Avucumuzun İçinden Kayıp Giden Hayatlar: Van Gogh`la Teselli Bulmak (!)

Hayatımız boyunca her türlü çaba ve gayrete rağmen, hayat karşısında çoğu kez yenik düşeriz. Her sendeleyiş ve hamle sonrasında insan battıkça batar, aşağılara doğru savrulur. Düştüğümüz yerlerden kalkarken bilenir, tutunmak için üstümüzdeki dala doğru eskisinden çok daha güçlü bir sıçrayışla hamle yaparız. Fakat çektiğimiz onca sıkıntı ve metanete karşın tekrar düşer ve ümitle ümitsizlik çizgisi arasında gezinip dururuz.  

 

 Acaba gelinen bu noktada gerçekten elimizden geleni yaptık mı yoksa öyle olmadığı halde yapılması gerekeni yaptığımızı mı düşünüyoruz` Gerçekten de bir şeyler eksik ve yolunda gitmiyor mu` Belki de yapılması gerekeni yapıyoruz, ama sanki orada bizi aşan bir şeyler var gibi. Olup bitenler hakkında saatlerce hatta aylarca kafa yormamıza rağmen işin içinden bir türlü çıkamayız. Eğer bazı şeyleri geçmişe doğru tekrar yaşama imkânı olsaydı, belki bu mesele üzerinde daha iyi tahlil ve değerlendirmeler yapma imkânımız olur, bunun sonucunda da daha sağlıklı ve daha anlaşılabilir bir şeyler söyleyebilirdik. Ancak hayatımız geriye değil ileri doğru yol alıyor.

 

Bu yüzden, yapmanız gerekenler için esefle ve hüzünle zamanın artık geçmeye başladığını düşünüyorsunuz. “Hiçbir şey için geç değildir” diye bir söz vardır. Bu söz, büyük ölçüde doğru olmakla birlikte, bana her zaman geçerli ve doğru gibi gelmiyor. Hayatta bazı şeyler vardır ki, onları zamanında veya yapılması gereken noktada yapamazsanız, artık dönüşü olmayan bir sürecin içine girmişsiniz demektir. Daha sonra yapsanız bile, o şey, eski anlamını kaybedecek ve size pek fazla bir yararı da dokunmayacaktır.

 

Gerçekten hayat, bazen içinde çıkılması oldukça güç olan bir karmaşalar ve keşmekeşler ağı gibi çıkıyor karşımıza. Bize bazen çok önemli fırsatla tanıyor, ama çoğu defa da çok acımasızlaşarak önümüzü ve potansiyel imkânlarımızı dumura uğratabilecek engeller çıkarıyor karşımıza. Fırsat gibi görünen birçok şeyde bizi hayal kırıklığına uğratarak hayata karşı olumsuz bir tavır takınmamızı kolaylaştırabiliyor.

 

Hayatımızı riske atarak gençliğimizi, enerjimizi ve sevdalarımızı yeterince yaşayamama pahasına uğrunda çalıştığımız şeyler bize kucak açacak yerde giderek acımasızlaşıyor, bizi yalnızlığın ve karamsarlığın kucağına itiyor. Çünkü hayatta birçok şey adaletli ve dengeli bir biçimde yürümüyor. Adalet mekanizması işlemediği zaman sizin çabalarınız ve fedakârlığınız sonuç getirmeyen sıradan işlere dönüşüveriyor. Bu da güvensizliğe ve yalnızlığa itiyor insanı.

 

Bütün olumlu söylemlere ve nutuklara rağmen, dünyada insanların tam olarak fırsat eşitliğine sahip olduğu söylenemez. Siz belli bir konuda yeteneği olan bir insan olarak kendi çalışmalarınız ve gayretlerinizle belli bir noktaya kadar geliyorsunuz, ama onun ötesine gidemiyorsunuz. Çünkü orada başka şeylerin devreye girerek size maddi ve manevi açıdan yardım etmesi, elinizden tutması ve destek olması gerekiyor. Bu da olmayınca sizin yapabileceğiniz başka bir şey zaten kalmadığı için daha önce yaptıklarınızın çoğu güme gidebiliyor. Oysa emeğin ve gayretin çok onurlu bir yeri ve değeri var. Ama bunu takdir edebilecek insanlar çok az toplumumuzda. İnsan, doğal olarak yapmış olduğu çalışmalardan dolayı kendi toplumunda arkadaşlarından, ailesinden ve yakın çevresinden takdir görmek istiyor. Ancak insanlar bunu bile çok görebiliyorlar, bu insanlara. Yapılan şeyleri görmeyen ve görmek istemeyenlerin arasında olmak, insanı başka arayışlara ve başka dünyalara itiyor.

