Eğitim Sen Temsilcisi Turgut DEMİR açıklamasında şunları kaydetti;``Ülkemizde uygulanmakta olan eğitim sistemi; merkezine insanı, toplumu, doğayı ve çoğulluğu değil, devleti, `ulusal güvenlik`i ve tek renkliliği almıştır. Eğitim sistemimizde halen devam eden bu yaklaşım, kuşaklar boyunca barışı, demokrasiyi, hoşgörüyü değil, öfkeyi, hiyerarşiyi, disiplini ve ötekileştirmeyi beslemiştir ve beslemeye devam etmektedir.
Tekçi ve Ötekileştirici Eğitim Kurtuluş Savaşının sonucu eğitime bir ulus devlet projesi olarak yansımıştır. Farklı milletlerin Osmanlı İmparatorluğu`ndan kopuşunun ve yabancı güçlerin işgalinin sonunda yaşanan kaygılar, çeşitli düşman ve tehdit algılarına yol açmış; parçalanma ve küçülme kaygısı Osmanlı`nın son yüzyılında olduğu gibi yeni cumhuriyette de etkisini kuvvetle sürdürmüştür. Çok milletli, çok kültürlü, çok dilli Türkiye coğrafyası tek dil, tek ulus tek düşünce halinde `korunma`ya çalışılmıştır. Resmi eğitime, düşman ve tehdit algısı çok ağırlıklı olarak girmiştir.
2. Dünya Savaşından sonra komünizmin ahlaki bir korku hatta, öcü haline getirilmesi, bu çerçeve içinde Ermeni ve Yunan endişesinin büyütülmesi, Kıbrıs sorunu ve nihayet Kürt halkının tanınma ve eşitlenme talepleriyle paranoya haline gelen `ayrılma/bölünme` korkusu, eğitim yoluyla karanlık ve kapalı bir psikolojik atmosfer yaratılmasına neden olmuştur. Bu büyütülmüş korku ve endişeler her türlü sansürü yaratmış, hafızalar bilgi yönünden boşaltılarak, korku yönünden doldurulmuştur. On yıllar boyunca resmi eğitim sistemi ülkenin farklı halklarını, kültürlerini, dillerini çocuklardan ve gençlerden gizleme yolunu seçmiştir. Tanınmayan farklılıklar arasında çatışma ortamı beslenmiştir.
Böylece muhalefet ve demokrasi tecrübelerimiz sosyal bilgiler derslerinde işlenmemiş, `çatışma olmasın` diye 50-60 yıllık son dönem tarih kitaplarına alınmamıştır. Böylelikle yaratılmak istenen `çağdaş vatandaş`ın velisi militarizm olmuştur. Darbeler, ordunun kendini siyasi bir aktör olarak görmesi, sivil iktidarların da bu tür bir velayete ve vesayete özenmesi demokratik anayasal bir vatandaşlık kimliği yerine; itişen, yarışan, ezen, horlayan, alt eden gasp eden bir siyasi kültür yaratmıştır. Farklarla birlikte barış içinde yaşamak öğretisi bir yana, her farklılıktan korkma üslubu geliştirilmiştir. Sorunların nedenlerini gizleyerek yaratılan çatışma ortamı Kürt sorununun büyümesine neden olmuş, çözümsüzlük havasını ağırlaştırmıştır. Korkulu, savunmacı, ezbere dayanan bir eğitim sisteminden, korkusuz, sorunlarla yüzleşen, tartışan, kişileri geliştiren, çözüm yolları üreten bir eğitim sistemine kavuşmak zorlaşmıştır.
Halkın sorunlarının büyümesi ve gelişen demokratik muhalefet bazı kısmi düzeltmelerin yapılmasına neden olmuşsa da bunlar hala çok eksik ve çok parçalıdır. Genel bir özgür anayasal vatandaş yetiştirme gücünden uzaktır.``dedi.
BARIŞI ÖRMEK İÇİN EĞİTİM DEMİR açıklamasına;``Barışı örmek, siyasal ve toplumsal bir kültür haline getirmek sadece Türkiye`de yaratılan bu eğitim sistemi için değil tüm dünyada çatışmalarla yoğrulan ülkeler için önemli bir iddiadır. Barışı bir eğitim sistemi olarak yerleştirmek çatışmaları çözmekten, ateşkes sağlamaktan veya şiddeti durdurmaktan çok farklı ve uzun süreli bir uğraştır.
