GÜNDEM

Türk Eğitim-sen`den Milli Eğitim Şurası Değerlendirmesi

 
 286
Bafra Haber

 |  - Bafra Türk Eğitim-Sen İlçe Başkanı İbrahim Akekmekçi 18. Milli Eğitim Şurası`nın değerlendirdi.

Bafra Türk Eğitim-Sen İlçe Başkanı İbrahim Akekmekçi 18. Milli Eğitim Şurası`nın değerlendirdi.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan ve Şura üyesi eğitimcilerden oluşan yaklaşık 800 davetli, 1-5 Kasım tarihleri arasında, ülkemizin gelecek eğitim vizyonunun oluşturulmasında önemli yer tutacak 18. Milli Eğitim Şurası`nı gerçekleştirdi.
   
Milli Eğitim Şuraları Türkiye`nin eğitim ve kültür alanındaki birikimini oluşturan uzmanların, bilim insanlarının, eğitim idarecilerinin ve ilgili kurum temsilcilerinin bir araya geldiği toplantılardır.

Bu istişare toplantıları sonucunda ortaya çıkan değerlendirmelerin sadece bugünü değil, geleceği de şekillendirecek önemli kararlara dönüşmektedir.

Şuralar eğitim sistemini geliştirmek, niteliğini yükseltmek, eğitim ve öğretimle ilgili konuları tetkik etmek ve gerekli kararları almak açısından önemli fırsatlar da içermektedir.

Aynı zamanda eğitim sisteminin bulunduğu noktayı gözler önüne sererek tüm paydaşları bilgilendirme özelliğine sahiptir.

Türk devlet geleneğindeki istişare ve meşveret anlayışının eğitim alanına yansımasının Milli Eğitim Şuraları ile gerçekleştiğini görmekteyiz.


     Birinci Maarif Kongresi`nin ve Heyet-i İlmiye toplantılarının ardından ilk şuranın 1939`da toplandığını anımsandığında, İçinde bulunduğumuz Avrupa Birliği sürecinde, gelecekteki adımlarımızı belirleyecek ve eğitim politikalarımıza yön verecek olan 18. Milli Eğitim Şurasının önemi daha da belirginleşecektir.


   18. Milli Eğitim Şurası Eğitimde 2023 Vizyonu` kapsamında beş ana başlık altında gerçekleşmiştir.

EĞİTİMDE 2023 VİZYONU

* Öğretmenin Yetiştirilmesi, İstihdamı ve Mesleki Gelişimi
* Eğitim Ortamları, Kurum Kültürü ve Okul Liderliği
* İlköğretim ve Ortaöğretimin Güçlendirilmesi, Ortaöğretime Erişimin Sağlanması
* Spor, Sanat, Beceri ve Değerler Eğitimi
* Psikolojik Danışma, Rehberlik ve Yönlendirme

Şurada görüşülen birçok konuda, yukarıda da ele aldığım gibi Bakanlığımızın birçok görüşünde mutabık olmamamız söz konusu değildir.

Sayın Bakanın, "Türkiye`de müfredatların yenilenmesinden bilişim teknolojilerinin eğitimde kullanılmasına kadar çok geniş bir yelpazede ve eğitimin tüm bileşenlerinde bir dönüşüm süreci yaşanıyor. Bu sürece liderlik edecek olanların eğitim yöneticileri ve öğretmenler olduğu düşünüldüğünde, öğretmenlerin kendilerini sürekli yenilemeleri ve bilgi çağının gereklerine uygun beceriler kazanmaları, sürecin başarısı için hayati bir öneme sahiptir.

Çocuklarımızın öğrenmeyi öğrenme becerisine sahip olmaları, hayat boyu öğrenme sürecinin aktif bir öznesi haline gelmeleri öncelikle nitelikli öğretmenlerle mümkündür.

İyi eğitilmiş ve yüksek düzeyde motive edilmiş öğretmenler, kaliteli eğitimin en önemli unsurudur.

