Dün Bafra Eğitim Sen Şubesi önünde basın açıklaması yapan Eğitim Sen üyeleri bugün şube binası önünde toplandı ve sloganlarla Bafra Cumhuriyet Meydanı`na yürüdü.
Eğitim Sen üyeleri, yol boyunca, "Her Yer Taksim her Yer Direniş" , "Paralı Köle Olmayacağız" , Faşizme Karşı Omuz Omuza " şeklinde sloganlar attılar.
Bafra Cumhuriyet Meydanı`nda toplanan Eğitim Sen üyeleri ve greve destek verenler sloganlar attılar ve alkışlarla destek verdiler.
Bafra Eğitim Sen Şube Başkanı Tacettin Koca tarafından basın açıklaması yapıldı. Tacettin Koca, "Değerli Basın Emekçileri, Türkiye`de son bir haftadır yaşananlar, çok uzun süredir gecenin karanlığının hâkim olduğu bir ülkede eşitliğe, özgürlüğe, demokrasiye hasret bırakılan tüm kesimlerin umutlarını yeniden filizlendiriyor. Silmeye, unutturmaya çalışanlara inat, topraklarımızda süren toplumsal mücadeleler tarihine yeni sayfaların eklenişine tanıklık ediyoruz." dedi.
Aslında bugün ki sürece Taksim Gezi Parkı alanındaki ağaçların kesilip yerine AVM yapılması projesi ile gelinmediğini ifade eden Eğitim-Sen Başkanı Tacettin Koca, "Taksim Gezi Parkı yaşadığımız olumsuz sürecin son tetikleyicisidir. 1 Mayıs`ta Taksimi yasaklayanlar, insanların yaşam alanlarına müdahale edecek yasa düzenleyenler, devlet opera bale ve tiyatrolarını kapatacağım diyenler, bunlar yetmez, memurların iş güvencesini elinden alacak yasa düzenlemeye çalışanlar, bilimden uzak 4+4+4 yasası düzenleyenler, bunlar da yetmez diyerek Gezi Parkına sahip çıkanlara sabahın erken saatlerinde biber gazı sıkarak bardağı taşırmışlardır." dedi. 12 Eylül faşist askeri darbesinin ürünü anayasaya sırtını dayayanların, darbe ürünü kurumları kendi iktidarlarının baskı aracı haline getirenlerin, halkın hala ileri demokrasi demagojilerine inanmasını beklediğini ifade eden Başkan Tacettin Koca, "İnsanların ne yiyip içeceğinden, nerede ne giyeceğine, kaç çocuk yapacağından hangi durumlarda kürtaj yaptırabileceğine, çocuklarını kaç yaşında okula başlatacağından hangi dersleri tercih edeceğine, hangi dinin, mezhebin inancına göre yaşayacağından, hangi diziyi, filmi seyredeceğine kadar, kendinde, halkın tüm yaşam alanlarına müdahale etme hakkını gören, kendi çizdiği makul vatandaş kalıplarına uymayanlara, hakarette, küfürde sınır tanımayanlara göre, tüm baskılara rağmen, alanlara çıkmaya devam edenler, ülkenin huzurunu bozmaya çalışan bir avuç çapulcudan ibarettir denilmektedir." şeklinde konuştu.
Başkan Tacettin Koca sözlerine şöyle devam etti: "Onlara göre ülkenin hapishanelerindeki sendikacılar, gazeteciler, avukatlar, öğrenciler teröristtir. Bunun için yargılanmalarına, mahkemeye çıkarılmalarına gerek de yoktur. Onlara göre her istediklerinde boy gösterdikleri yandaş medya, sordukları çanak soruları cevaplamalarında bile yardımını esirgemeyenler varsa, basın özgürlüğü sağlanmıştır. El etek öpen, iktidarlarında, himmet bekleyen yandaş sendikaların hormonlu büyümesi sürdükçe, sendikal hak ve özgürlükler garanti altına alınmıştır. İktidarlarının hedef gösterdiği her insan ve kurum hakkında dava açabilen savcılar, muhalif tüm seslere ceza yağdıran özel yetkili mahkemeler oldukça yargı bağımsızdır." Başbakanın yapması gereken tek şey, günlerdir polis şiddetiyle engelleyemediği bu halk iradesi önünde boyun eğmek ve bunun gereklerini yerine getirmektir.
İstanbul`u gaza boğan, halka saldırı emri veren İçişleri Bakanı, İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü görevden alınmalıdır.
Tüm gözaltı ve tutuklamalar derhal serbest bırakılmalıdır. Taksim Gezi Parkına Topçu Kışlası ve AVM yapılması planı iptal edilmelidir.
Başta Taksim olmak üzere şehirlerin meydanlarına konulan toplanma yasakları kaldırılmalı, biber gazı kullanımı yasaklanmalıdır. Yoksulluğun, adaletsizliğin, hukuksuzluğun hüküm sürdüğü, emeğin hakkının yok sayıldığı bir ülkede, yaşayan tüm kesimler gibi, biz kamu emekçileri de, geleceğe güvenle bakamıyoruz.
