Yoksul ve Yoksulluk

Yoksul ve yoksulluk

2017 yılına gelmişiz. Yirmi birinci yüzyılda yaşıyoruz diyoruz ama sadece diyoruz. Âlem gider uzaya, biz gideriz yaya…

Nereye? Yokluğa, yoksulluğa. Nasıl olur demeyin gerçekten oluyor böyle. Biz rahat koltuklarımızda yüz elli metrekare evlere sığamazken, evimizdeki eşyaları beğenmezken, olanı beğenmeyip değiştirirken insanlar yokluk sınırını zorluyor. Akşama ne yemek pişireceksiniz diye soruyorum, Allah ne verdiyse diyor. Evde halı, kilim namına hiçbir şey yok. Evin bir odası, hem banyo, hem misafir odası, hem oturma odası. Yatak yorgan bir köşeye yığılmış. Sıcacık yanmasını hayal ettiğim kuzine sıcaklık değil, duygularıma bile soğukluk veriyor.

Sanki insanlığımdan utandım. Böyle bir yokluğu ilk kez görmüyorum ama bu daha da can sıkıcı. Paran olsa ne alırsın diye sorduğumda, verdiği cevap çok ilginç. Tencere, tabak ve penye diyor. Güler misin, ağlar mısın? İnsan insanlığından utanıyor. Biz varlığın sınırlarını zorlarken onlar yokluğun sınırını zorluyor…

Hayatlar… Hayatlar… Bir taraftan olanla yetinemeyen biz, bir taraftan olanı bulamayan insanlar. Varlığımıza şükretmemiz lazım. Olanla yetinmeyi bilmek lazım... Sevdiklerimize de bazı konularda farkındalıkları öğretebilmek lazım. Gidip o hayatları görmek lazım. Yırtık çorap, kara lastik, çukurda bir yaşantı. Böyle bir yaşam tarzında insan nasıl hastalanmasın? Çoktandır karşımda iki dizin üstüne çöken insanda görmemiştim. Karşımda öyle insanlar görmek, kendimi sorgulamam sebep oldu. Biz nerede yanlışlık veya eksiklik yapıyoruz?

Yine sordum, köyde kimlerin durumu iyi diye. Verdiği cevap çok ilginç: Köyde iki hane dışında hepimizin durumu benim gibi diye… İşte bu da Türkiye gerçeği... Diyecek hiçbir şey bulamadan, arkama bile bakamadan, kaçarcasına, bir daha gelmek üzere çıktım köyden… Bu da Bafra’nın bir köyü…

  • BafraHaber Yorum
  • Yoksul ve Yoksulluk yazısına yorum yapmaktasınız
Favicon
Yorum Yap
  • Toplam Yorum 0