Köylüsünün Başkanı sözünü Taraf’ın “Paşasının Başbakanı” başlığından öykünerek kullandım, konuya vakıf olmayanlar için başlığı başka bir deyişle yazayım. Köylüsünün muhtarı mı Çarşılısının Başkanı mı
Ama az demişim bence köylüsünün meclisini de eklemek gerek. Çünkü Başkanından başlamak üzere bütün Meclis, Köylünün küçük menfaatlerine Bafra’nın geleceğini değişti.
Çünkü biz köy kökenli şehiriz… Hatta biz bir şehir dahi değiliz kasabayız. Başkan Şahin aynen böyle dedi. KASABA Sayın Başkan, köyden büyük, şehirden küçük yere kasaba derler, bugünkü adıyla Belde. Kendi deyişinizle siz bir beldenin başkanısınız, Köylüsünün muhtarı, başkanı sözü de fazla değil bu durumda.
Mart Ayı Meclis toplantısında Belediye başkanın Batı yakası garajının satışı isteği ve gerekçelerini dinleyince kulaklarımdan dumanlar çıktı Bu başkan, “ışıl ışıl modern Bafra hikayeleri ile Bafralının oyunu alan başkan mı yoksa batı yakası köylerinin muhtarı mı” demekten kendimi alamadım.
Aşağıda göreceksiniz başkan Şahin kendi içerisinde bir sürü çelişkilerle ve modern kent anlayışından uzak, duygusal bir yaklaşımla gerekçelerini açıkladı.
Peşinden söz meclis üyelerine geldi. Muhalefet başkandan aşağı kalmadan üstüne basarak bu karara destek verdi. Verdiler dediysek de zaten bir kişi MHP’den, bir kişi CHP’den konuştu.
Allah vere AK Parti sıralarında bir kişi aklı başında ama silik bir ses tonu ile (itiraz etmese de) kafasındaki soruları sordu.
Mart ayı toplantısı benim için tam bir hayal kırıklığıydı. Vay be dedim " şu bizi yönetenlere, bizi geleceğe taşıyacak olan meclise bak"
"Bunlar mı benim geleceğimin kararını verecek, Bunların inşa ettiği şehirde mi çocuklarım yaşayacak"
Biraz üzüldüm, biraz güldüm. Neredeyse hepsini küçümsedim, oturduğum yerden beri tepeden baktım kocaman künyelerine
Oturmuşlar oraya ilkokul talebeleri gibi bir siyasi önlükleri eksik. Her toplantı yerli malı haftası, Biri çikita muzunu soyuyor usuuul usul Diğeri portakalını…
Büyük bir kesim için kürsüdekinin ne dediğinin önemi yok Anlamaları gerekmiyor, Oylarınıza sunuyorum dendiği anda boş elleri yukarı kaldırmak yeterli. Onlar hep kaldıracaklar o elleri havaya…
Diğer bir kesimde istikrarsız, ne zaman neye hayır diyeceği belli değil. Muhalefet gibi duruyorlar ama ortak gibiler.
Bu yazımdan Köylü vatandaşların ve minibüs şoförlerinin hiç hoşlanacağını sanmıyorum. Ama her zamanki gibi yazacağız, Ötekiler gibi birilerini memnun etme gibi görevi olan kullanışlı basından değiliz.
Meclis toplantısı sonrası birçok kişi ile konuyu görüştüm. Bunların içerisinde eski Belediye Başkanı Şükrü Neiş ve şehir planlamacısı da dahil. Allah vere Meclistekiler gibi çıkmadılar.
Aklın yolu birmiş demek.
Ama Meclis toplantısının sonunda evet oyu çıkınca da Başkan Şahin “aklın yolu birmiş” diyerek teşekkür etmişti.
Demek ki aklın yolu bir değilmiş. Nereden baktığına bağlı. Siz köyden beri bakıyorsunuz ben meydanın göbeğinden.
Meclis toplantısındaki bütün görüşmeleri kayda geçtim. Yazacaklarım tamamen kayıtlıdır. Yalanlama gibi hataya düşmeyin.
Aşağıda Başkan Zihni Şahin, Mezbaha ile Batı yakası Garajının satılmasını haklı çıkarmak için dilinden geleni yaptı.
Siz de okuduğunuzda başkanın kararının ne kadar mesnetsiz ve akıldışı olduğunu göreceksiniz. Ya da meydandan bakanlar görecek.
Batı Yakası Minibüs Garajı, şehir içerisindeki trafik sorununu çözmek için şehir dışına çıkarılmıştır. Bütün büyük şehirler (kasabalar değil) şehir planlamalarını, trafik sorunlarını bu şekilde çözerler. Siz Bafra’yı büyük veya büyüyecek bir şehir olarak görmüyorsanız lütfen şehrin anahtarını masaya bırakın. Bu şehir büyük ve modern bir şehir olacaktır.