Öte yandan toplumsal, ekonomik ve teknolojik gelişmeler ile eğitimde yeni yaklaşımlar öğretmenlerin geleneksel rol ve işlevlerinin değişmesine neden olmuştur. Öğretmen yeterlilikleri öğrenci başarısını önemli ölçüde etkilemektedir.` diyerek açtığı şurada gelecek 2023`lü yılların Milli Eğitim vizyonunun nasıl oluşturulması gerektiği doğru söylenmekle birlikte uygulamadaki başarıyı ve samimiyeti birlikte göreceğiz.

Zira söylenenler tamamen doğru lakin, iktidarın ve yandaşlarının geleceğin Türkiye`sine ve onu şekillendirecek eğitimcisine hangi gözlükle baktıkları malumunuz üzeredir.

Bu cümleyi neden mi kullandım`

İşte Bakanlığın öngördüğü şura maddelerinden biri:
 
*  `Öğretmenlerin istihdamında kullanılan kadrolu, sözleşmeli, ücretli gibi farklı uygulamaların kaldırılarak tek tip istihdam modeline geçilmesi,
bir perspektif plan çerçevesinde eğitim personelinin; performansa dayalı, özendirici yöntemlerle ve isteğe bağlı olarak sözleşmeli hale geçirilmesi için çalışmalar yapılması` Ki bu maddede geçen sözleşmeli istihdam şekline sendika temsilcileri itiraz etmiş, Genel Kurul`da verilen önergelerle bu maddenin yeri ve içeriği öğretmenlerin lehine olacak şekilde şöyle değiştirilmiştir.
     
Peki sizce Sayın Bakanın şu sözleri aşağıda reddedilen önerge ile uyuşuyor mu`
   
`Bu sürece liderlik edecek olanların eğitim yöneticileri ve öğretmenler olduğu düşünüldüğünde, öğretmenlerin kendilerini sürekli yenilemeleri ve bilgi çağının gereklerine uygun beceriler kazanmaları, sürecin başarısı için hayati bir öneme sahiptir.`
  
*  `Öğretmenlerin ve eğitim yöneticilerinin lisansüstü eğitim görmeleri teşvik edilmeli, lisansüstü eğitimini tamamlayanlar ödüllendirilmeli; daha önceleri uygulamada olan yüksek lisans yapmış olanlara %25, doktora yapmış olanlara ise %40 fazla ek ders ücreti ödeme uygulamasına yeniden geçilmelidir` şeklindeki sendika temsilcilerinin önergesi kabul edilmemiştir.

Genel Kurul`da ilk olarak ``Öğretmenin Yetiştirilmesi, İstihdamı ve Mesleki Gelişimi``ni ele alan komisyonun kararları üzerinde Şura üyeleri görüşlerini dile getirilmiştir.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk bu sabah komisyonda meydana gelen tartışma ve ardından yaşanan arbedeyi anımsatarak, şunları söyledi: ``Sabah pek hoş olmayan bir şey yaşandı. Sendikacılıkta böyle sert bir taraf var. Bizim tepkimiz şahsi tepkiler değildir, kimse yanlış anlamasın. Kırdığımız, üzdüğümüz arkadaşlar varsa kusura bakmasınlar. Ama inandıklarımızı, eğitim çalışanlarının geleceği bakımından önemli olan değerleri korumak için biz burada varız.

Sayın Bakan bize bir söz verdi ve yaklaşık 500 gündür bu söz yerine gelmedi. 69 bin sözleşmeli öğretmenin kadrolu olması konusunda biraz daha gayret etmesini istiyoruz. Bu aynı zamanda Başbakan`ın da sözüdür, kabinenin de sözüdür. Bu sabahki tartışmanın ana ekseni bu konuda olmuştur. Komisyonda bütün öğretmenlerin kademeli olarak sözleşmeliye geçirilmesi maddesinin komisyondan geçmesi bizi gerdi.

Buna itiraz ettik. Bu maddenin düzeltilmesini istiyoruz. Bu sözleşmelilik ayıbı mutlaka düzeltilmelidir.``

18. Milli Eğitim Şurası Milli eğitim sistemimizin geliştirilmesine ve eğitimin tüm bileşenlerinde niteliğin yükseltilmesine büyük katkılar sağlayacak olması hepimizin temennisidir.