Çünkü bir insanın geleceğine güvenle bakabilmesi, ancak kişinin gelirinin, sosyal güvenliğinin, sendikal hak ve özgürlüklerinin garanti altı altına alınmasıyla mümkündür.
Tüm çalışanlar gibi, kamu emekçileri de, geleceğe ilişkin beklentilerini koruyabildikleri ölçüde kendisini ve ailesini güvende hissedebilir.
Oysa kamu emekçileri istikrarsızlıkla kol kola giren güvencesizliği her geçen gün biraz daha fazla hissetmektedir. Yıllardır hayata geçirilen yasalarla, kanun hükmünde kararnamelerle, fiili uygulamalarla kamu emekçilerinin iş güvencesi alabildiğine sınırlanmıştır. Özellikle son on yılda esnek, performansa dayalı, kuralsız, güvencesiz istihdam katlanarak artmıştır. Kamunun toptan tasfiyesinin hızlandırıldığı, özelleştirme ve taşeronlaştırma ile kamu yararının rafa kaldırılmak istendiği koşullar yetmiyormuş gibi, her gün hayata geçirilen yeni düzenlemelerle, iş ve ücret güvencemiz, adım adım yok edilmek istenmektedir. Hangi ad altında istihdam edilirse edilsin, tüm kamu çalışanları günümüzün çağdaş köleliği dediğimiz 4/C`li istihdama doğru, hızla sürüklenmektedir. Son olarak 15 Mayıs`ta AKP iktidarı tarafından TBMM`ye sevk edilen "hükümet memurluğu" torba yasa tasarısı, kamuda kariyer ve liyakat ilkelerini tamamen ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.
Ehliyetsiz, vasıfsız, ama sadece yandaş olduğu için, özel sektörden kamuya, üst düzey yönetici atamanın önünü açan düzenleme ile AKP`nin devletleşme sürecinin önündeki son engeller de ortadan kaldırılmak istenmektedir.
Yandaş-Tüccar-CEO takımının açıktan atamayla müdür, genel müdür, müsteşar makamlarına taşındığı, bir kamu yapılanması yaratarak, doğrudan kamu emekçilerinin iş güvencesini hedef almaktadır. Her türlü baskıya rağmen sesini yükselten, kamu emekçilerinin vicdanın sesi olma kararlılığından ödün vermeyen KESK`liler ve EĞİTİM-Sen`liler olarak iş güvencesinden asla taviz vermeyeceğimizi, sendikal hak ve özgürlüklerimizin daha da daraltılmasına izin vermeyeceğimizi defalarca ifade ettik.
Bugün ve dün yaptığımız grev bir uyarı grevidir. 657 sayılı DM Kanununda yapmayı düşündüğünüz değişiklikleri geri çekmezseniz daha büyük Grevleri örgütleyeceğimizi buradan tüm kamuoyuna duyuruyoruz. Gezi Parkı direnişiyle ülkenin dört bir tarafına yayılan eşitlik, özgürlük ve demokrasi talebine kulaklarını tıkayanların, halkın canına kast edecek kadar gözünü karartanların ortaya çıkardığı vahşet tablosu, yeni bir değerlendirme yapmamız gerektiğini göstermiştir.
Bugün ülkenin bütün şehirlerine yayılan halk öfkesi ve direnişi, yıllardır mahkum edildiğimiz neoliberal yağma ve talan düzenine karşı açılmış bir mücadele bayrağıdır. Yaşamını ve geleceğini savunan tüm halk kesimleri gibi, kamu emekçileri de işine, geleceğine ve yaşam alanlarına sahip çıkmaya kararlıdır. Sömürü ve yağmaya karşı emeğin hakkını, savaşa karşı barışı, emperyalizme karşı bağımsızlığı, ırkçılığa ve şovenizme karşı hakların kardeşliğini kararlılıkla savunanlar olarak, bu değerlerin hedef tahtasına konduğu koşullarda ne iş güvencesinden ne de sendikal hak ve özgürlüklerden de söz etmenin mümkün olmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle grevimizi dün başlattık bugünde sürdürüyoruz. Gün emeğimize ve değerlerimize sahip çıkma günüdür. Gün demokrasi, emek ve halk düşmanlarına karşı mücadeleyi yükselteme günüdür. Tüm örgütümüzün bu onurlu mücadelede her zaman olduğu gibi bugün de üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğine olan inancımızla, Yaşasın Eğitim-Sen Yaşasın Kesk. Başkan Tacettin Koca basın açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Bugün ayrıca 5 Haziran Dünya Çevre Günü, Taksim Gezi Parkında kesilip yok edilmeye çalışılan yeşil alanın, talan edilmesine dur deme günü, bu vesile ile doğanın tahrip edilmesine karşı sesimizi bir kez daha yükseltiyoruz. Alkışlarımızla ıslıklarımızla protesto ediyoruz."
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!