Gazetecilik mesleğini icra ettiğim 7 yıl içinde bilip de pas geçtiğim nadir konulardan biri Şükrü Neiş Dönemi Açık Hava Reklam İhalesi konusudur.
Neden mi bildiğim halde yazmadım` Cevaplayayım: Bu işten menfaati olan iftiracıların beni çektiği pislikten kurtarmak için. Bu yazıda bunun sebebini açıklayacağım.
Eski Meclis üyeleri de bilir, Açık Hava Reklam İhalesi bir oldubittidir.
ihale her işte olduğu gibi Bahar Reklama servis edildi. Ancak öyle bir servis edildi ki, pervasızca, hatta haince` 600 Bin liralık bir teklifin varlığı biline biline 10 yıllığına 60 bin liraya ihale edildi. Daha doğrusu peşkeş çekildi. Yetmedi bir de ek madde ile ucu açıldı ve 15 billboardın sınırsız olması sağlandı. Peki ben ihale şartlarını nasıl öğrendim ve neden yazmadım` Pek tabi ki ilk başlarda ihale hakkında pek bilgimiz yoktu. Kaça alındı, kaç yıllığına alındı falan bilmiyorduk. Başka bir reklam firmasının sahibi mesleği icabı bu işi karıştırmaya başlayınca fiyatlar da ortaya çıkmaya başladı. Sözünü ettiğim reklam firması aynı zamanda bir TV sahibidir.
Gerçekleri öğrenmek için Bilgi Edinme Kanunu sayesinde ihale dosyasını belediyeden aldık. Gördüklerimiz korkunçtu. Neler olduğunu defalarca yazdık. Bahar Reklam sahibi ile yaptığımız sohbetlerde bu konuyu yakında basına taşıyacağımı söyledim. Umurunda dahi değildi. `Yaz, fark etmez` diyordu.
Ancak benim bu yazma niyetim kesildi. Bir oyuna mı geldim bilmiyorum ama aşağıda açıklayacağım çirkin iftira bana atıldı.
Bahar Reklam sahibinin anlatımına göre: Öteki reklam firmasını sahibi Bahar Reklam`ın sahibini ihale konusunda sıkıştırırken, `Ali İhsan ihale dosyasını aldı. Konuyu öğrendi. Şimdi Belediyeye şantaj yapıp para alıyor. İşte fatura numaraları, fiyatları ve tarihleri` demiş. Anlayacağınız ben ihaledeki yolsuzluğu yazmaktan vazgeçip belediyeye şantaj yaparak para tırtıklamaya başlamışım. )) Hani derler ya `dervişin fikri neyse zikri de odur.` Bunlar derviş falan da değiller ama kendilerine benzettiler beni galiba.
İşin doğrusu bir pisliğin içinde kaldığımı gördüm ve korktum` Bu iğrenç iftira beni bu konuda yazmaktan, çizmekten tamamen vazgeçirtti. Bahar Reklam firmasının sahibi bu iddiayı ispatlayabileceğini hatta yüzleşebileceğimizi de söyledi. Ama sonra ne ispat ne de yüzleşme oldu. Ben öteki reklam firmasının sahibi ile olan ilişkilerimi o günden beridir sıfırladım. Bahar Reklamın sahibine de, `sizin pisliğinize batıyorum, bu yazıyı yazmaktan vazgeçiyorum ama üstümde sorumluluğu var Belediye Başkanına konuyu açacağım` dedim. Öyle de yaptım. ZİHNİ ŞAHİN`DEN BEKLENTİ BÜYÜK Zihni Şahin`in ilk yılı, kendisine zaman veriyoruz. Mali ve idari yapılanma ile meşgul. Kendisi hakkında henüz olumsuz kanaatlerimiz yok.
Hala bizim için; dürüst, adaletli, yumuşak elli ama çelik bilekli` Belediyedeki hiçbir yolsuzluğa göz kırpacak ya da kulak arkası yapacak adam değil` Bu düşüncelerle konuyu en iyi anlayabileceği şekilde kendisine belgeleri ile izah ettim. Bu konulardan hiçbir haberinin olmadığını söyledi. Olabilir, belki haberi yoktur`
Sonra ne oldu` Hiçbir şey` Ben muhabbet olsun diye mi anlatmıştım kendisine bu konuyu. Tabiki hayır` Ama işte klasik Zihni Şahin` Herkesi dinleeer dinleeer dinler. Ancak bir adam nasıl dürüst adam olur da, kendisine anlatılan bir usulsüzlüğü, yolsuzluğu kulak arkası yapar. Hiç kusura bakma hocam` Eğer anlamadıysanız çağırın beni ben bir daha anlatayım size yolsuzluğun nasıl yapıldığını.
Ali İhsan Başaloğlu Editör
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!