Sayın Çubukçu, ilk kadın Milli Eğitim Bakanı olarak hitap etme onurunu yaşamasında, Büyük Atatürk`ün önderliğinde gerçekleştirilen reformların ve O`nun ülke kadınları için açtığı aydınlık yolun çok büyük payının bulunduğunu dile getirmiştir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında kadınların, Büyük Önder Atatürk`ün onlara duyduğu inancı ve desteği hep arkalarında hissettiklerini, bu güçlü destek sayesinde kadınların, toplumsal hayatın hemen her alanında var olduklarını ve önemli başarı hikâyelerine imza attıklarını ifade etmiştir.

Sayın Bakanın da dediği gibi "Yeni bir yüzyılın başında ise bu değerli mirasın geliştirilerek sürdürülmesinde ve her türlü ayrımcılıkla mücadelede en önemli unsur eğitimdir.

Bu doğrultuda ana hedefimiz Cumhuriyetimizin 100. yılında istikrarlı büyüyen, bölgesel ve küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, lider Türkiye`de nitelikli ve donanımlı bireylerin yetiştirilmesine uygun eğitim imkânlarının ve ortamlarının herkes için sağlanmasıdır"  
  
Şurada, ``Öğretmenin Yetiştirilmesi, İstihdamı ve Mesleki Gelişimi; Eğitim Ortamları, Kurum Kültürü ve Okul Liderliği; İlköğretim ve Ortaöğretimin Güçlendirilmesi, Ortaöğretime Erişimin Sağlanması; Spor, Sanat, Beceri ve Değerler Eğitimi; Psikolojik Danışma, Rehberlik ve Yönlendirme`` başlıklarının ele alınmıştır. Kimi temalar geçmiş dönemde yapılan şuralarda da ele alınmış olmasına karşılık eğitimin değişen koşullar ve sorunlar ışığında her zaman gözden geçirilmeye, düzeltilmeye ve iyileştirilmeye ihtiyaç duyduğunu ve dinamik bir süreç olduğunu hatırda tutmak gerektiği belirtilmiştir.

ÖĞRETMENLERİN YÜZDE 73`Ü 40 YAŞ ALTINDA

Türkiye`nin, demografik açıdan genç bir nüfusa sahiptir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı kapsamında gerçekleştirilen TALIS çalışmasına göre Türkiye`de öğretmenlerin yüzde 73`ünün 40 yaşın altında olduğunu görülmektedir.

`Bir taraftan büyük bir fırsat olarak görülmesi gereken bu husus, aynı zamanda genç iş gücünün hizmet içi eğitiminin önemini de ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bu genç iş gücünün hangi alanlarda mesleki gelişime ihtiyaç duyduklarının belirlenmesi ve bu ihtiyaçlara göre planlamaya gidilmesi üzerinde önemle durmak gerekmektedir.

Genç bir öğretmen kitlesine sahip olmamız ülkemizin gelişimi ve kalkınması açısından büyük bir avantaj oluşturmaktadır.

Bu avantajı etkili ve verimli bir şekilde kullanmanın yolu, öğretmenlerimizin niteliğini yükseltmekten geçmektedir.

Bakanlığımızın hazırladığı Öğretmen Mesleği Genel Yeterlikleri ile Öğretmen Özel Alan Yeterlikleri çalışması da bu amaca yöneliktir.

Söz konusu çalışma, öğretmen yetiştirme politikalarının belirlenmesinde, hizmet-öncesi öğretmen yetiştirme programlarının hazırlanması ve geliştirilmesinde, öğretmenlerin kendilerini tanıma ve mesleki gelişimlerini planlayıp gerçekleştirmelerinde, öğretmen seçiminde, öğretmenlerin performanslarının değerlendirilmesinde büyük önem taşımaktadır.

Önümüzdeki dönemde öğretmenlerimizin mesleki gelişimleri için hizmet içi eğitim çalışma ve faaliyetlerinin niteliğinin artırılması, yaygınlaştırılması, uzaktan eğitim gibi çağın öngördüğü interaktif yöntem ve tekniklerle daha etkin ve verimli bir şekilde yeniden yapılanması planlanmıştır. Bu kapsamda üniversitelerden de destek alınmaya başlanacaktır.

