Trabzon’da Eylül Ayı Yağışları Son Yılların Üzerine Çıktı

Trabzon’da eylül ayında kaydedilen yağış miktarı, uzun yıllar ortalamasını yaklaşık yüzde 85 aşarak 158,2 milimetreye ulaştı. Yağışlı gün sayısının da 14’e yükselmesi dikkat çekerken, Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nazihan Ursavaş, iklim değişikliğiyle birlikte artan buharlaşma ve atmosferde biriken nemin ani ve yoğun yağışlara zemin hazırladığını söyledi.
Haberin Galerisi (4 Fotoğraf)→Doğu Karadeniz Bölgesi’nde son dönemde yaşanan yoğun yağışlar, sel ve taşkın riskini yeniden gündeme getirdi. İklim değişikliği ve su okuryazarlığı konularında çalışmalar yürüten Trabzon Üniversitesi Fatih Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nazihan Ursavaş, ağustos ayında yaşanan sıcak günlerde deniz ve kara yüzeylerinden buharlaşan suların atmosfere karıştığını belirterek, yeterli soğuk hava şartları oluşmadığında yağışların gecikebildiğini, eylül ayına geçişle birlikte havaların soğumasının biriken nemin yağışa dönüşmesinde etkili olduğunu ifade etti.
"Yağışın miktarından ziyade şiddeti artıyor"
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde son dönemde yaşanan yoğun yağışların etkilerine değinen Ursavaş, "Ağustos ayından eylül ayına geçiş yaptığımızda bu bölgenin iklimsel şartları dikkate alındığında havalar soğumaya başladı. Ağustos ayında daha sıcak günler geçirdik ve bu günler içerisinde yeryüzündeki sularımız, deniz yüzeyinden ve yeryüzünden olmak üzere buharlaşarak atmosfere karıştı. Ancak atmosferimizde yeterli soğuk hava bulunmadığı için yağışlar belki bir süre gecikti. Çünkü yağışların gerçekleşebilmesi için bir soğuk hava tabakasıyla karşılaşması gerekiyor. Bu noktada baktığımızda biriken sıcak hava ve nemin eylül ayına geçtiğimizde havaların da soğumasıyla birlikte yağışa dönüştüğünü söyleyebiliriz. Tabii bu yağışların artışıyla birlikte iklim değişikliğinin etkilerini de görebiliyoruz. Yağışlar neden bu denli şiddetlendi, neden bu kadar artış gerçekleşti? Çünkü doğrudan artan küresel ısınmayla havada belli bir sıcaklık artışı olduğunu da gözlemleyebiliyoruz. Bu, tabii ki yağışların soğuk hava katmanıyla karşılaşmasını engelliyor ve daha yukarılara taşınarak soğuk hava tabakasını bulmaya çalışıyor diye ifade edebiliriz. Bu noktada aynı zamanda yeryüzünden buharlaşma da aynı hızla devam ediyor ve bu sürekli bir birikim meydana getiriyor. Bir taşıma kapasitesi olduğu için de ilk karşılaştığı soğuk havada ya da taşıma kapasitesini aştığında ani veya yoğun yağışlarla karşılaşabiliyoruz" dedi.
"100 yılda 1-1,5 derecelik sıcaklık artışı"
İklim değişikliğinin etkilerinin sel, taşkın, ani ve yoğun yağışlarla görülebildiğini belirten Ursavaş, "Bölgemizde ne yazık ki bunlarla karşılaşabiliyoruz. Yakın zamanda gerçekleşen taşkınlar sebebiyle bölgemizde can kayıplarına ve arazi kayıplarına rastlıyoruz. Bu noktada çeşitli maddi kayıplara da rastlıyoruz. Geçtiğimiz yüzyıllarda da aslında iklim değişikliğiyle karşılaşmışız. Ama o dönemde 20 bin yılda meydana gelen dört derecelik bir artış varken şu anda 100 yıllık süreç içerisinde neredeyse 1-1,5 derecelik sıcaklık artışıyla karşı karşıyayız. Dolayısıyla yağışlarımız da iklimimizin yavaş yavaş değişmesiyle karşımıza çıkabiliyor. Buharlaşma ve havanın ısınması çok önemli. Kullanılan petrol türevi ürünleri kullanımının daha fazla artması nedeniyle salınan karbon artışı atmosferde daha fazla ısının tutulmasına neden oluyor. Bu da dolayısıyla buharlaşmayı çok artırıyor. Bölgemiz bu anlamda aslında hem avantajlı hem de çok dezavantajlı bir bölge, çünkü su kaynakları açısından Türkiye geneline baktığımızda zengin bir bölgedeyiz. Ama bu aynı zamanda çok fazla buharlaşma olmasına neden oluyor. Karadeniz Bölgesi oldukça yağışlı bir bölge, giderek de bu yağışın arttığının farkındayız. Aslında yağışın artmasından ziyade yoğun yağışların olduğunu farkındayız. Bu süreçte ısınma artmaya devam ettikçe bunlarla karşılaşmamız da muhtemel" ifadelerini kullandı.
Ursavaş, çevrenin korunması ve doğal kaynakların verimli kullanılmasının önemine dikkat çekerek, "Attığımız her adımın, harcadığımız her suyun, çevremize verdiğimiz her zararın dönüp dolaşıp bize geleceğini unutmamak gerekiyor. Su kaynaklarını korumak, suyu verimli kullanmak, plastik atıkları ve bütün atıkları kaynağında azaltmak gibi basit önlemlerle geleceğe dönük etkili çözümler oluşturabiliriz" dedi.
Üye olarak yorum yapın
Yorumlarınız öne çıksın, bildirim alın