Bafra’nın Sokak hayvanlarına liseliler sahip çıktı. Bafra Altınkaya Anadolu Lisesi Çevre ve İzcilik kulübü Bafra Cumhuriyet Meydanında Sokak hayvanları sorunu ile ilgili olarak bri basın bildirisi okudu ve imza standı açtı.
Bafra Altınkaya Anadolu Lisesi Okul Müdürü Berati Aydın`ın destekleriyle, Çevre ve İzcilik Kulübü Rehber Öğretmeni Naim Okay, Öğretmenler Fazlı Caniklioğlu, Nagihan Yılmaz`ın teşvikleri ve 10 YD Öğrencilerinin büyük gayretleriyle hazırlanan proje Bafra Cumhuriyet Meydanında kurulan İmza standında öğrenciler herkesi sağduyuya davet etti.
Öğrencilerden Sema Nur Başaran okuduğu basın bildirisinde, `Sokak hayvanı` konusunun özellikle Bafra için önemli bir sorun olduğu gerçeğinden yola çıkarak, bu sorunun çözümünün bir parçası olmak için bir proje hazırlamaya karar verdik. Aslında projeyi hazırlarken, basında sokak köpeklerinin neden olduğu ısırma, kovalama, kuduz vakaları ve hatta köpeklerin kovalaması sonucu ölüm olaylarını dehşetle okuduk ve bu olayların yaşadığımız çevrede de olabileceğini düşünüp şimdiden kimseye zarar gelmeden çözülmesi gerekliliği fikrine vardık. Herkesin şikayet ettiği,tek çözümün öldürmek olduğunu düşündüğü hayvanları korumanın aslında kanuni bir zorunluluk olduğunu hatırlatmak istedik. Fakat kanaatimizce, daha sokaklarda yaşayan çocuklarına sahip çıkamayan devletin sokak hayvanına sahip çıkması ve bu soruna kesin bir çözüm getirmesi en azından şimdilik zor görünüyor. Biz gene de bu zorluğu yenebileceğimiz inancındayız.
Sokak hayvanlarının çoğalmasıyla ilgili önemli bir sorun da, köylerden Bafra merkezine köpeklerin bırakılmasıdır. Aldığımız bilgilerden yola çıkarak, öncelikle çözümün, vatandaşın şikayet ettiği sokak hayvanını alıp barınağa kapatmak, yani hapsetmek olmadığını söyleyebiliriz. Öldürmek yani itlaf ise hiç değil. Çünkü bir mahalleden toplanan ya da öldürülen hayvanın yerine hemen yenileri geliyor. Bu nedenle üremeyi yavaşlatmak ve durdurmak gerekiyor. Bunun tek yolu da kısırlaştırma.Geçmişte ve şimdi dünyada bazı ülkeler bu problemi, çok daha bilimsel, modern ve uzun sure etkili bir metot ile çözüyorlar. Araştırmalara göre, `kısırlaştırmak, aşılamak ve sokağa geri bırakmak` metodunu kullanarak, sokak köpeklerinin sayısı 5 yılda %70 azaltılabilir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bunu tek etkili yöntem olarak deklare etti.
Çözüm şu; topla, tedavi et, aşıla, kısırlaştır ve aldığın yere bırak. İşte barınak denilen yerlerin de aslında sadece bu işin yapıldığı birer rehabilite merkezi olarak kullanılması gerekiyor. Zaten yasa da böyle söylüyor.
3285 sayılı kanunun 159. maddesi. (04.03.2003 tarihinde İçişleri Bakanlığı bir genelge göndererek, tüm belediyelerin sokak hayvanları ile mücadelede koruma iyileştirme ve rehabilitasyon sağlayan barınaklar kuracaklarını, buraların çalıştırılması sırasında sahipli evcil hayvanlara da veterinerlik hizmeti verecek şekilde yapılandırmaları gerektiğini bildirildi. Mahalli idarelerin, bu konuda azami hassasiyeti göstererek, gereğini yapmaları ve genelge hükümlerinin yerine getirilip getirilmediği konusunda özel ve genel teftişlerde değerlendirileceği belirtildi, bu nedenle gerekli özeni göstermeleri istendi) Bizim hazırladığımız projeye göre ilk önce Bafra merkezi dışında bir barınak yapılması ve ilçe merkezinden toplanan köpeklerin burada aşılanması, kısırlaştırılması ve gerekli tedavileri yapıldıktan sonra yaşadıkları yerlere tekrar bırakılması. Tabi burada akla hemen bir soru gelebilir.