 

 

OKULLAR YAŞAMIN BİR PARÇASI OLARAK ALGILANMALI

"Eğitim Ortamları, Kurum Kültürü ve Okul Liderliği" başlığında fiziki mekanlarla öğrenci, öğretmen, veli ve diğer ilgililer olmak üzere tüm paydaşları kapsayan psikolojik ve sosyal ortamın incelenmesi gereklidir. Okulların bir derslikten ziyade yaşamın bir parçası olarak algılanması ve okul binaları tasarlanırken bunların göz önünde bulundurulması önem taşımaktadır.

Okullar, birer eğitim ve öğrenme ortamı olması yanında öncelikle birer yaşama alanıdır. Bu alan sadece öğrenciler için değil herkes içindir. Bu kapsamda fiziki altyapının her yönüyle iyileştirilmesi ve geliştirilmesi amacına uygun olarak sağlık, estetik, ergonomik ve pedagojik esasların dikkate alındığı öğrenme-öğretme ortamları oluşturulmaya çalışılmalıdır.

Dünyanın hemen her ülkesinde toplumların eğitim ve kültür düzeyinin, çocuklarına eşit eğitim verip vermediği ile ölçüldüğü belirtildi.

Özellikle Türkiye gibi genç nüfusu yüksek olan toplumlarda eğitime erişimin daha fazla önem taşıdığını kaydedildi.

Milli Eğitim Bakanı, bu kapsamda Türkiye`nin en önemli eğitim sorunlarından birisinin temel eğitim düzeyinde kayıt, devam ve tamamlama alanında yaşandığını vurguladı.

Kız çocuklarının eğitimin her kademesinde eşit fırsatlardan yararlanması, engelli çocukların eğitim yoluyla topluma kazandırılmaları, okul öncesi eğitim ve ortaöğretimde okullaşma oranının yükseltilmesi ve mesleki eğitimin geliştirilmesinin en öncelikli gündem maddeleri olduğunu anlattı.

Öğrenim çağındaki her bireyin olumlu, ahlaki ve insani nitelikler kazanması, uygun tercihlerde bulunup doğru kararlar vermesi ve iyi davranışlar ortaya koymasına yardımcı olacak değerler ve becerilerle donanımlı olarak yetiştirilmesinin öneminin belirtildiği şurada `Eğitim sistemimiz öğrencilerimize bilgi, beceri, tutum kazandırmanın yanında onların dengeli, sağlıklı, gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere sahip, temel ve insani değerleri kazanmış `iyi insan`, `iyi vatandaş` olarak yetişmelerini sağlamak görevini üstlenmiştir.

Bunu sağlamak için her şeyden önce öğretmenlerin eğitimin, ahlaki ya da değer boyutunu anlama, içselleştirme ve bunları öğrencilere aktarabilme yeterliliğini taşıyabilmeleri gerekmektedir` denildi.

18. Milli Eğitim Şurası`nda alınan kararlar Bakanlığımızın stratejik planındaki öncelik sırasına göre kısa, orta ve uzun vadede hayata geçirilmeye çalışılacak olup eğitim politikalarını belirlemede önemli rol oynayacaktır.
  
Eğitimde 2023 Vizyonu``nu belirlemeye katkı sağlayacak önemli kararlara imza atılarak Ülkemiz, 2023 vizyonu çerçevesinde bilgi temelli bir toplum için insan kaynaklarını geliştirme, iletişim kaynaklarını yaygınlaştırma, kaynakların verimli kullanılmasını sağlama, eğitimle ilgili gerekli yasaları çıkarma, stratejik alanlarda özgün ürün hedefi araştırma-geliştirme ve üretim gerçekleştirme, rekabet gücü yüksek bilgi temelli ekonomiye dönüşümü sağlama, toplumsal farkındalık, etkin katılım ve görev sorumluluğu yaratma, dönüşüm sürecini ortak bir modele yöneltme ve gerekli değişiklikleri zamanında yapma gibi stratejik amaçları öngörmektedir.   

Eğitim sisteminin güçlendirilmesi, dezavantajlı grupların eğitim ihtiyacını iyileştirmesi ve yaygınlaştırılması, eğitimde şeffaflık ve hesap verebilirlik, eğitime erişim ve kalite ilişkisinin güçlendirilmesi, öğrenci başarısını ölçme, yönlendirme ve rehberlik hizmetleri ve daha birçok alanda çalışmaların yapılmasını gerektirmektedir.