Barışı örmek, en başta şeffaflık, farklılıklara saygı ve sevgi, anlaşmazlıkları giderme ve azaltma terbiyesi gerektiriyor. Böyle bir eğitim ise öncelikle evden mahalleden başlar, okulda devam eder. Siyasal sosyalleşme dediğimiz bu ömür boyu eğitim süreci küçük kavgaları alevlendirmeme, çatışma ortamı yaratmama terbiyesini gerektirir. Bu terbiyenin velisi halktır, tüm bireylerdir, onların uzlaşarak yapacakları eşitlikçi özgürlükçü demokratik bir anayasadır. Demokrasiye, barışa evinden, ailesinden mahallesinden işyerinden başlama iradesi gösterenler bunu gerçekleştirebilir.
Nasıl bir eğitim insanlar arası huzur ve güvenlik sağlar` 1. Farklılıkları bilmek, adlarıyla betimlemek esastır. 2. Anlaşmazlık ve anlaşma noktaları şeffaf olarak aktarılmalıdır. 3. İnsanlık, zaaf ve hassasiyetleriyle tanımlanabilmelidir. 4. Eğitime sahte `erkeklik` ve `biyonik kahramanlık` taşınmamalıdır. 5. Tek bir toplumsal kesim adına yıkılmazlık, yenilmezlik ve üstünlük anlatılmamalıdır.
` Tarih, coğrafya, matematik, dil, sosyal bilgiler, fen bilgileri `ulusal` üstünlük için değil paylaşılan hayat kalitesini yükseltmek için öğretilmelidir. ` TARİH çoğuldur, katmerlidir, kat kat açılır. ` COĞRAFYA çeşitli ve verimlidir, yaşatır. ` MATEMATİK programcı ve çözümleyicidir, toparlar. ` FEN BİLGİLERİ hem üretime yol gösterir hem korumaya ışık tutar. ` SOSYAL BİLGİLER farkları gösterir, işbirliklerini anlatır, doyurur. ` EDEBİYAT bireyi özgünleştirir, biricik varlığını besler. ` BEDEN EĞİTİMİ özgürleştirir, zihin açar. ` DİL BİLGİSİ/ANADİLİ EĞİTİMİ zorunludur, zamanı, mekanı, zaman ve mekan ötesini yoğurur ve bireye özgüven sağlar. ` VATANDAŞLIK küçük boyutlu insanlığı İNSAN HAKLARI büyük boyutlu insanlığı tarif eder, dolayısıyla her vatandaşlık insan hakları ilkeleri içinde pişirilmelidir. İnsan hakları farklılıkların özüne işaret eder. ` `Güvenlik bilgileri` diye militarist bir disiplin yoktur; yukarıdaki disiplinlerin korkusuz ve şeffaf bir biçimde işlendiği ortamlarda insani güvenlik zaten sağlanır. İnsan güvenliğini, vatandaşlık boyutunda demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi bir anayasa metni sağlama alır. Böyle bir anayasa için ve kalıcı bir barışı sağlamak için şeffaf, adil bir toplumsal eğitim, çocukların ve gençlerin onurunu insanlık adına yüceltecek yaratıcı, onarıcı bir eğitim istiyoruz. Yani her konunun gizlenmeden hakkının verilmesini, her anlaşmazlığın açıkça tartışıldığı bir ortamın yaratılmasını, kavga etmeyen bireylerin hayatın her yönüne katılımını yaratacak bir eğitim istiyoruz.
Yaşadığımız toplum hakkında bilgi yoksulluğu ve gizliliği, beden açlığı kadar zararlıdır. Dünya Barış Günü açıklık, yaratıcı üretim, sevgi ve ilgi getirsin!
Farklılıkların ahengini işleyelim, dünyayı ve yurdumuzu tüm renklerle sevinç ve işbirliği alanı yapalım!
Çocuklar ve gençler açıklıkla öğrensin, bilsin ve aktarsın!`` şeklinde devam etti.
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!