Çevresinin köylerle kaplı olması tarım şehri olması mega köy olacağı anlamına gelmez.
Başkan Şahin, Meclis toplantısında geçmişte yapılanların tartışmasına girmek istemiyorum diyerek konuşmaya başladı.
Şimdi Sayın Başkan aşağıdaki sözleri ile Batı Yakası Minibüs Garajının yetersiz olduğu ifade edecek özetle. Başkan Şahin: “Batı Yakası Garajı yapılmış yalnız Batı yakasının bütün köylerinin ve Alaçam, Yakakent minibüslerini orda toplamaya kalsak hiç mümkün değil, orada toplanma şansları yok. Onlara kalacak yer göstermek mümkün değil.” Dedi.
Yukarıda görüldüğü gibi şimdiki garaj Batı yakasındaki minibüsler için yeterli değil. Bir kişi hariç kimsenin sormadığı şeyi soralım.
Sayın Başkan, şehrin dışına sığdıramadığınız minibüsleri Pazaryerinin neresine sığdıracaksınız` Eğer o kadar çoklar ise şehrin dışındaki garaj için bir şeyler düşünmeniz gerekmez miydi` Anladığımız o ki şehir dışına sığmayacak kadar çoklar, O kadar çoklarsa bunların şehre vereceği trafik yükünü hiç düşündünüz mü` Birisi düşünmüş ve bunu dışarı almış. Ona yani eski başkana “niye daha büyük yapmadın, ya da niçin köprünün dışına yapmadın” diyeceğine hangi düşünce (akıl) ile o trafik yükünü geri getiriyorsun. Şehircilik anlamında eski yönetimin yaptığı en mantıklı işi nasıl olur da Bir meclis kararı ile iptal edebiliyorsun.
Hiçbir açıklama bana veya benim gibi düşünenlere sizin “oraya sığmıyorlar, geri getirelim sığdıralım” tezinizi inandırıcı gösteremez. Ve o Mecliste bir kişi hariç hiçbiri analitik bir zekaya sahip değil. Olsa olsa onların duygusal zekaları yüksektir. O kafa yapısı ile de gitsinler Deniz Feneri, kimse yok mu gibi kuruluşlarda çalışsınlar.
Şehir planlamacılığı, kent yaşamı açısından tartışılacak bir şey değil ama maalesef tartışıyoruz. Biz bu tezi güçlendirmek için başka bir yazıda da mimar ve şehir planlamacılarının da görüşlerini alcağız.
Siz bu kararları kimle beraber alıyorsunuz bilmiyorum. Eminim bu karar siyasetçilerle alınmış bir karardır, akademik yönü olan bir kişinin bu kararı alması mümkün değil.
Şimdi bu Zihni Beyin birinci tezi idi. Bu tez zaten şehircilik adına tam bir fecaat. Eski para 200 Milyara yapılmış bir işi yok saymak ve minibüsleri gerisin geri getirmek akıl karı iş değil. Akla zarar demek daha doğru.
Zihni Bey ikinci tezi ile daha da battı bence. Aynen şöyle ediyor: “Kaldı ki ben şu göreve başlayalı samimi olarak ifade ediyorum 100’e yakın insanın devamlı bu konu ile ilgili sıkıntılarını dinledim. Bilhassa ilçemiz kasabamız, tarıma dayalı bir yer. Çevremizde batı yakasından gelen minibüslerle yaşlı genç insanlar pazara bir şeyler getiriyor, pazarda sattıktan sonra bir şeyler alıp evine getirmek istiyor. Bu noktada çok büyük bir sıkıntı yaşadıklarını sürekli olarak söylediler. Ben şimdi bu durumda çok da üstlerine gidemedim. Çünkü insanız, biz de onların ne şartlarda yaşadıklarını bilen insanlarız. O bakımdan devamlı bir kaptı kaçtı, köşe kapmaca oynama noktasına gelindi Gizli yerlerden giriyorlar, biz zaten Bafra’nın köylerinin minibüslerinin üzerlerine gidemedik, zaten onları da alsak garaja sığmaları mümkün değil”
Evet köy kökenli, köylü başkanımızın içi cızz dedi. Şimdi çelişkiye bakın…
Daha dün siz değil miydiniz bu şehrin köylüsüne “Traktörlerinizin çamurlarını yıkayın da şehre girin” “Köpeklerinize sahip çıkın” “Şehirde yaşamanın bir bedeli vardır” Diyen…
Yukarıda söyledikleriniz doğru. Meydandan bakan ben de öyle düşünüyorum. Ayağındaki çamuru yıkayıp şehre yerleşen ve yıllarca kentte yaşayıp buraya ayak uydurmuş köy kökenli şehirlim de artık böyle düşünüyor sayın Başkan.
Köylü olmak ayıp değil, Ayağındaki çamurla şehre inmek ayıptır. Bunu köylümüz de çok iyi bilir. Bir de bana “Köylü milletin efendisidir” sözlerine dikkat et gibi şeyler söylemeyin, bunlara karnım tok. Efendinin nerede olduğu belli değil bu zamanda. O dedikleri Atatürk zamanında olmuş olabilir.