 


 
  ŞURADA 220 KARAR ALINDI
/
18. kez gerçekleştirilen Milli Eğitim Şurası`nda.
 ``Öğretmenin Yetiştirilmesi, İstihdamı ve Meslek Gelişimi`` konusunda 33 karar alındı, verilen 37 önergeden 15`inin kabul edildi.
 ``Eğitim Ortamları, Kurum Kültürü ve Okul Liderliği`` konusunda 61 karar alındı, verilen 45 önergeden 16`sının kabul edildi.
 ``İlköğretim ve Ortaöğretimin Güçlendirilmesi, Ortaöğretime Erişimin Sağlanması`` konusunda 46 karar alındı ve verilen 94 önergeden 56`sının kabul edildi.

``Spor, Sanat, Beceri ve Değerler Eğitimi`` konusunda 46 karar alındı, verilen 53 önergeden 13`ünün kabul edildi
 ``Psikolojik Danışma, Rehberlik ve Yönlendirme`` konusunda ise 34 karar alındı, verilen 25 önergeden 9`unun kabul edildiği kaydedildi.

    Şurada toplam 220 karar alındığını belirtildi. Alınan kararların genel sekreterlik tarafından gerekli redaksiyon yapıldıktan sonra Tebliğler Dergisi`nde yayımlanacağını aktarıldı.   
                   
     Sayın Bakan ``Kararlar, Bakanlığımızın stratejik planındaki öncelik sırasına göre kısa, orta ve uzun vadede hayata geçirilmeye çalışılacak olup eğitim politikalarını belirlemede önemli rol oynayacaktır`` diye konuştu.          

Milli Eğitim Şurasında üzülerek takip ettiğimiz olayları size aktarayım:
  
`Andımız` kaldırılsın diyenler oldu.

Resmi törenlere katılım mecbur tutulmasın diyenler` bir tek, Milli Eğitimin `Milli`sini atalım demediler, ama söyledikleri icraata geçse `Milli` zaten gidecek.

Bu ülkenin `Milli` Eğitim Sistemi içinde yetişmiş koskoca bir Üniversite Öğretim Görevlisi `andımız` kaldırılsın diye, 18.Milli Eğitim Şuasında önerge verdi.

Çocuklar `Türküm` demesin diye, `Doğruyum`, ` Çalışkanım` da demesin istedi Üniversite Hocası.

Önerge tepki alınca üzerinde çok durulmadı ama alınan tavsiye kararlarından birisi daha da tehlikeliydi.
    
18.Milli Eğitim Şurasında, Eğitim Ortamları, Kurum Kültürü ve Okul Liderliği Komisyon raporunun 33. Maddesi şu şekildedir.

Madde 33:
Törenler ve toplantılar, paylaşma, bütünleşme, denetim ve kontrol mekanizmaları olup, okul yönetimleri tarafından, kültürü etkileme, değiştirme ve yeni değerlerin paylaşılması amacıyla, rutin ve zoraki katılıma dayalı etkinlikler olmaktan çıkarılıp, yoğun olarak ortak duygu ve değerlerin paylaşımını sağlayacak şekilde düzenlenmelidir.

Son derece ustaca kaleme alınmış ve gerçek niyeti bir okuyuşta anlamanın zor olduğu bu madde, ilgili komisyon tarafından, Şura Genel Kuruluna getirilmiş ve Şura da hiç tartışılmadan geçirilmiştir.

Andımızın kaldırılması ile ilgili önerge Şura üyeleri tarafından, Türk Eğitim-Sen in uyarıları ile reddedilirken, bu ihanet maddesinin el altından geçirilmesi son derece önemlidir.

Bu madde ne anlama gelmektedir`
MEB, bu maddeyi Şura Kararı olarak kabul eder ve uygulamaya sokarsa;

Resmi törenlere öğrencilerin katılımı mecbur olmaktan çıkarılmış olur.
Yani pazartesi sabahı okullar açılırken okunan, İstiklal Marşı Törenine katılmak istemeyen öğrenci katılmaz, onlar çıkıp sınıflarına otururlar.

