Tevhid-i Tedrisat Kanunu çağdaş, laik Türkiye’nin kültür ve eğitim hayatında en önemli kazanımını sağlayan bir süreçtir.
3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğretim Birliği Yasası) eğitimin ulusallaşmasını, çağdaşlaşmasını, laik ve demokratik bir yapıya kavuşmasını sağlayan en önemli devrim yasalarından biridir. Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun çıkarılmasıyla, farklı kurumlar tarafından beslenen ve yönetilen, çağının gereklerini taşımayan eğitim kurumlarının varlığına son verilmiş, her türlü yönetim ve denetim Mili Eğitim Bakanlığı’na verilerek öğretim birliği sağlanmıştır. Tevhid-i Tedrisat Kanunu çağdaş, laik Türkiye’nin kültür ve eğitim hayatında en önemli kazanımı sağlayan bir süreçtir. Bu süreçte çocuklarımızın ve gençlerimizin çağdaş kurumlarda, karma eğitimle ideallerini genişletip aralarında ulus bilinci oluşturularak laik, demokratik, akılcı, bilimsel değerler taşıyacak bir yapının oluşturulması sağlanmıştır. Böylece ulus devletin de temelleri atılmış ve yasa, önemi gereği anayasa tarafından da koruma altına alınmıştır. Ancak 1950’li yıllardan sonra, ülkeyi yöneten iktidarlar çağdışı bir anlayışla Öğretim Birliği Yasası’nı delerek başlangıcındaki hedef ve ruhundan uzaklaştırma girişimlerinde bulunmuşlar, bunda da oldukça başarılı olmuşlardır. AKP iktidarıyla birlikte, eğitimde “özelleştirme” ve “dinselleştirme” hareketleri artarak devam etmektedir. Bunun sonucunda Türk Eğitim Sistemi, geleceğimizin güvencesi çocuklarımızı yetiştirmede oldukça yetersiz, teslimiyetçi, akıldışı, bilimsellikten ve çağdaşlıktan uzak, ulusal nitelikten yoksun, rejimle kavgalı, Atatürk düşmanı bir kuşak yetiştirme projesine dönüştürülmüştür. Bugün ülkemizde, inançlı yoksul halkımızın çocuklarını şeriatçı bir anlayışta yetiştiren binlerce vakıf, öğrenci yurdu, özel dershane, pansiyon, ev, radyo- televizyon, yerel gazete, dergi ve yayınevi bulunmaktadır. Kısaca denetim dışı faaliyet gösteren birçok kurum cumhuriyet düşmanı, gerici kuşaklar yetiştirmektedir. AB ve ABD emperyalizminin güdümündeki ayrılıkçı anlayışın desteklediği, ülkemizde bazı kitle örgütü kurum ve kuruluşların da savunduğu ‘ana dilde eğitim” hakkının azınlıklara bile verilmediği AB ülkelerine bakmaksızın, Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitim öğretim birliğini bozup ulus devlet modelini yıkmaya çalışanlar, böylece Ortadoğu, Kafkasya, Balkanlar’da yaşanan etnik, mezhep çatışmalarının bir benzerinin ülkemizde de yaşanması için zemin hazırlamaktadırlar.
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!