 

Oysa sizin elinizden tutma konumunda olanlar, bunu sadece sizin açınızdan bir jest olarak değil, ideal ve çalışkan bir insanın enerjisini ve kabiliyetlerini bu topraklara bir katkı olarak görmeleri gerekiyor. Kaybeden sadece elinden tutulacak kişi değil, bu topraklar ve onun insanlarıdır. Bu anlamda birisinin elinden tutmak ve ona destek vermek, aynı zamanda bu toprakların geleceğine katkıda bulunmaktır. Yoksa böyle bir insanı kaybetmek, aslında geleceğimize ve medeniyetimize yapılabilecek küçük, ama önemli bir katkıyı yok saymak ve önlemek anlamına gelecektir.

 

Bu topraklarda genç, heyecanlı ve geleceğe ümitle bakmak isteyen, ülkesine ve köklerine bağlı, oradan aldığı ilhamla günümüzün bilgi ve bulgularını birleştirerek kültür ve medeniyet haritamıza yeni ve orijinal çizgiler katmak isteyen, yeni ufuklara doğru gitmek isteyen birçok genç insan olduğuna inanıyorum. Genç ve dinamik kabiliyetlerin kıymetini bilmeyen ve onları bozuk para gibi harcayan, tüketen veya yok sayan bir anlayış var.

 

Karamsarlığın ve ümitsizliğin bir çare olmadığını da biliyorum. Bu yüzden belki de her türlü olumsuzluğa karşın insan, en azından kendi imkânları çerçevesinde yeteneklerini gerçekleştirmek için yoluna devam etmelidir. Kendi başına neyi ne kadar yapabilirse, yine de onun için mutluluk kaynağı olacaktır. Yapılan şey, bu topraklara “çam sakızı çoban armağanı” da olsa olumlu bir katkı sağlayacaktır. Bu topraklar için hiçbir şey yapmayıp hayata ve bazı insanlara küserek bir kenar çekilip ağıt yakmaktansa, az veya çok bir şeyler yapmak sağduyuya daha uygun görünüyor. Kalıcılık adına önemli bir çaba gibi görünüyor.

 

Dünyanın en büyük ressamlarından birisi olduğunu bilmeden hayatını sürdürmüş olan Van Gogh’un, hayatı boyunca ne ünü ne de parası olmuş. Ama o, ısrarla işini yapmayı sürdürmüş. Belki de o işi yaparak mutlu oluyor ve kendini gerçekleştiriyordu. Çünkü o, yaptığı işlere ruhunu, derinlerden gelen, hayatın gözelerinden damıtılan sesini, soluğunu ve ruhunu yansıtmıştı. Maharetle ruhun sesi birleşince ortaya böylesine güzel bir sanat eserinin çıkması artık kaçınılmaz olmaktadır. Hayatı yoksulluk ve imkânsızlıklar içinde geçmesine rağmen, Van Gogh’un ölünceye dek metanetini hiç kaybetmeden resim yapmaya devam etmesi hoşuma gidiyor. Ressam veya bir sanat adamı değilim, böyle bir eğitim de almadım. Ama sanata ve sanat felsefesine de pek yabancı olduğum söylenemez. Sanat adamının ve sanatın ruhunu anlarım. Van Gogh’u kendime çok yakın buluyor ve takdir ediyorum. Onun ruhunda meydana gelen duyguları, gelgitleri tahmin edebiliyorum. Çünkü onun ruhunda, sıradan ve sade hayatında bize ait pek çok şey var.

 

  • BafraHaber Yorum
  • Avucumuzun İçinden Kayıp Giden Hayatlar: Van Gogh`la Teselli Bulmak (!) içeriğine yorum yapmaktasınız
Favicon
  • Toplam Yorum 0