3 Mayıs Milliyetçiler ve Ülkücüler Günü nedeni ile Bafra Ülkü Ocakları`nda Konferans verildi. Bafra Ülkü Ocakları Başkanı Gıyas Varol 3 Mayıs Türk Milliyetçilerinin direniş destanın başladığı gündür diyerek yaptığı açılış konuşmasında; “ 3 Mayıs 1944 tarihi bir mücadelenin çile yolunda yaşadığı, tecrübenin sembolü, inancın ve idrakin yılgınlığa düşmeden Türkçülük ve Milliyetçilik madalyasını taktığı gündür. Türk milletini ayakta tutan milli birlik ve beraberliğimizin temeli olan Türk milliyetçiliği zaman zaman büyük sıkıntılar yaşayarak bu günlere gelmiştir. Türk milletinin en büyük milli direnişini ise kurtuluş savaşından sonra, 3 Mayıs 1944 tarihinde yaşanmıştır. Büyük Türk milliyetçisi merhum dava adamı Hüseyin Nihal Atsız’ın devrin başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na (ORHUN) dergisinde yazdığı iki açık mektup Türk Milliyetçilik hareketinin mihenk taşı olmuştur. 3 Mayıs ALPARSLAN TÜRKEŞ gibi Türkün EN son BAŞBUĞ’unu ortaya çıkarmış. Türk milliyetçileri bu süreçte kendilerine yaşatılan acıyı ve zulmü bir bayrama çevirmiş bu şuur ve inançla kutlamaya devam etmiştir. İçinde bulunduğumuz ve her gün şehit haberleriyle güne başladığımız bu zamanda her zamankinden çok milli birlik ve beraberliğe ihtiyacımız vardır. Hepimizin 3 Mayıs Milliyetçiler ve Ülkücüler Gününü kutlarım.” diyerek konuşmasını bitirdi. Sonra Oğuzhan Havuz isimli genç “İstiklal Marşımızı” okudu. Nazım Dağlı, Buğrahan Aydın, Barış Yılmaz , H. Nihal Atsız’ın “Bütün Türk Gençliği” adlı şiirini ve beraberinde Rümeysa Çevik “Sakarya Türküsünü” okudu. 3 Mayıs Milliyetçiler ve Ülkücüler günü ile ilgili konferansı vermek için eğitimci tarihçi İsmail Kurt kürsüye geldi. İsmail kurt konuşmasında … 3 Mayıs 1944 Tarihli Gösteriler ve Dava Kenan Öner 1944 Davası ile ilgili şunları söyler : "Bu davanın temeli Nihal Atsız`ın zamane başvekiline hitaben Orhun mecmuasında yazdığı açık mektupla ,1944 senesi Nisan’ında atılmış ve bundan doğan infial ile icat edilen ırkçılık ve turancılık davasında memleketin havasını ifsat eden işkencelerle çatısı örtülmüş bulunmaktadır" . Bu davanın başlamasında Hasan Ali Yücel`in 1934 tarihli "Türk Edebiyatına Toplu Bir Bakış" kitabının Atsız tarafından eleştirilmesinin intikamını almak istemesi de etkilidir . Tarihte 3 Mayıs olayları adıyla anılan olaylar Nihal Atsız`ın, hakkında açılan dava için Ankara`ya geldiği sırada başlamıştır. Bu tarihte gençlik komünizm aleyhine bir gösteri düzenler ve beraberinde Nihal Atsız`a sevgilerini belirtirler. Mahkeme salonuna giremeyen gençler Ulus Meydanı`na doğru yürüyüşe geçmişler burada milli marşlar söylenmiş ve komünizm aleyhine sloganlar atmışlardır . Kafile Ulus Meydanı`ndan sonra Başbakan Şükrü Saraçoğlu ile görüşmek istemişse de bunda başarılı olamamış, miliyetçi gençlerin gösterileri hükümet tarafından şiddetle önlenmiştir. Bu gösterilerde