GÜNDEM

Ülkü Ocaklarından Çözüm Süreci Ve Demokratik Özerklik Konferansı

 
 1606
Bafra Haber

 |  - Bafra Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı "Tarih Perspektifinde Çözüm Süreci ve Demokratik Özerklik" konulu bir konferans düzenledi.

Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz`ün konuşmacı olarak katıldığı konferans saat 19.00`da Bafra Ülkü Ocakları Konferans salonunda yapıldı. Konferanstan önce Soma Maden ocaklarında şehit olan madencilerimiz için Kur`an-ı Kerim okunarak dua yapıldı. Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı`nın ardından başlayan konferans yaklaşık bir buçuk saat sürdü.

Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz yaptığı konuşmada; çözüm sürecinin bir çözüm değil çözülme getireceğini söyleyerek, demokratik açılım ve çözüm sürecinin terör örgütünün bir kazanım olarak görmesi sonucunu doğurduğunu, bu bölgede devlet yanlısı ailelerin de terör örgütünün propaganda ve baskısı sonucu korumasız kaldığını söyledi. Prof. Öz Türkiye`nin Ortadoğu`ya verdiği önem kadar Türk dünyasına da önem vermesi durumunda PKK sorununun gelişen ve büyüyen ilişkiler ağında yok olup gideceğini, Türkiye`nin Osmanlıyı diriltemeyeceğini ancak Osmanlının tarihi ve kültürel mirasından yararlanabileceğini söyledi.

Konferanstan sonra günün anısına Prof. Dr. Mehmet Öz`e Bafra Ülkü Ocakları Başkanı Hakan Eroğlu tarafından plâket takdim edildi. Konferansa MHP milletvekili Cemalettin Şimşek, Bafra MHP ilçe Başkanı Hüseyin Acar, Türk Ocakları Samsun Şube Başkanı Prof. Dr. Kaya Tuncer Çağlayan ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Konferanstan Satır Başları;

Türkiye Kanayan Bir Yarayı Tedavi Etmeye Çalışıyor

Türkiye bir müddettir kanayan bir yarayı tedavi etmeye çalışıyor. Bunu yaparken de önce adına demokratikleşme açılımı, milli birlik açılımı denilen ikinci aşamasında da çözüm süreci denilen bir sürecin içerisinden geçiyoruz. 

Hepiniz biliyorsunuz 12 Eylül`den sonra özellikle 1984 yılından itibaren Doğu ve Güneydoğu`da PKK`nın bir kalkışması oldu, devlete karşı bir hareket. Bu yıllarca sürdü bunu çözmek için halletmek için çeşitli politikalar yürütülüyor ama neticede o Türkiye`nin enerjisini, insan kaynaklarını uzunca bir süre gelişmesini dünya büyük güç olmasına sarf etmeye değil kendi içinde harcamasına sebep oldu. PKK tek başına bir terör örgütü değildir, PKK uluslar arası bağlantıları olan uyuşturucu kaçakçılığından kara para trafiğine, insan trafiğine kadar çeşitli boyutları olan bir hadisedir.

PKK Uluslar arası Odakların Yönlendirmeleriyle Ortaya Çıkmıştır

PKK hadisesi bizim Kürtçe, Zazaca konuşan vatandaşlarımızın haklarını savunmak için ortaya çıkmadı. Bu baskı yaparak Türkiye`yi güçsüzleştirmek ve zayıflatmak için çeşitli planlar yapan uluslararası odakların telkinleri ve yönlendirmeleriyle ortaya çıkmıştır.

Bu Gün PKK Önderliği Diyor ki...

