Türk Eğitim-sen`den Yeni Eğitim Yılı Mesajı
2010-2011 Eğitim-Öğretim Yılının ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
2010-2011 Eğitim-Öğretim Yılının ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Her yeni başlangıç taze ümitlerin, başarı beklentilerinin artmasına ve geleceğe huzurla bakmamıza vesile olur. Her sabah güneş yeniden doğar, dünya yeniden kurulur.
Biz eğitim çalışanları her eğitim yılına coşkuyla başlar ve eğitim sorunlarının her şeye rağmen aşılabileceği umudunu besleriz. Ülkemizin hâlihazır imkânları bu kadar diyerek çoğu kez teselli buluruz. Güzel vatanımızı muasır medeniyet seviyesine ulaştırmak ülküsüyle mücadele veririz. Bu eğitim ordusunu ne çevre şartları ne de olumsuzluklar yıldırmaktadır.
Lakin öğretmeni yalnızca sayısal bir değer olarak gören, emeği, kıdemi, liyakati dikkate almadan yapılan uygulamalar; yetki bende istediğimi yapabilirim anlayışı, usulsüz atamalar, haksızlıklar ve adaletsizlikler Milli Eğitime olan inancı içten içe kemirerek bitirme noktasına getirmektedir.
Gönül isterdi ki problemsiz bir yıla başlayalım ve biz bu problemlerden bahis açmayalım. Ancak nereye elinizi atsanız problemler yumağı ile karşılaşıyorsunuz. KPSS`den dolayı atanamayan öğretmen adayları. Bir türlü kapatılamayan öğretmen açığı. Her yıl gündeme gelen kayıt parası meselesi. İlköğretim okullarına bir türlü gönderilmeyen ödenekler. Hizmetli açığı nedeni ile okularımızda yaşanan sıkıntıların had safhaya ulaşması. Sözleşmeli öğretmen alımında ısrar edilmesi. Açlık sınırında yaşayan eğitim çalışanları ve onların budanan özlük sosyal ve ekonomik hakları. Bu ülke bizim, bu nesil bizim, bu okullar bizim. Biz de bu neslin mimarlarıyız. Önümüze ne kadar problem çıkarılsa da biz eğitimciler en iyi eğitimi yapmaya çalışacağız.
Bugün 800 yüzbinlik personeli ve 16 milyonluk öğrenci sayısına velileride eklediğimizde karşımıza birçok ülkeden büyük kitle çıkmaktadır. MEB`in raporuna göre öğretmen açığı 133 bin olmasına rağmen, 30 bin öğretmen ataması yapılıyor. Maliye kafasıyla Türk Milli Eğitimini değerlendiriyoruz. Yaşanan olayların bir sosyal patlama olduğunu görme aczi içindeyiz. Bütçe dengesi bozulacak diye 300 bin öğretmen adayının, 800 bin üniversite mezununun bir bilinmezliğin içine sürüklenmesini yanlıştır.
Aslında tüm bu sorunların kaynağında eğitime yeterli ödenek ayrılmaması yatmaktadır. Elbette bütçe dağılımında Milli Eğitim Bakanlığı hatırı sayılır bir paya sahiptir. Ancak bu ödenek bile okulların ihtiyaçlarını karşılamaya yeterli olmamaktadır. Tüm yük, öğretmenlerin ve idarecilerin ve velilerin sırtına binmektedir. Bu nedenle her eğitim-öğretim yılında kayıt parası tartışmaları yaşanmaktadır. Durum böyle olunca da okullar birçok eksikle yeni eğitim-öğretim yılına başlamaktadır.
Biz eğitim çalışanları her eğitim yılına coşkuyla başlar ve eğitim sorunlarının her şeye rağmen aşılabileceği umudunu besleriz. Ülkemizin hâlihazır imkânları bu kadar diyerek çoğu kez teselli buluruz. Güzel vatanımızı muasır medeniyet seviyesine ulaştırmak ülküsüyle mücadele veririz. Bu eğitim ordusunu ne çevre şartları ne de olumsuzluklar yıldırmaktadır.
Lakin öğretmeni yalnızca sayısal bir değer olarak gören, emeği, kıdemi, liyakati dikkate almadan yapılan uygulamalar; yetki bende istediğimi yapabilirim anlayışı, usulsüz atamalar, haksızlıklar ve adaletsizlikler Milli Eğitime olan inancı içten içe kemirerek bitirme noktasına getirmektedir.
Gönül isterdi ki problemsiz bir yıla başlayalım ve biz bu problemlerden bahis açmayalım. Ancak nereye elinizi atsanız problemler yumağı ile karşılaşıyorsunuz. KPSS`den dolayı atanamayan öğretmen adayları. Bir türlü kapatılamayan öğretmen açığı. Her yıl gündeme gelen kayıt parası meselesi. İlköğretim okullarına bir türlü gönderilmeyen ödenekler. Hizmetli açığı nedeni ile okularımızda yaşanan sıkıntıların had safhaya ulaşması. Sözleşmeli öğretmen alımında ısrar edilmesi. Açlık sınırında yaşayan eğitim çalışanları ve onların budanan özlük sosyal ve ekonomik hakları. Bu ülke bizim, bu nesil bizim, bu okullar bizim. Biz de bu neslin mimarlarıyız. Önümüze ne kadar problem çıkarılsa da biz eğitimciler en iyi eğitimi yapmaya çalışacağız.
Bugün 800 yüzbinlik personeli ve 16 milyonluk öğrenci sayısına velileride eklediğimizde karşımıza birçok ülkeden büyük kitle çıkmaktadır. MEB`in raporuna göre öğretmen açığı 133 bin olmasına rağmen, 30 bin öğretmen ataması yapılıyor. Maliye kafasıyla Türk Milli Eğitimini değerlendiriyoruz. Yaşanan olayların bir sosyal patlama olduğunu görme aczi içindeyiz. Bütçe dengesi bozulacak diye 300 bin öğretmen adayının, 800 bin üniversite mezununun bir bilinmezliğin içine sürüklenmesini yanlıştır.
Aslında tüm bu sorunların kaynağında eğitime yeterli ödenek ayrılmaması yatmaktadır. Elbette bütçe dağılımında Milli Eğitim Bakanlığı hatırı sayılır bir paya sahiptir. Ancak bu ödenek bile okulların ihtiyaçlarını karşılamaya yeterli olmamaktadır. Tüm yük, öğretmenlerin ve idarecilerin ve velilerin sırtına binmektedir. Bu nedenle her eğitim-öğretim yılında kayıt parası tartışmaları yaşanmaktadır. Durum böyle olunca da okullar birçok eksikle yeni eğitim-öğretim yılına başlamaktadır.
Bu habere emoji ile tepki ver
Üye olarak yorum yapın
Yorumlarınız öne çıksın, bildirim alın