin çıkarlarının aynı zamanda tüm toplumun da çıkarları olduğunu varsayar.” “Toplumsal servetin yaratılması ve paylaştırılması süreçlerine emekçiler lehinde müdahale edilmesini amaçlar”. “Faşizme karşı demokrasi, emperyalizme karşı bağımsızlık, baskılara karşı özgürlük, ırkçılığa ve şovenizme karşı halkların kardeşliği için mücadele etmeyi” amaçlar. EĞİTİM-SEN’in kökü tek bir yerdedir, gücünü tek bir yerden alır: Örgütlü Emekten, Örgütlü Mücadeleden…
İşte bugün burada, yine alanlarda, sokaklardayız… “Memurun da sendikası mı olur” diyenlere rağmen fiili meşru mücadelesi ile kamu emekçileri sendikacılığını yaratanın KESK olduğunu bu ülkede herkes iyi bilmektedir. Bugün iktidarın kanatları altında olanlar, her ne kadar unutsalar da sendikalarını KESK’in mücadelesi sonucu kurabildiklerini inkâr edemezler. "Kamu emekçilerini yasa değişikliği ve toplu sözleşme vaadi ile oyalayan AKP’nin gerçek niyeti, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınc’ın mücadeleci sendika ve konfederasyonlara iftiralarla dolu açıklaması ile net olarak ortaya çıkmıştır. Sayın Arınc’a göre yandaş konfederasyon dışında diğer konfederasyonların yasa değişikliği ve toplu sözleşme konularında hiçbir söz söylemeye hakları yokmuş. Çünkü 12 Eylül referandumuna “evet” demeyen, üstelik bir de grevli toplu sözleşme isteyen bu “ideolojik” sendikalar öyle bir suç işlemişler ki; bunların kellesini vursanız yeridir." Diyen Sayın Bakan. “Hayır, hayır` diye yırtınanların şimdi `nerede toplu sözleşme` deyip ortalıkta dolaştığını görünce `kardeşim sen şurada bir otur bakalım, senin bunları konuşmaya hakkın yok, milletin kafasını da bulandırma, Memur-Sen ne yapacağını bilir, hükümetle bu konuyu müzakere etti, yasal değişiklik yapılacak, toplu sözleşme imzalanacak. Diyor. Sayın Bakana ve hükümetine soruyoruz. Madem başından beri yasayı da toplu sözleşmeyi de yandaş konfederasyonunuzun isteklerine göre düzenleyecektiniz niye Üçlü Danışma Kurulu, teknik komisyon toplantıları yaptınız` Bizi bu toplantılara süs olsun diye mi çağırdınız`
Şu an ki hükümet döneminde 13 kat büyüyen sendikaları da biliyoruz. Siyasi iktidara sırtlarını dayayarak nasıl üye sayılarını artırdıklarını biliyoruz. Müdürler üzerinden üye baskısı yapılarak üye sayılarının artırıldığını bilmediğimizi mi sanıyorlar` Ya da iş yerlerimizde, biz iktidarın sendikasıyız, bize üye olursanız sorunlarınızı kolay çözeriz dediklerini ve bu yöntemle 13 kat büyüdüklerini bilmediğimizi mi sanıyorlar` Sorunların kolay çözülmesinin ne demek olduğunu da iyi biliyoruz.
Çıkarılan KHK`larla eğitimin laik, demokratik yapısının terk edilerek piyasacı eğitime geçildi, "Önce öğretmenlere üç ay tatilin fazla olduğunu söyleyen, daha sonra `tam gün çalışın` diyen ve en sonunda öğretmenlerimize başka iş bulmaları gerektiğini öğütleyen Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer`in bu öğüdünü asla kabul etmiyoruz".
Çalışma ve yaşam koşullarımızın gittikçe kötüleştiği, en temel haklarımızın birer birer elimizden alınmaya çalışıldığı bir dönemden geçiyoruz. AKP hükümeti, özellikle emekçilerin çalışma yaşamına yönelik olarak gündeme getirdiği yasal düzenlemeler ve fiili uygulamalarla kamu hizmetlerini büyük ölçüde ticarileştirilerek, kamuda esnek ve güvencesiz istihdamı yaygın hale getirdi.
Eğitimin ve eğitim emekçilerinin yıllardır yaşadığı sorunlara kalıcı çözümler üretilmemiş, sorunlarımızın çözülmesi noktasındaki taleplerimiz görmezden gelinmiştir. Son yıllarda eğitimin bütün kademelerinde yaşanan ticarileştirme uygulamalarının sürmesine, çeşitli adlar altında angarya çalışmanın yaygınlaşmasına, baskılar, sürgünler ve anti demokratik uygulamalara karşı sessiz ve tepkisiz kalmayacağımızı göstermek için, 21 Aralık Çarşamba günü;
- Eğitimde esnek ve güvencesiz çalışmaya son verilmesi için, - Performans değerlendirmesi ve rotasyon uygulamalarının kaldırılması için - Demokratik, nitelikli, kamusal, laik ve anadilde bir eğitim için, - Yaratılmaya çalışılan baskı ve korku imparatorluğuna karşı durmak için, - eşit işe eşit ücretin gerçekten hayata geçirilmesi için, - Gözaltı ve tutuklamaların son bulması için, - Eğitime ve okullarımıza bütçeden daha fazla pay ayrılması için, - Öğretmen açıklarının kapatılması ve ataması yapılmayan öğretmenlerin kadrolu atanması için, - Sefalet zamlarına ve ek ödemelerdeki adaletsizliğe dur demek için, - KHK’lar ile getirilen haksızlıkların ve özellikle ek ödemelerle ilgili adaletsizliklerin düzeltilmesi için, , - YÖK`ün kaldırılması, üniversitelerin özerk, bilimsel, demokratik yapıya kavuşturulması için, - Özür grubu atamalarının önündeki engellerin kaldırılması için, - Grev hakkımızın yasal teminat altına alındığı bir Toplu Sözleşme düzeni için,
Türkiye’nin dört bir yanında görev yapan eğitim ve bilim emekçileri olarak GREVE GİDİYORUZ.
Buradan diğer sendikaların üyelerine de sesleniyoruz. Sendikalarınız sizlere rağmen GREV kararı almamış olabilir. Aynı gemideyiz ve gemi su almaya başladı. Tüm çalışanların hak kayıplarının düzeltilebilmesi için 21 Aralık günü yapacağımız GREV’ e toplumun muhalif tüm kesimlerini davet ediyoruz.
Üyelerinin hak ve çıkarlarını korumakla görevli her sendikanın, konfederasyonun yapması gereken, uluslararası sözleşme ve anlaşmaların yanı sıra Anayasanın bize tanıdığı hakkımızı kullanarak 21 Aralık’ta, en uzun gecede, en kısa günde, karanlığın en koyu, ışığın en az olduğu günde aydınlığı arttırmak için Grev yapacağız.
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!