tutuklanan üniversiteli gençlerin sayısı 165 olarak tespit edilmiştir .Ancak gençliğin bu masum hareketi devrin milli şefine bir ihtilal olarak intikal ettirilir. H. Ali Yücel, Nevzat Tandoğan ve F. Rıfkı Atay üçlüsünün gayretleriyle ırkçılık ve turancılık adı verilen milliyetçilik düşmanı dava ortaya çıkarılmıştır. Bu gösteriye kadar Türkiye`de yapılan bütün nümayişlerde hep hükümet parmağı bulunmuştu. Turancılık davasının mağdurlarından Alparslan Türkeş`in konuyla ilgili tespiti şu şekildedir; "Bunlar milli şef ve onun gözde Milli Eğitim Bakanına nasıl gösteri yapabiliyorlardı ` O zamana kadar milli şefin müsaade etmediği hiçbir gösteri yapılmazdı. Demokrasi....Hürriyet...Eşitlik...Gençlik... bütün bunlar Türkiye`nin 1944 iktidarında hep parad palavralardır. Halkın alkışları, gençlikten çıkacak "yaşa" naraları kayıtsız şartsız İnönü`nün tekelinde kalmalıdır . Esasında 3 Mayıs olayları, II. Dünya Savaşı`nın seyri ile alakalıdır ve dönemin hükümetinin Almanlara karşı üstünlük kuran Ruslara ,Türkçüleri feda ederek bir siyasi rüşvet vermesi olayıdır. Yakın tarihimize "Tabutluklar" adı ile geçen, tavanlarında beş yüzer wattlık ampullerin yandığı işkence odalarına kapatıldı. Dönemin Emniyet Müdürü Ahmet Demir ve Savcı Kazım Alöç tarafından Nihal Atsız`a yazmış olduğu mektuplar yüzünden sorguya çekildi Türkeş`in sorgulama sırasındaki ifadeleri ibret vericidir. Türkeş anılarında konuyu şöyle izah etmektedir; "Biz, milliyetçiyiz. Biz bütün Türklerin,dünyada yaşayan Türklerin mutlu olmasını istiyoruz, esaretten kurtulmasını istiyoruz. Yani bu fikir, eğer Turancılıksa; bu fikri taşıyoruz. Biz komünizme karşıyız. Komünizm ideolojisi, beğenmediğimiz bir siyasi ve iktisadi görüştür. Biz milliyetçi yazılar yazmayı, memlekete hizmet kabul ettik. Onun için, Orkun dergisine yazı gönderdim. Nihal Atsız Bey`le zaman zaman memleket meseleleri üzerine mektuplaştık işkence iddialarıyla ilgili olarak ; Savcı Kazım Alöç`ün şu ifadeleri işkencelerin yapıldığını doğrular mahiyettedir : "Biz bunları huzurunuza vatan hainleri, caniler ve katiller olarak getirdik. Bunları Pera Palas Oteli`nde yatıracak değildik. Onlar müstahak oldukları muameleyi görmüşlerdir. Elbette onlara her nevi zulüm yapılmış ve yapılacaktır". Muhakeme sırasında Alparslan Türkeş ile Mahkeme başkanı arasında "Türk Birliği" konusundaki tartışmada Türkeş`in geleceğe matuf şu ifade ve tespitleri oldukça dikkat çekicidir; " ..mesela, 1917`de olduğu gibi 1965`te veya 1990`da da Rusya`da bir ihtilal zuhur edebilir. O zamana kadar Türkiye harb endüstrisi bakımından da, ilim ve irfan bakımından da ilerlemiş bulunur ve Türkiye`nin de yardımı ile bu birliğe doğru yürünebilir..." 1 Nolu Sıkıyönetim Mahkemesinde, 7 Eylül 1944 ile 29 Mart 1945 tarihleri arasında 65 oturum devam eden yargılama sonunda milliyetçiler muhtelif hapis ve sürgün cezalarına mahküm olmuşlardır . Davada on üç sanık beraat etti. On sanık ise on yıla kadar çeşitli hapis cezaları aldılar. 