AIDS Hastalığının 1980`lerde dünya gündemine girmesinden beri gittikçe öneminin arttığını belirten Dr. Aytaç Akın, "Dünyada yaklaşık 33.4 milyon erişkin ve çocuğun HIV ile enfekte olduğu, her gün yaklaşık 7 bin kişinin HIV enfeksiyonunu aldığı tahmin edilmektedir." dedi.
"Türkiye' de hastalığın yayılımı ve görülme sıklığı dünya ülkelerine göre düşük olmakla beraber, yıllar içinde artmaya da devam etmektedir." diyen Dr. Akın, açıklamalarına şöyle devam etti:
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de HIV/AIDS ile mücadelede, hastalığın yayılımının sınırlandırılması hatta durdurulması, öncelikle hastalığın bulaşma yolları ile hastalıktan korunma yolları konusunda toplum farkındalığının artırılması ile mümkün olabilecektir.
Bu bağlamda uluslar arası sağlık kuruluşları da 1988 yılından beri HIV/AIDS konusunda toplum farkındalığını arttırmak üzere, 1 Aralık gününü Dünya AIDS Günü olarak tespit etmiş ve bugün ve devam eden haftada çeşitli kampanya ve etkinlikler düzenlemektedir.
1 Aralık Dünya AIDS Günü'nün ülkemizde de etkili bir şekilde değerlendirilerek toplumsal duyarlılığın artırılması, halkımızın HIV/AIDS' in bulaşma yolları hakkında bilgilendirilmesi, HIV ile enfekte olmuş kişilere ayrımcılık yapılmaması, bu kişilerin hiçbir şekilde suçlanmaması, yargılanmaması ve toplumdan dışlanmaması konularını vurgulamak üzere, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere bütün kuruluşlara büyük görevler düşmektedir.
HIV/AIDS hastalığı ilk defa 1981 yılında Amerika Birleşik Devletleri {ABD)' nde ve Haiti' den gelen göçmenlerde tanımlandı ve hastalığa "AIDS" (Acquired Immuno Defıciency Syndrome) Kazanılmış Bağışıklık Yetmezlik Sendromu Virüsü adı verildi.
1984 yılında ise AIDS'e neden olan virüs "HIV" (Human Immunodefıciency Virüs) (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) izole edildi. Bu virüs vücudun savunma gücünü zayıflatmakta, yıkmakta ve normal koşullarda tedavi edilebilen hastalıklar, savunma gücü yetersiz kaldığından tedavi edilememekte idi.
Hastalık 1980'li yıllardan bu yana tüm dünyada din, dil, ırk, cins, ülke ayırımı yapmadan hızla yayılmaya devam etmektedir. 1990'lı yılların başlarından beri bulaşma pek çok ülkede en sık korunmasız yapılan cinsel temas ardından ise damar içi madde kullananların ortak paylaştığı enjektör ile olmaktadır. HIV enfeksiyonu sadece erişkinleri değil, bebek, çocuk, genç, yaşlı herkesi tehdit edebilen, henüz virüsü tam olarak vücuttan atmayı sağlayabilecek tedavisinin ve aşısının bulunamadığı bir hastalıktır. Kullanılan ilaç tedavisi ile, HIV/AIDS hastalığından ölümler azalmış, ölümcül bir hastalık olmaktan çıkıp yaşam boyu ilaç kullanımını gerektiren bir tür kronik hastalığa dönüşmüştür.
İlçe Sağlık Müdürü Dr. Aytaç Akın HIV virüsünün yayılımını şöyle sıraladı:
1. Korunmasız cinsel ilişki: HIV enfeksiyonunun en sık bulaşma şeklidir. HIV, korunmasız (kondom, kılıf, kaput, prezervatif kullanılmadan) yapılan her türlü cinsel temasla bulaşabilmektedir.
2. Kan ve kan ürünleri ile bulaşma: Kanda virüsün yoğun miktarda bulunması nedeni ile, virüsü taşıyan kişilerden alınmış kan ve kan ürünleri ile hastalık bulaşabilmektedir.
3. Anneden bebeğe bulaşma: HIV enfeksiyonu gebelik süresince, doğum sırasında vücut sıvıları ve emzirme sırasında süt ile bebeğe geçebilmektedir.
HlV' in BULAŞMADIĞI Durumlar:
Dokunmak, tokalaşmak, sarılmak ile, "¢ Gözyaşı, ter, tükürük ile, "¢ Aynı yerde oturmak, aynı havayı solumak ile, "¢ Aynı havuzu, banyoyu, tuvaleti, saunayı, duşu paylaşmak ile, "¢ Giysilerin ortak kullanılması ile, "¢ Tabak, çatal, kaşık, bıçak, bardak paylaşılması ile, "¢ Telefon kulaklığı, kapı tokmağı ile, "¢ Sivrisinek, böcek, arı sokması ile HIV bulaşmamaktadır.
KORUNMA HIV enfeksiyonu önlenebilir bir hastalıktır ve diğer hastalıklarda olduğu gibi korunma önlemleri tedaviden çok daha etkili ve ucuzdur. Cinsel eğitim ve HIV/AIDS eğitim programlarının cinsel etkinlikler üzerinde uyarıcı etkisinin olmadığı ve bu etkinlikleri artırmadığı; tam tersine cinsel davranışı etkileyerek, azaltarak ya da kondom kullanımını artırarak riskli cinsel davranışları azalttığı saptanmıştır.
Cinsel yolla bulaşmaya karşı korunma: En sık görülen bulaşma yolu cinsel temasla olduğu için bu yolla korunma büyük önem taşımaktadır. Kondom ve doğru kondom kullanımı, hastalığın cinsel yolla bulaşmaya karşı en güvenli ve basit korunma yoludur.
Dünyada 35,3 milyon kişi HIV enfeksiyonu ile yaşıyor. Türkiye'de ise bildirilen AIDS vaka ve taşıyıcılarının sayısı son yıllarda artış göstererek, 6 bin 802'i buldu. Kan ve kan ürünleri ile olan bulaşmaya karşı korunma: 1987 yılından beri de ülkemizde kan ve kan ürünleri HIV yönünden test edilmektedir. Organ ve doku nakilleri öncesinde gerekli testlerin yapılması HIV geçiş riskini en aza indirmektedir. Damar içi madde kullanımı alışkanlığının önlenmesi, tedavi edilmesi, ortak enjektör kullanımı risklerinin anlatılması bu grup hastalarda HIV bulaşma riskini azaltmaktadır.
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!