2000li yıllarda Türkiye yeni bir tek parti iktidarı yaşandı ve bu dönemde Avrupa Birliği (AB) reformları bir yandan öbür yanda da Ortadoğu`daki gelişmeler Türkiye`nin temel gündemini teşkil etti. 1991 tarihindeki ilk Irak olayı ile başlayarak bir Kürt devleti kurulması projesi gündeme geldi. Tabi ki bizi son derece yakından ilgilendiren bir hadisedir. 4 parçalı bir Kürdistan kurma projesi, daha doğrusu böyle bir projeyi gerçekleştirmek bir idea olarak orada durmuştur. Bu gün PKK önderliği diyor ki, "˜biz bundan vazgeçtik.` bunlara bizim hiçbir şekilde prim vermememiz lazım.

Başörtüsü Hadisesi Ordunun Yıpratılması İçin Kullanılmıştır

Türkiye`de ne oldu? AB reformları yapıldı, askeri vesayeti geriletme adı altında uygulamalar gündeme geldi. Şimdi bu süreçte şunu kabul etmemiz lazım ki bazı unsurlarımız milletin milli ve manevi değerleriyle uyuşmayan uygulamalar yaptı. Örnek olarak Türkiye gündemini yakın zamanda en çok işgale den olay başörtüsü hadisesi. Bu mesele milletin değerleriyle barışık olmayan demokrasinin yarattığı ve memleketin savunması için son derece önemli olan ordunun yıpratılması için kullanılan bir mesele olmuştur.

Milli Orduya Kumpas

Türkiye`de bir takım darbe girişimleri oldu ve bir takım yargılamalar oldu ama Ergenekon ismi bizim tarihimizle ilgili olan ve tıpkı töre kelimesi gibi olumsuz andırılan bir isim oldu. Bu davalara konu olan kişilerin önemli bir kısmı aslında şimdi anlaşılıyor çünkü Başbakan`ın danışmanı tarafından bu ifade edildi; "˜Milli orduya kumpas`. Esasen bu olayda 1.dereceden sorumlu kişiler değildi belki ikinci derece bile değildi ama maalesef Türkiye`de demokratikleşme adı altında böyle bir yargılama gerçekleşti. Türkiye`de 2000li yıllar 28 Şubat sürecinde özellikle, Türk ordusunun üst kademesindeki şahısların inisiyatifinde milletin değerlerine aykırı bir takım uygulamalar yapıldı. Dolayısıyla orada o olumsuzlular tarihe geçmiştir ve bunların millet tarafından unutulmamasında fayda vardır. Bunlar bahane edilerek Ortadoğu`da, Irakta, Suriye`de problem varken bizim etrafımızda Rusya, Kırım`ı oldubitti ile kendine bağladı.

Çözüm Paketi Vahim Bir Hata Olmuştur

 Karadeniz`de bizim çok önemli çıkarlarımız var. Ordumuz ve özellikle donanmamız büyük bir tavsiyeye uğradı. Bunlar çok yanlış hareketlerdir. Milli ordumuzun bu derecede zarar görmesi ve buna adeta seyirci kalınması, son derece olumsuz olmuştur. Yine bu süreçte ordumuz güneyde PKK`yı aslında yok edecek noktaya kadar geldiği halde o süreç tamamlanmadan hemen çözüm paketi adı altında bir paketin açılması da vahim bir hata olmuştur.

Geçmişte bir takım hatalar yapılmıştır ama bu hatalar Türk ordusunun komuta kademesinin bu kadar ağır bir tavsiyesine yol açmamalıydı.

2009`da Habur`da bir fiyasko meydana geldi ama sonra öğrendik ki pazarlıklar devam ediyor. Bizzat Abdullah Öcalan`la devam ediyor, Şuanda zaten bu aşikar oldu.  Biz asla Teröristlerle görüşmeyiz denmesine rağmen, görüşüldüğü anlaşıldı bugünde görüşülüyor. 

 MHP
  • BafraHaber Yorum
  • Ülkü Ocaklarından Çözüm Süreci Ve Demokratik Özerklik Konferansı içeriğine yorum yapmaktasınız
Favicon
  • Toplam Yorum 0