Kongrede konuşan Muharrem Uyar şunları söyledi: Bir araya gelmek bir başlangıçtır, bir arada bulunmak bir gelişmedir, beraber çalışabilmek ise başarıdır. Kalbinde önce vatanını, milletini ardından memleketini, Bafra'yı barındıran ben ve arkadaşlarım, bugün siz değerli misafirlerimiz huzurunda çok kıymetli bir başlangıç yapıyoruz. 

Biz ülke olarak çok uzun zamandır kendimiz ile yüzleşmiyoruz yeni bir başlangıç yapabilmek için öncelikle aynaya bakmamız gerekir. Peki, biz aynaya bakınca ne görüyoruz anlatayım…

90'lı yıllar kimimiz çocuk,  kimimiz gençken bir Kaymakam bey çıkageldi ve dedi ki “Bafra'ya Karadeniz'in en güzel hastanesini yapalım.” Usta alın terini, işçi mesaisini, öğrenci simit parasını, bağışladı. Sonra Kaymakam Bey’in görev yeri değişti üzerinden 25 sene geçti bizim hastane gazeteye çıktı, televizyona çıktı, haberlere çıktı, ama kimse hastaneye sahip çıkmadı. Bafra'nın sahipsizliğinin en büyük eseri olarak yukarıdan bakıyor.

2000'li yıllar geldiğinde, şehrimizin tekel ve kereste fabrikaları kapatıldı. Bu iki tesiste yaklaşık 5 bin kişi çalışıyordu. Esnaf işyerlerini bu iki kurumun işe giriş çıkış saatine göre ayarlıyordu. Buralar kapanırken de Bafra sahipsizdi ama hep de kötü şeyler olmadı. Bafra 2000'li yılların başında kapanan fabrikaların yerine Organize Sanayi Bölgesi kurulmasına karar verildi fakat üzerinden geçen 20 yılda Bafra'yı bir türlü teşvik kapsamına aldıramadık. Oda başkanlarımızın bütün çabalarına rağmen hak ettiğimiz yatırımlar bir türlü Bafra'ya gelmedi. E gencimiz durur mu? O da okumaya gidince bir daha geri dönmedi.

2010’a geldiğimizde “Bafra için hepimiz” dedik 60 bin imza topladık “fakültemizi istiyoruz” dedik. Allah Kaya Aşçı ailelerinden razı olsun. Fakülte binalarımızı hayrına yaptılar ama bu sefer de fakülteye öğrenci getiremedik. Yurda giden Okulu bulamadı,  okula giden,  yurda dönemedi dekanımız bile iki gün önce atandı koskoca Bafra Ovası fabrikalarında kapatsanız, sanayisine teşvik de vermezseniz tarımı yeter diye düşündük.  Ama o da olmadı çiftçiye önce yanlış politikalar ile mağdur ettiler sonra faizi bile belli olmayan kredilere mecbur ettiler. Şimdi malum avukat kapıya dayandı çiftçimiz var gücüyle elindekine sahip çıkmaya çalışıyor.

Bafra’nın sahipsizlikleri maalesef anlatmak ile bitmez ancak kimse korkmasın ben ve arkadaşlarımız yüreğimizdeki Bafra sevgisi ile şehrimize sahip çıkmak için hazırlanıyoruz biz boş koltukların değer kazandığı değil oturanların koltuklarına değer kattıkları bir ülke hayal ediyoruz ve diyoruz ki karanlık ne kadar derin olursa olsun kendi ışığımızı yaratmamız gerekir.