“İnsanlarımız sokakta köpek görmeye tahammül edemiyor ve siz diyorsunuz ki aşılanacak ve tekrar sokağa bırakılacak!” Köpeklerin bulunduğu yeri koruma içgüdüleri olduğu için sahiplendiği yere başka başıboş köpeklerin gelmesini de engellemektedir. Böylece, herkes mahallesindeki tanıdığı, sakinleşmiş, kuduz aşısı yapılmış, doğurmayacak köpekten rahatsız olmaktan kurtulacak. Bu şekilde başıboş sokak köpeği sayısı hızla azalacak ve yaşayan köpekler de sorun olmaktan çıkacak. Burada altını çizmek gerekir ki, tüm bu çalışmalar hayvan severler kadar, hayvan sevmeyenleri memnun edecek. Aşağıda resmi bulunan köpek, sokaklarımızdaki hayvanlarımızdan yalnızca biri. Ne durumda olduğu apaçık ortada. Hasta, tüyleri dökülmüş, uyuz olmuş, aşısız ve her an tehlike yaratmaya müsait. İşte bu hayvan alınacak, barınakta rehabilite yani gerekli tedavisi yapılacak,(aşılanılacak, kısırlaştırılacak vb…) ve küpelenip yaşadığı mekâna tekrar bırakılacak. Çözüm noktasında birkaç ilave daha yapmak istiyoruz o da, hayvanların yiyecek ihtiyaçlarının hastanelerin ve askeriyenin yemek artıklarıyla karşılanacağı. Biz bu konuda ilgili yerlerle temas kurduk ve gerekli izinleri aldık. Sivil toplum örgütlerinin ve sosyal kulüplerin sorunu tek başlarına çözmeleri mümkün değil. Biz sorunu tespit ettik, çözüm önerileri getirdik ve siz idari makama çözülmesi için sunuyoruz. Çalışmamızın dikkate alınacağından hiç şüphemiz yok. Unutmayalım dünyamızı güzelleştirmekte çirkinleştirmekte, bizim elimizde
Çevre ve İzcilik Kulübü Sokak ve barınak hayvanlarının yaşama hakları için kolları sıvadı. Her gün binlerce sokak hayvanının işkence görmesini, açlığa terk edilmesini ve öldürülmesini protesto eden kulübümüze en büyük destek, Sezen Aksu`dan geldi. Aksu dahil olmak üzere, Candan Erçetin, Banu Güven, Bekir Coşkun ve Mustafa Altıoklar da destek verenler arasındaydı... Bu beş ünlü isim, tüm hayvan severlere anlamlı mesajlar yollayarak herkesi Bafra’da başlatılan bu güzel projeyi desteklemeye çağırdılar.
Banu Güven "HAYVAN sevdiğini söyleyenler bile, zaman zaman evlerinde besledikleri cins hayvanlara karşı gösterdikleri sevgi ve şefkati, sokaktaki hayvanlara göstermiyor. Fakat en hırçın görünen sokak köpeği bile, sevgiye karşılık verecektir. Benim dostum Zeytin, bir sokak köpeği fakat ev hayatına adapte olmakta hiç zorluk çekmedi. Bir hayvan beslemeye karar vermek, çocuk evlat edinmek gibidir. Çocuk evlat edinirken, hangisi daha güzel diye düşünülmez, hangisinin daha çok sevgiye ihtiyacı var diye düşünmek gerekir."
Mustafa Altıoklar "HAYVANLARIN güven ve huzur içinde yaşayabilmesi için, ilk önce toplumsal bir eğitim gerekiyor. Ağıldaki ineği, koyunu ya da atları seviyoruz. Fakat bırakın kediyi, köpeği; kendini besleyen hayvana bile gerektiği gibi davranmayı başaramıyoruz. Oysa bütün güzelliklerin temelinde yatan duygu sevgidir. İlk önce sevmeyi öğrenmemiz gerekiyor ki; sonra koruyabilelim, güzelliklerini görüp geliştirebilelim. Sevgi olmayınca canlıya değer verilmiyor."
Bekir Coşkun "HAYVANLARI tam olarak koruyabilmemiz için iki şeye ihtiyacımız var; 1. Hayvanları korumaya yönelik yasalar 2. İnsanların yüreğindeki merhamet... Yasaları çıkarmayı başardık, fakat yasaları uygulayanlar yine insanlar oldukları için merhamet olmadan, yasaların hiçbir anlamı olmuyor ne yazık ki. Bu durumda da hayvan severler sokaklarda çığlık atmaya, birileri ise hayvanları öldürmeye devam ediyor. Yargıçlar ve yöneticiler duyarsız kalmaya devam ettiği için hayvan severler şaşkın ve çaresiz çabalamaya devam ediyor."
Candan Erçetin "SOKAKLARDAKİ hayvan sayısının çokluğu, bir ülkenin geri kalmışlığının göstergesidir. Bu hayvanların yerel idarelerce ıslah edilmek yerine topluca öldürülmeleri, ülkenin hem geri kalmış olduğunun göstergesi, hem de gelişemeyeceğinin garantisidir. Yönetimlerimizden mantıklı bir çözüm çıkmadığına göre iş; sivil organizasyonlara ve vatandaşa düşüyor. Her apartman ya da her mahalle birleşip bir hayvanı kısırlaştırsa, bu sorun 10 yıl içinde son bulur."
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!