Bazen Huzur Bazen Hüzün Bazen Her Şey Eskiler

Bazen huzur bazen huzun bazen her sey eskiler

"Ölmek için doğmuştur ya insan; o yüzden her yağmur sonrası toprak kokusunu sever." demiş Tolstoy.

Eylül güneşinin azalan sıcaklığıyla birlikte iki gün yağmur vardı Atakum'da. Yağmurla birlikte özlemini çektiğim anne öpücüğü gibi huzur veren, ıslak ve buğulu toprak kokusunu aldım ciğerlerime. O kokuyla birlikte toprağa verdiklerim, çok sevdiklerim, düştü hatıralarıma. Yâd ettim onları, hüzün indi yüreğime, damla damla yaş oldu gözlerimden akan.

Yüreğime gömdüklerime yeniden sarılıp sarmalanmak için karıştırdım fotoğrafları. Neler anlatmadı ki o fotoğraflar bana. Göz açıp kapayıncaya kadar geçen zaman diliminde sayfalar dolusu anılarımı hatırlattı her bir fotoğraf karesi.

Kan bağı, can bağı olan sevginin doruklarda seyreden keyfini, ömrümün yıllarıma hayat eklediği gök kuşağı gibi renkli dünyasını, ailemle aynı çatı altındaki tarifsiz mutluluğumu, hüznümü, acılarımı soludum o fotoğraflarda. Özlem dolu duygularla göğsüme koyup öptüm, öptüm, öptüm onları.

Düğün fotoğrafları ilişti gözüme, kendi düğünümün, bana her zaman güven duygularını yansıtan eşim ve aile olmak mutluluğunun başlangıcının fotoğrafları. "İyi ki bu adam çıkmış karşıma." dedim.

Liseli ve üniversiteli yıllarımı anlatan, staj yaptığım liselerde kendim de öğrenciyken öğrencilerimle çektirdiğim fotoğraflar, o karelerde yurdumun dört bir köşesine dağıldığımız, boy boy nesiller yetiştirdiğimiz öğretmen arkadaşlarımla olan fotoğraflar, o çok sevdiğim "ömrüme iyi ki değmişler" dediğim hayatımı anlamlaştıran öğrencilerimle olan fotoğraflar...

Elime geçen her bir fotoğraf karesinde hayat vardı, sevgi vardı, hüzün vardı, acı vardı, mutluluk vardı, şarkılar, türküler vardı.

Sonra sözlerinde ruhumuzun dinlendiği, nağmelerinde düşler kurduğumuz, şarkılarımız, türkülerimiz ve onları seslendirenler düştü aklıma. Ne türkülerimiz, ne şarkılarımız vardı; önce antenli, sonra pilli radyolarda istek verdiğimiz, sevdiklerimize gönderdiğimiz...

Ah o güzel türkülerimiz ve şarkılarımız… Söz yazarlarını, bestekarlarını, yorumcularını zamanın eskitemediği o eserlerle ne hatıralar biriktirdik bugün özlemle andığımız. Kalbimizi olgunlaştırdığımız, sevginin yolculuğunu, vefayı öğrendiğimiz eserler hiç eskimedi, eskimez de. Çünkü onlar bir mıh gibi saplandı beynimize.

"Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez/ Gönülden gönüle gider gizli gizli"diyen Neşat Ertaş, Yıdıray Çınar'la özdeşleşen "Çarşambayı sel aldı", "Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana/ Bilmem söylesem mi söylemesem mi" diyen Aşık Mahsuni, Barış Manço'nun "Gül Pembesi", "Sarı saçlarına deli gönlümü/ Bağlamışım çözülmüyor Mihriban" diyen Abdurrahim Karakoç, "Kavuşmazsam adı aşk olur" diyen Aşık Veysel, Bir lastik reklamında " Gözünüz yolda, kulağınız bende olsun şoför kardeşlerim." diyen Sanat Güneşimiz Zeki Müren eşsiz yorumladığı "Veda Busesi", "Yürü bre yalan dünya/ Yalan dünya değil misin;/ Hasan ile Hüseyin'i ;/Alan dünya değil misin?" diyen Pir Sultan Abdal, "Dönülmez akşamın ufkundayız/ Vakit çok geç,/ Bu son fasıldır ey ömrüm/ Nasıl geçersen geç!" mısralarının sahibi Yahya Kemal Beyatlı, "Batsın Bu Dünya'sıyla" Orhan Gencebay, Nuri Sesigüzel'le özdeşleşen" Karadır kaşların ferman yazdırır", Müzeyyen Senar'dan dinlediğimiz "Kimseye etmem şikayet/ Ağlarım ben halime", "Fikrimin ince gülü", Edip Akbayram'ın yorumuyla "Hasretinle yandı gönlüm", Sezen Aksu ve "Kaybolan Yıllar", Nilifer, Kayahan daha sayamadığım niceleri... Tüylerimiz diken diken olurdu dinlediğimizde onları. Ne müthiş cevherler, ne müthiş eserler, ne müthiş sanatkarlardı onlar. Yaşayanlara Rabb'im güzel ömürler versin, yaşamayanlara da gani gani rahmet eylesin.

Karmakarışık duygu limanlarındaydı o gün yüreğim. Karıştırdıkça eskileri kartpostalları gördüm yıllarca biriktirdiğim. Ne güzel bir gelenekti tebrik kartı mutluluklarımıza vesile olan. En güzel yazılarımızla özene bezene yazardık cümlelerimizi onların arka yüzlerine. Aklıma Hikmet Amca Kırtasiye geldi bir an. "Bir kart, bir kalp kazandırır." sloganını yazmıştı vitrinine. Bayram ve yılbaşı vakitlerinde de PTT'den "Bayram ve yılbaşı kartlarını on beş gün önceden atın." diye uyarı gelirdi.

Bakıyorum da şimdilerde ise tebrik ve haberleşme geleneği olan o güzelim kartpostallar sadece koleksiyonlarda kalmış ya da sandıklarda sararıyor. Onlar da bizi gülümseten bir hatıra olarak yerini aldı günümüzde.

Her fotoğraf, her şarkı, her türkü, her kartpostal bir anı olmuş yüreğime derinden işleyen. Ne güzeldi diye düşündüm, şimdi tırnaklarıma kadar özlem duyduğum gençliğimin en anlamlı günleri, değerlerimiz, geleneklerimiz...

O günlerin geçip gittiğine mi yanayım, şimdi hayatta olmayan canlarıma mı, birçok değerimizin kaybolup gittiğine mi üzüleyim, bilemedim.

Sevgi, saygı ve selamlarımla...

Kevser Topyıldız Küçük

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER !

  • BafraHaber Yorum
  • Bazen Huzur Bazen Hüzün Bazen Her Şey Eskiler içeriğine yorum yapmaktasınız
Favicon
  • Toplam Yorum 6
Yorumcu-107693
05 Ekim 2018
23:43
  • Yorumcu-107693
  • 05 Ekim 2018
  • 23:43

Tesekkür ederimmm ögretmenim tesekkür ederim yüreği ayakları öpüseli kadın...

Yorumcu-107628
04 Ekim 2018
22:04
  • Yorumcu-107628
  • 04 Ekim 2018
  • 22:04

Yureginize kaleminize saglik hocam gercekten de cok guzel yillardi zamanlardi simdiki cocuklar bilemeyecek bilseler de degerini anlayamayacaklar

Yorumcu-101991
04 Ekim 2018
14:30
  • Yorumcu-101991
  • 04 Ekim 2018
  • 14:30

Her zaman heyecanla okuyorum yazılarınızı kendimden neler bulacağım merakıyla. ne güzel bir yüreğiniz var, duygularınızı ne kadar içten ifade edıyorsunuz. iyi ki yazıyorsunuz kevser hocam. sayenizde gençliğimize, çocukluğumuza dönüyöruz.

Daha Fazla Yorum