Eğitim-sen üyeleri adına konuşan Eğitim-Sen Başkanı Tacettin Koca; "Siyasi iktidar, eğitim sistemini kendi çıkarları doğrultusunda yeniden biçimlendirmek için büyük bir tasfiyeye hazırlanıyor!" dedi.
Tacettin Koca açıklamasında şunları söyledi:
AKP hükümeti, dershanelerin özel okullara dönüştürülmesi ve kamu kaynaklarının özel okullara aktarılması tartışmaları bahane ederek, eğitimde tarihinin en büyük ve en kapsamlı tasfiye operasyonu için düğmeye basmıştır. 6 Şubat Perşembe günü TBMM`ye sunulan "Milli Eğitim Temel Kanunu ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" eğitimde yıllardır uygulanan piyasa merkezli politikaların ve siyasal kadrolaşma hamlelerinin çok daha ilerisini ifade etmektedir.
AKP hükümeti, bu tasarı ile kamusal eğitim alanını daha da daraltmakta, özel öğretimin doğrudan desteklenmesi eğitimin özelleştirilmesine yönelik ciddi adımlar atmaktadır. Kamusal eğitime ayrılması gereken kaynakların bu sefer dershanelerin dönüşümü bahanesiyle özel öğretime aktarılması, özel okulların eğitim içindeki payının arttırılması için sayısız teşvik ve destek getirilmek istenmesi, iktidarın eğitim politikasının merkezinde halkın değil, piyasa güçlerinin olduğunu göstermektedir.
Aday öğretmenler için yeni sınav getirilmesi kabul edilemez
Taslağın getirdiği en önemli ve dikkat çekici değişiklerden birisi, 5. maddede ifade edilen aday öğretmenlerin en az bir yıl fiilen çalışması, adaylık döneminde herhangi bir disiplin cezası almamış olması ve performans değerlendirmesine göre başarılı olmak şartlarını sağlamak kaydıyla, yapılacak yazılı ve/veya sözlü sınava girmeye hak kazanacağının belirtilmesidir. Sınavda başarılı olanların öğretmen olarak atanacağı öngörülmüştür. Sınavda başarılı olamayanların bir başka il veya ilçede görevlendirileceği, bu kişilere bir yıl içinde tekrar sınava girme hakkı tanınacağı ve sınava girmeye hak kazanamayanlar ile üst üste iki defa sınavda başarılı olamayanlar aday öğretmenlerin unvanlarını kaybederek memuriyetle ilişiklerin kesileceği ifade edilmektedir.
Dershanelerin dönüşümü bahanesiyle kamu kaynakları özel okullara aktarılacaktır
Eğitim Sen, dershanelerin kapatılması ve özel okula dönüştürülmesi tartışmalarını, yıllardır gördüğümüz gibi, kamusal kaynakların eğitimin ticarileştirilmesi ve her geçen gün daha fazla oranda piyasalaştırılması için özel sermaye kesimlerine aktarılması olarak değerlendirmektedir. Taslakta öngörülen değişiklikler bu düşüncemizi doğrular niteliktedir.
Yapılmak istenen düzenleme ile 1.9.2015 tarihine kadar özel okula dönüşüm taahhüdünde bulunan dershanelere Hazine taşınmazları üzerinde eğitim tesisi yapılması amacıyla 25 yıllığına bedelsiz kullanma hakkı vermektedir. Ayrıca hazine arazisi üzerindeki Milli Eğitim Bakanlığına tahsis edilmiş taşınmazların (okullar, okulların ek binaları vb) on yıla kadar kiraya verilmesi öngörülmektedir. Bunun anlamı kamuya ait arazisi değerli okulların eğitim hizmeti dışında kullanılmasına olanak tanınması, kamuya ait taşınmazların ticari bir mantıkla değerlendirilmesidir.
Dershanelerde çalışan öğretmenler mağdur edilecek, sözlü sınav ile öğretmenliğe geçiş yeni tartışmaları beraberinde getirecektir
Devletin elinde, derslik ve okul yapacak kaynaklar varken bunları özel okullara destek amacıyla seferber etmek istemesi, eğitimin açık bir şekilde özelleştirilmesini teşvik ettiği kadar, özel okullarda esnek, kuralsız ve güvencesiz çalışma koşulları ile karşı karşıya kalan eğitim emekçileri açısından ciddi sorunları beraberinde getirmektedir. Bugün dershanelerde çalışan ve çoğu güvencesiz olan öğretmenlerin sayısı 52 bindir. Getirilen düzenleme dershane öğretmenlerinin sorunlarına çözüm üretmemektedir.
Özel okullarda ve dershanelerdeki eğitim emekçileri iş güvencesi, çalışma koşulları ve ücret güvencesi açısından en olumsuz koşullarda çalışmaktadır. Özel okul ve dershane öğretmenlerinin mesleki ve duygusal tükenmişlik düzeyleri, kamuda çalışan kadrolu öğretmenlerle kıyaslanmayacak kadar yüksektir. Dershane öğretmenlerinin sözleşmeleri 1 yıldan az süreli yapılmakta ve yılın belli aylarında işsizlik sorunu ile karşı karşıya kalmaktadırlar.
Yüz bine yakın idarecinin görev sürelerinin 4 yıla inmesi ve Valilik oluru ile atanmaları getirilecektir.
Milli Eğitim Bakanlığı Ömer Dinçer döneminde idarecilerin atanmaları ve görev sürelerini 3 yıl gibi kısa bir süre önce değiştirmiş olmasına rağmen yeniden değiştirmek istemesinde özel nedenler aranmaktadır. Hükümet, Mülakat adı altında yapmış olduğu sözlü sınavla yaşattığı sorunlara daha kalıcı sorunlar eklemek istemektedir.
Sonuç olarak yasa taslağı ile eğitimde yaşanan piyasa merkezli dönüşümün son halkalarından birisi daha tamamlanmak istenmektedir. Bir taraftan dershanelerin özel okula dönüştürülmesi için gerekli altyapı çalışmaları sürdürülürken, diğer taraftan baştan sona değiştirilecek olan eğitim yöneticilerinin tıpkı bir şirket yöneticisi gibi çalışmaları kaçınılmazdır. İki aya yakın süredir iktidardaki kavgalar, yolsuzluk iddiaları, paralel yapı süreçleri ile gündem olan ülke siyasetinde, yapılmak istenen yine emekçilerin elde ettikleri hakların yağmalanması sürecidir.
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!