İstiklal Marşını okumak isteyenler törene katılır ve sınıfa öyle çıkar. Toplumu bölünmeden kurtaracak

`dahiyane` çözüme bakın. İstiklal Marşını okuyanlar ve okumayanlar. 

 


Toplumsal olarak nereye doğru gittiğimizi hepimizin iyi düşünmesi gerektiği kanaatindeyim

Anılan maddenin hayata geçirilmesi durumunda artık İstiklal Marşımız, Andımız ve Milli Bayramlarla ilgili kutlama programlarında katılım zorunlu olmayacaktır.

Ülkemizde özerkliğin tartışıldığı bir dönemde, Milli Eğitim Şûra`sında böylesine sorumsuz bir karar alınması bir takım çevrelerin iştahını kabartacak, art niyetli kişilere hizmet edilmiş olacaktır.

Hükümet yanlısı, Eğitim-Bir-Sen`in, 1-2 Aralık 2007 tarihlerinde Şanlıurfa`da yaptığı istişare toplantısı sonuç bildirgesinde alınan kararlar arasında şu maddeler dikkat çekmektedir:

`Yerel dil ve lehçelerin seçmeli ders olarak okutulması sağlanmalıdır.

Eğitimin tüm kademelerinde herhangi bir ideolojinin dayatılmasından vazgeçilmeli, ideolojik eğitimden demokratik eğitime geçilmelidir.

İlköğretim okullarında okutulan öğrenci andı yeniden gözden geçirilmeli, etnik farklılıklar ve evrensel değerler dikkate alınarak yeniden dizayn edilmelidir. Öğrencilerin törenlere katılma zorunluluğuna son verilmelidir.`
     
Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç, bu tür konularda (İstiklal Marşı ve Andımız) açık düzenlemelerin yapılması gerektiğini ifade ederek, aksi takdirde sıkıntıların yaşanabileceğini söyledi.

Kılıç, `İlköğretim okullarında her gün içerisinde tek bir etnik kimliği onaylayan, bir anlamda da onun dışındaki etnik kimliklerin kendisini sorgulamasına sebep olan bu uygulamaların pedagojik açıdan da devam ettirilmesinin sakıncalı olduğunu düşünüyoruz` dedi.

Şu açıkça görülmektedir ki uygulamalar topyekûn planlı bir sürecin parçasıdır.

İstiklal Marşı`nın yazarı Mehmet Akif, köken olarak Arnavut olduğunu söylemiştir. Mehmet Akif, İstiklal Marşı`nda iki yerde Türk Irkı`ndan bahsetmektedir.

`Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl``
`Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl`

Şimdi birileri çıkıyor bu dizelerin topluca okunmasına/öğrencilere zorunlu olarak okutulmasına karşı çıkıyorlar.

Amerika`da, İngiltere`de, Fransa`da, Almanya`da milli marşlara böyle bir saygısızlık yapılabilir mi`

Yürek ister. Adamı vatandaşlıktan çıkarırlar.

Türkiye`de geçmiş yıllarda Kürt asıllı Cumhurbaşkanımız, başbakanlarımız, bakanlarımız, üst düzey bürokratlarımız olmuştur. Hiç kimse asıllarını-soylarını araştırmamıştır.
   
Şimdi gelin görün ki bu kararları Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Şurası alıyor.

Bizler de `Eğitim çalışanlarının ek dersleri 12 TL`ye çıkarılmalıdır.` ya da `Öğretmenlere 24 Kasım Öğretmenler Gününü kapsayan ay içerisinde bir maaş ikramiye verilmelidir.` ibaresi ile mutlu oluyoruz. Ki uygulamada bu ek ders rakamının 2023`ler de doğal olarak yakalanacağını ve de bir maaş ödülün 220 TL olduğunu tüm öğretmenler bilir.

Bu ülke kolay kazanılmadı. Milli Eğitim Politikalarımızı ayrışma üzerine değil, birleşme üzerine kuralım. Milli Şairimizin dediği dibi `Allah bu Millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmak nasip etmesin`

  • BafraHaber Yorum
  • Türk Eğitim-sen`den Milli Eğitim Şurası Değerlendirmesi içeriğine yorum yapmaktasınız
Favicon
  • Toplam Yorum 0