Eğitim-İş sendikası Andımız”ın Etnik Yapılar Dikkate Alınarak Yeniden Düzenlenmesini Talep Eden Siyasal İslamcı Sendikaya tepki gösterdi. Konu hakkında basın bildirisi yayınlayan Eğitim-İş sendikasının basın açıklaması aşağıda sunulmuştur.
İNANÇ AYRIMCILIĞINDAN SONRA, SIRA ETNİK AYRIMCILIĞA MI GELDİ` Eğitimciler Birliği Sendikası’nın, 1-2 Aralık 2007 tarihlerinde Şanlıurfa’da yapılan bölge toplantısı sonuç bildirisi bir kaç gündür eğitim camiasının gündeminde. Karşı devrimci siyasal hedeflerin Türk Milli Eğitimi içerisindeki uzantısı olan; sendikal mücadele ve kazanımlarla değil, gerici siyasi iktidarın desteğiyle büyüyen sendikanın bir grup şubesinin laiklik karşıtı çözüm(!) önerilerini yadırgamıyoruz. EĞİTİM İŞ’e göre bildiri üzerinde önemle durulması gereken asıl unsur, faşist Kürt milliyetçisi PKK ve yandaşlarının söylemiyle birebir örtüşen “ayrılıkçı” tespit ve değerlendirmelerdir. İlgili sendikanın bölge toplantısı sonuç bildirisinde yer alan ; “İlköğretim okullarında okutulan öğrenci andı yeniden gözden geçirilmeli, etnik farklılıklar ve evrensel değerler dikkate alınarak yeniden dizayn edilmelidir” ifadesi ile “Öğrencilerin törenlere katılma zorunluluğuna son verilmelidir.” ifadesi üzerinde dikkatle durmak gerekmektedir. EĞİTİM İŞ olarak, konunun hassasiyeti nedeniyle Eğitim Bir Sen’i peşinen suçlayarak haksızlık yapmamak için, bir süre merkez yönetimleri tarafından yapılacak açıklamaları bekledik. Sendika yönetimi çok geçmeden, “ÇALIŞMANIN EĞİTİM BİR SEN’İN ÇÖZÜME ORTAK OLMA ANLAYIŞININ GEREĞİ” olduğunu beyan edip, bildiride yer alan değerlendirmelerin “sendikal duruşlarıyla örtüştüğünü” ortaya koyunca, konu hakkındaki görüş ve değerlendirmelerimizin kamuoyuna ve eğitim camiasına sunulması zorunlu olmuştur. Eğitim Bir Sen’in ve ona yandaş grupların, dünya tarihinin en ilerici, en çağdaş devrimlerinden olan Cumhuriyet Devrimi’ne bakış açıları bilinmektedir. Ümmete dayalı devlet sistemini yıkıp, yerine halkın egemen olduğu devlet sistemini getirerek, tüm inançlara eşit mesafede duran laik demokratik ulus devlet’i kuran aydınlanma devrimlerini, içlerine sindiremezler. Bu mantığa sahip bir sendikanın, ilköğretim okullarında okutulan “Andımız” metni içerisinde yer alan “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım” ve “varlığım Türk varlığına armağan olsun” gibi ifadelerin çıkarılması yönündeki talebi son derece anlaşılırdır. EĞİTİM İŞ’e göre bu söylem, kan milliyetçiliği üzerinde siyaset yapan faşist PKK’nın ve onunla aynı görüşü paylaşan unsurların söylemidir. Kültür birliği temeli üzerinde şekillenen Atatürk milliyetçiliğini, bu ırkçı söylemle yan yana koymaya çalışmalarını kınıyoruz. Cumhuriyet’in kurucu değerlerine bu kadar ağır biçimde saygısızlık, acımasızlık yapılmasına göz yummamız olanaksızdır. Ulus, kendisini oluşturan bireylerin birlikte yaşama iradesi ve kararlılığına, ortak geçmişlerinin yarattığı ortak kültüre, amaç birliğine dayanır. Atatürk milliyetçiliği bu gerçek üzerinde yükselir. Sömürgeci ABD tarafından sahte Atatürkçü cunta rejimleri yoluyla, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde sisteme şırınga edilmeye çalışılan kan milliyetçiliğinin yarattığı koşulların, bir kısım yurttaşımız nezdinde oluşturduğu önyargıları büyütmeye çalışmayın. Toplumun kutsal değerlerinin altına sığınarak işlenen günahlar ve bu günahların toplumun bir kısmında yarattığı kin ve nefreti, insanlık tarihine ve mazlum toplumlara güneş olmuş Büyük Önder’e ve onun kurduğu Cumhuriyet’e mal etmeye gücünüz yetmez. Cumhuriyet’in kurucu felsefesi uyarınca “ TÜRK” kavramı asla ve asla ırkçı vurgu içermez. Çünkü Büyük Önder’e göre ; “TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ KURAN TÜRKİYE HALKINA TÜRK MİLLETİ DENİR. ” Yine O’na göre millet “aynı kültürden oluşan insanların meydana getirdiği toplumun tamamı” dır. 1924 Anayasası’nın 88. Maddesine ; “TÜRKİYE AHALİSİNE, DİN VE IRK FARKI OLMAKSIZIN VATANDAŞLIK İTİBARİYLE TÜRK DENİR” hükmünü koydurmuş olması bunun en tartışmasız kanıtıdır. Bayrağımızın renginde ifadesini bulan kırmızı, emperyalizme karşı omuz omuza can veren Türk’ün, Kürt’ün, Laz’ın, Çerkez’in, Ermeni’nin kanlarının rengini temsil eder. Ortak hiçbir geçmişleri olmayan ve farklı etnik kökenden gelen toplulukların oluşturduğu sahte ABD milliyetçiliği uyarınca, Afrikalı bir zenci dahi Amerikalıyım demekten gurur duyabiliyorsa; bir Cezayirli, Fransızlar ulusuna soykırım yapmasına rağmen Fransızım demekten gurur duyabiliyorsa; binlerce yıldır sevinçte ve acıda bir arada olan toplumumuzun her bir ferdi de TÜRK’ÜM demekten gurur duyabilmelidir. Cumhuriyet’imize vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin ortak sıfatı Türk’tür. Cumhuriyetimizin Türklük tanımının etnik vurgu içerdiği safsatasıyla toplumu zehirlemeyi bırakın. Bu çağdışı yaklaşımınızla, toplumu kamplara ayırıyor, açık açık bölücülüğü körüklüyorsunuz! “Türk milletinin toplumsal düzenini bozmaya yönelen didinmeler boğulmaya mahkûmdur. Türk milleti, kendinin ve memleketinin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, alçak, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri anlayamayacak ve onlara müsamaha edecek bir topluluk değildir.” Mustafa Kemâl ATATÜRK
EĞİTİM İŞ
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!