Samsun’un Yakakent ilçesinde, Türkiye’de ilk defa düzenlenen, bölgenin ve ülkenin ekonomik geleceği adına son derece vizyoner bir etkinliğe şahit olduk. 9 Mayıs 2026 tarihinde; Tarım ve Orman Bakanlığı, Samsun Valiliği, Samsun Büyükşehir Belediyesi, Yakakent Belediyesi, Sinop Üniversitesi, Bafra Ticaret ve Sanayi Odası, Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Merkez Birliği ile Samsun ve Sinop İlleri Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliğinin katkılarıyla "1. Türk Somonu Hasat Şenliği" gerçekleştirildi.
Tabii bu etkinliğin mimarı ve şehrimize kazandırılmasında çok büyük emekleri olan, yıllarca bu alanda mücadele eden hayırsever iş insanımız, Samsun ve Sinop İlleri Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği Başkanı Osman Parlak’a ne kadar teşekkür etsek az.
1995 yılından günümüze kadar su ürünleri alanında bölgemizde ticari ve akademik alanda mücadele eden, her fırsatta bölgemizdeki su ürünleri yetiştiriciliğinin ülke ekonomisine sağlayacağı katkıyı ve stratejik önemini dile getiren Başkan Parlak sayesinde şehrimiz büyük bir ilke ev sahipliği yaptı.
SSYUB’nin yürüttüğü çalışmalar sayesinde Samsun, Yakakent, Bafra ve Sinop hattı, bu devasa üretimin kalbi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Üretici birliklerinin koordinasyonu ve devletin teşvikleriyle kurulan Yakakent Su Ürünleri İşleme İhtisas OSB’nin hayata geçmesiyle birlikte bu bölge küresel bir su ürünleri üssü haline gelecek.
Bugün tüm paydaşların omuz omuza verdiği 1. Türk Somonu Hasat Şenliği sıradan bir kutlama değildi; devlete, üreticiye ve tüketiciye verilen güçlü bir "Biz bu işte dünya markasıyız" mesajıydı bana göre…
Akademik araştırmalar ve küresel gıda raporları, denizlerdeki doğal balık stoklarının hızla tükendiğini, gelecekte dünyanın protein ihtiyacının doğrudan "su ürünleri yetiştiriciliği" ile karşılanacağını açıkça ortaya koyuyor.
Türkiye, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olmanın hakkını uzun yıllar sadece avcılıkla vermeye çalıştı. Ancak son yirmi yılda büyük bir paradigma değişimi yaşadık.
Ege'de levrek ve çipura ile yazılan başarı hikâyesi, bugün Karadeniz'in serin sularında Türk somonu ile taçlanıyor.
Araştırmalarımdan elde ettiğim bilgilere göre sektör, adeta sessiz bir devrim yaparak milyar dolarlık ihracat rakamlarını aştı ve tarım-gıda sektörümüzün en güçlü kası haline geldi.
Karadeniz’in "pembe altını" olarak tabir edebileceğimiz Türk somonu, bilimsel literatürdeki adıyla Oncorhynchus mykiss, Karadeniz’in eşsiz tuz oranı ve ideal su sıcaklığında büyütüldüğünde ortaya olağanüstü bir sonuç çıkarıyor.
Et kalitesi, yağ dokusu ve rengiyle küresel pazarda Norveç somonuna rakip olabilecek, hatta bazı pazarlarda tercih sebebi olan dev bir marka haline gelmeye başladı bile.
Rakamlar bu başarının en net kanıtı diyebiliriz. Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) verilerine göre, Türk somonu ihracatı 2025 yılında yarım milyar dolar barajını aşarak tam 520 milyon 281 bin dolara ulaştı.
Bir yılda ihraç ettiğimiz miktar 80 bin tonu geçti. Sadece Rusya'ya yapılan ihracat 378 milyon doları bulurken; Vietnam, Belarus ve Almanya gibi ülkeler Karadeniz'in bu pembe altınına yoğun talep gösteriyor.
Yakakent ilçemizde düzenlenen hasat şenliğinde altı çizilen o isabetli cümle durumu çok iyi özetliyor aslında: "Türk somonu bugün yalnızca bir üretim başarısı değil, Türkiye’nin dünya su ürünleri pazarındaki güçlü konumunun önemli bir göstergesidir."
Bu organizasyonun en önemli hedeflerinden biri de ürünün bilinirliğini artırmak ve iç tüketimi teşvik etmekti.
İşte en büyük paradoksumuz tam olarak burada başlıyor. Türkiye dünyanın en kaliteli, Omega-3 açısından en zengin protein kaynaklarından birini üretiyor, dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz ama kendi sofralarımıza yeterince koymuyoruz.
Su ürünleri tüketimimiz küresel ortalamanın, hatta Avrupa ortalamasının çok altında yer alıyor.
Ürettiğimiz bu değeri sadece bir döviz girdisi olarak görmemeli, sağlıklı nesiller yetiştirmek ve güvenilir gıdaya ulaşmak için iç pazarda da bir alışkanlığa, bir mutfak kültürüne dönüşmesini sağlamalıyız.
Türk somonunun gelecekteki potansiyeli 2025'te kırılan bu rekorların da ötesinde. Sektör temsilcilerinin 2035 yılı için koyduğu hedef 1 milyar dolarlık ihracat geliri.
İklim değişikliğinin etkileri, sürdürülebilir gıda arzını bir milli güvenlik meselesine dönüştürürken, su ürünleri yetiştiriciliği stratejik bir sektör olarak öne çıkıyor. Doğru Ar-Ge çalışmaları (yem teknolojileri, genetik seleksiyon, hastalıklara karşı direnç) ve modern tesisleşme ile üretim kapasitesini çok daha yukarı taşıyabilir ve hedefte ki rakamın çok daha ötesine geçebiliriz.
Yakakent Su Ürünleri İşleme İhtisas OSB’nin bölgemiz ve ülkemiz açısından ne kadar önemli olduğu da bu kapsamda ortaya çıkıyor aslında…
Yakakent OSB faaliyete geçtiğinde kurulacak fabrikalarda balık işleme, depolama, paketleme, balık unu, balık yağı ve balık yemi üretimi gerçekleştirecek.
Sözün özü; denizlerimizde büyüyen sadece bir balık değil, Türkiye’nin marka değeri ve ekonomik geleceğidir. Bu vizyonla hayata geçirilen "Türk Somonu Hasat Şenliği"ni gelenekselleşecek bir başlangıç olarak selamlıyor, sofralarımızda bu yerli ve milli lezzete daha fazla yer açmamız gerektiğinin altını çiziyorum.
Ve şehrimiz…
Dünyanın en önemli Su Ürünleri Üretim Merkezlerinden biri haline geldiğinde gelecek nesillere bırakabileceğimiz büyük bir miras olacaktır.
Ve bu gün bizlere bu gururu yaşatan Samsun ve Sinop İlleri Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği Başkanı Osman Parlak’a ve paydaşlarına bölgemiz adına sonsuz şükranlarımı sunuyorum.
Sağlıklı Kalın…
Ümit Ceylan
Bafrahaber.com, 5 Haziran 26
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!
Sn. ceylan, norveç fiyordlarına bir gün gitme imkanınız olur ve orada yapılan balıkçılığı, devletin sadece şirketlere değil, bireysel balıkçılıkla geçinen insanlara verdiği "gerçek" destekleri gördüğünüzde değerli yazınızı tekrar güncellemeyi unutmayınız lütfen.