Konu dağılıyor… Başkan Şahin, köylünün ve pazaryeri civarındaki esnafın sesine kulak veriyor. Yani durum ekonomik ve duygusal.
Bakın Başkan, İnanın köylü Belediye binasının önünde yoğurt satmak ister…
Malum tarım şehriyiz, köy kökenliyiz. Durumlarda iyi değil, AKP milletin anasını belledi. Belediye binasının önü de güzel hem de korunaklı.
Hatta köylü, oldu olacak, Minibüsler meydana kadar olmasa da belediyenin arkasına kadar gelsin ister. Köylünün de, insanlarımızın da istekleri bitmez.
Bu insanlara kentte yaşamanın bedelini siz ödeteceksiniz. Modern yaşam kapılarını siz açacaksınız, Kent yaşamı bilincine siz sıçratacaksınız.
Bunlar hikayeden seçim proje kitapçıkları ile olmuyor.
Evet görüldüğü gibi başkan iki temel sebep ile bir önceki Belediye yönetimim tarafından 200 Milyar liraya yaptırılan garajı satıp minibüsleri gerisin geri getirecekler.
Şimdi Başkanın ağzından satılacak yerin ne olacağını dinleyelim. Başkan Şahin: “Bu noktada ben burayı, borsanın almasını kamu yararını da düşünerek istiyorum. Bir de Bafra’mızda bir borsanın oluşması dışarıdan birçok insanın buraya gelmesine , Bafra’ da ekonominin canlanmasına sebep olacak. Borsa yöneticileri mezbaha yerine talip oldular burası bize yetmez diyorlar Biz de onlara şunu dedik Eğer iki tarafı da beraber alırsanız biz bunu gündeme getiririz İşi de kökten çözeriz”
Başkan Şahin kamu yararı gözeterek ve Bafra’ya ekonomik katkı sağlayacağı düşüncesi sebebi ile buranın yani garaj ile mezbahanın birleştirilerek Ticaret Borsası’na verilmesine olumlu bakıyor.
Başkan Belediyenin işini bitirdi Bafra’nın ekonomisini düzeltmeye çalışıyor. Bence bir el de Organize Sanayi Bölgesine at. Bak orada da doğru dürüst fabrika yok…
Şimdi de minibüslerin ne olacağı konusuna geliyor.
Başkan Şahin: “Sinop yolu ile büyük pazarın arasında çok büyük bir mesafe yok Kaldı ki benim oradaki düşüncemde şu: Pazaryerinin orada geniş, oraya gelecek araçların ihtiyaçlarına cevap verecek otopark yapmak. Hatta otoparktan da az da olsa onlardan para almak , belediyeye fayda sağlamak. Otopark olduğunda da orada disiplinsiz ve yol kenarında her tarata araçlar hareket edemezler Hepsini mecburen belediyenin otoparkına sokarız.”
Başkan çözümü bulmuş. Dahiyane… Sanki pazarın altını otopark yapacak.
Yukarıda dediğim gibi dışarıya sığmayanları içeriye sığdıracak. Ha bir de para kazanacak. Şehirdeki otopark sorununu çözdük, her yer otopark, bir tane de oraya yapalım.
Aslında diyecek söz bulamıyorum. Benim merak ettiğim belediyeyi kim yönetiyor, yani bu tür cin fikirleri kim veriyor` Onlarla tanışmak istiyorum. Her zaman derim başkanların her şeyi bilmesi gerekmez ama iyi bilenlerle hareket etmesi, onlara yetki vermesi gerekir. Başkanlar da açık fikirli, vizyon sahibi, tutarlı ve kararlı olmalıdır.
Yakında bir yıl olacak. Mecliste muhalefet yok ama dışarıda biz varız. Muhalefetin en iyisini yapacağız. Ama sayın Başkan bir stratejik plan hazırlamış. Ben defalarca okudum. Sabırla beklemek gerek, planı takip etmek gerek diyorum. Ancak böyle kararlar insanı çileden çıkarıyor.
Lütfen bu tür hayati kararları almadan önce akademik kariyer sahipli kişilere danışın. Mimar olmanız gerekmez ama bir mimara danışacak düşünceniz olsun hiç olmazsa.
Meclis çıkışı Başkan Şahin ile görüştüm. Kendi adıma çok sert karşı çıkacağımı beyan ettim. Hatta bu tür kararlar alınmadan önce işin ustalarına danışmalarını rica ettim. Örneğin dedim ki: Getirin KATÜ’den bir planlamacı, ağırlayın burada bir iki gün. Sonra ne karar verirse uyun. Aklın yolu o’dur. Sizin ki değil…
Editör
Yarın muhalefet ne dedi` Orası ticaret borsası yapmaya uygun mu`
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!