148. maddeye muhalefet ile yargılanan Alparslan Türkeş ise 9 ay 10 gün hapse mahküm olmuştur. Verilen bu karar temyiz edilmiş ve askeri temyiz mahkemesi bu mahkumiyet kararlarını esastan ve usulden bozarak 23 milliyetçinin telgraf ile 26 Ekim 1945 tarihinde tahliye edilmelerini sağlamıştır .Davaya 2 nolu Sıkıyönetim Mahkemesi`nde devam edilmiş ve neticede milliyetçilerin hepsi 31 Mart 1947 tarihinde beraat etmişlerdir. Kararda "Bu nümayiş, milli bir ideolojinin milli olmayan bir ideolojiye karşı ifadesinden ibarettir" deniliyordu. Ancak bu kararı veren Ali Fuat Erden, Tümgeneral Kemal Alkan ve Tümgeneral İsmail Berkok hemen tayin edilmişlerdir. Dönemin başbakanı Şükrü Saraçoğlu`nun konuşmasıyla başlayan olaylar zinciri, Nihal Atsız`ın mektuplarıyla devam etmiş, 3 Mayıs 1944 tarihli milliyetçilerin gösterisi ile sona ermiştir. 3 Mayıs Nihal Atsız`a göre "Türkçülüğün gafletten ayrılışı can düşmanlarını tanıdığı , dost sandığı hainleri gördüğü" gündür. 1944 yılında bu tür bir davanın başlaması Rusya`nın baskıları ile yakından alakalıdır. Rusya karşısında tutunabilmek için aradığı desteği bulamayan Türk hükümeti, Alman karşıtı olduğunu göstermek için fırsat kollamıştır. Aranan bu fırsat Nihal Atsız`ın mektupları ile yakalanmıştır. Bu olaylar milliyetçilerin mağdur olmasıyla sonuçlanmış ancak bu mağduriyet milliyetçilere darbe olmamış, bilakis güçlendirmiş ve Türk milliyetçilerine "Kurtuluş Günü" adıyla bilinen, manası, prensipleri ve amacı belirli bir ülkü haline gelen kutlu bir gün kazandırmıştır. 3 Mayıs`ın ilk yıl dönümü 1945 senesinde o sıralarda Tophane`deki Askeri Cezaevinde tutuklu bulunan bir avuç Türk Milliyetçileri tarafından örtüsüz bir masa etrafında yapılan bir toplantı ile anılmış, daha sonraki yıllarda ise çeşitli törenlerle kutlanmıştır. 3 Mayıs`ın mağdurlarından Alparslan Türkeş`te bu tarihin kutlanmasını bizzat sağlamış ve bu geleneği hayatı boyunca devam ettirmiştir. 3 MAYIS MİLLİYETÇİLER VE ÜLKÜCÜLER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.” diyerek eğitimci tarihci İsmail Kurt sözlerini bitirdi. Bafra Ülkü Ocakları konferans salonunda yapılan 3 Mayıs Milliyetçiler ve Ülkücüler günü programına Milliyetçi Hareket Partisi İlçe Başkanı Mahmut Yılmaz, Milliyetçi Hareket Partisi Samsun Eski Milletvekili Ahmet Aydın, MHP Bafra İlçe Kadın Kolları Başkanı Yüksel Fincan, Bafra Türkav Şube Başkanı Uğur Hatipoğlu, Bafra Türk Eğitim-Sen İlçe Başkanı İbrahim Akekmekci, MHP İl Genel Meclis Üyeleri Cemalettin Şimşek, Bünyamin Duran, Belediye Meclis üyesi Grup Başkanı Abdurrahman Çamaş ve Belediye Meclis Üyeleri, Bafra Eski Belediye Başkanı Hasan Aslan ve çok sayıda Sivil Toplum kuruluş temsilcileri ile davetli katıldı.
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!