Bu yazıyı saklayın

Türkiye yeni bir sürece giriyor. İktidardaki bir parti; Türkiye’nin yüzde 50 sinin desteklediği bir parti hakkında kapatılma davası açıldı.

 Kapatılır mı`

 Büyük olasılıkla evet, ancak bu saatte konu artık yargının.

 Belirtilmesi gereken husus şudur: Yasalarda yapılan değişiklikler nedeniyle parti kapatmanın zor olduğu bir dönemdeyiz. Öyle ki mecliste ki pkk yanlılarının bağlı oldukları örgütün bile kapatılmasına zor gözüyle bakılırken, iktidar partisini kapatmak, yürütmenin başındaki bir partiyi kapatmak çok daha zor.

Böylesi bir zorluğa rağmen Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığı, AKP’yi kapatmaya, ve Sayın Cumhurbaşkanı dâhil 71 kişiye siyaset yasağı getirilmesine kalkıştığına göre çok sağlam delilleri olsa gerek.


Bu yazıyı saklayın.

Bakın sanırım bunu ilk kez ben söylüyorum.

Bundan tam 5 yıl önce bugün, Siirt milletvekili Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyetinin 59. hükümetini kurdu. Tesadüf o ki aynı gün başbakanlık görevini resmen alan Erdoğan hakkında siyaset yasağı getirilmesi ve partisinin de kapatılması isteniyor.

 

Şimdi biliyorum, vatandaşlarının yüzde 50’sinin AKP’li olan bir ülkede,  haber sitesinin okurlarının da yarısı AKP’li olacak ve yukarda ki “büyük olasılıkla kapanır” sözümü eleştirecek.

Konu yargıda olduğu için çok şey söylemeyeceğim ama en basit iki sözü hatırlatayım.

 

Sayın Başbakana af konusu soruluyor; Sayın Başbakan katillerin affına ilişkin şunu söylüyor:

“Katilleri sadece maktulün ailesi affedebilir, devlet değil”

 

Burası bir hukuk devletiyse, yargı affeder, adalet affeder, öldürülenin ailesi değil. Bu denilen sadece şeriat hükümlerinde vardır. Sayın Erdoğan Başbakandır; ulema değil.

 

Bir başka konu: AİHM, Alevilerin açtığı din dersi ile ilgili davalarda Alevileri haklı bulur.

Sayın Erdoğan bunun üzerine şöyle söyler: Kime sormuşlar bu kararı verirken din dersi ile ilgili şeyleri. “Bu konu din konusudur; ulemaya sorsunlar”

Sayın Erdoğan bu ülkenin başbakanıdır, ulema başı değil.

 

Bir konu da son günlerde tırmanan türban meselesidir. AKP iktidarının ve onun göreve getirdiği YÖK başkanının tutumları bu günkü durumun doğmasının önemli unsurlarıdır.

 

Keşke olmasaydı; Türkiye keşke böyle bir durumla karşılaşmasaydı!

 

Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığı elbette bu söylediklerimden yola çıkmış değildir, ancak bunun da etkisi olduğu düşünülmelidir.

 

Parti kapatmayı destekliyor musunuz`

Hayır desteklemiyorum. Uygar bir ülkede partiler mahkeme kanallarıyla kapatılmamalı.

Ancak uygar bir ülkede mahkemeler kötü gidişata dur diyebilecek yetkiye de sahip olmalı.

Altını çizerek söylüyorum bu görevi sokaklarda tanklar yürütecek olanların yapmasından ise yargı kanalıyla olmasını tercih ederim.

 

Bakın bu yazıyı saklayın diyorum ya; bir nedeni de şudur:

 

Bu gün açılan davayı ben sadece "AKP’nin Laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği" iddiasıyla açıldığını düşünmüyorum. Evet, bu görünen yüzüdür. Ben madalyonun diğer tarafında, resmen açıklanması mümkün olmayan tarafında, AKP’nin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin geleceğine dair önceden planlanmış politikalara ters hareket yapmasından kaynaklandığı kanaatindeyim. Bu size komplo teorisi gelebilir, ancak AKP iktidarının güneydoğu açılımı adı altında dtp’li pkk lıların amcası, dayısı Talabani ile ve Barzani ile yakınlaşması,  sözde bir kürdistanın varlığını tanımaya yakınlaşılması Musul ve Kerkük ile ilgili TC politikasının yok sayılması anlamına geleceğinden gizli güçler buna müsaade etmemiştir. Hatta öyle ki, apar topar biten kara harekâtının bitiş zamanlamasını dahi buna bağlamaktayım. TSK bölgede ki pkk unsurlarının temizlenmesinin, mevcut tehlikelerin ortadan kaldırılmasının ardından hükümetin böyle yakınlaşma politikasına kalkışacağını anladığı- öğrendiği- anda derhal operasyonu kesmiş, hükümetle birlikte hareket etmeyeceğini göstermek istemiştir.

Tabi bunları ilerde öğreneceğiz; işte bu nedenle bu yazıyı saklayın.

 

……………..

 

İktidar bu gün sosyal sigortalar yasa tasasını yeniden masaya yatırmaya karar verdi. Hani başbakan’ın “ sendikalar yalan söylüyor, basın yalan söylüyor, asla kazanılmış haklarınızın geri alınması söz konusu değildir”dediği taslak bu.

 

Sivil toplum örgütlerinin, sendikaların, AKP’ye oy vermiş oldukları halde Hükümetin kulağını çekebilme öz güvenine sahip olanların başarısıdır bu. Bundan sonra ki iktidarlar şunu görmüşlerdir. Artık topluma rağmen, toplumu karşınıza alarak, her istediğinizi yapamazsınız.

Size oy vermiş olanlar, kör körüne oy vermemişlerdir, kalkıştığınız her hamleyi bu toplum takip etmektedir, edecektir. Bafrahaber de gördüm, Bafra’da da sivil toplum bu taslağa karşı ayağa kalkmıştır, onları da gönülden kutluyorum.

……………………….

 

Bakın bu gün, eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz ile görüştüm. Bundan tam 15 yıl önce bu gün söylediği ve dönemin Cumhurbaşkanı rahmetli Özal’ında destek verdiği bir konuşmasını hatırlattım kendisine.

Şöyle demişti Yılmaz: "Laiklik bir din değildir. Bu düşünce yanlıştır. Laiklik din ve vicdan hürriyetine saygıdır…”

" Kuran`ın yeniden tefsir edilmeli ve İlmihal kitabı ile İslam tarihi de yeniden yazılmalıdır”

 Önümüzdeki günlerde o günden bu güne ne değiştiğine dair Sayın Yılmaz ile yaptığım sohbeti size aktarmaya çalışacağım; bunun da haberini vermiş olayım.

 Esen kalınız efendim, dilerim kalabiliriz…

 Önemli not: Bir önceki yazımda ( Hayat Başlıyor) zaman darlığı nedeniyle sayıyla ifade edilemeyecek kadar çok imla hatası yapmış olduğumu fark ettim. Okurlarımdan özür diliyorum.

 

  • BafraHaber Yorum
  • Bu yazıyı saklayın içeriğine yorum yapmaktasınız
Favicon
  • Toplam Yorum 0