GÜNDEM

İstiklal Marşının Kabulünün Tarihçesi

 
 352
İstiklal Marşının Kabulünün Tarihçesi - Türkiye`de ilk defa bir milli marş yazılması teşebbüsü, 1920`de Genel Kurmay Başkanı İsmet İnönü tarafından yapıldı.
Bafra Haber

 |  - Türkiye`de ilk defa bir milli marş yazılması teşebbüsü, 1920`de Genel Kurmay Başkanı İsmet İnönü tarafından yapıldı.

Türkiye’de ilk defa bir milli marş yazılması teşebbüsü, 1920’de Genel Kurmay Başkanı İsmet İnönü tarafından yapıldı.

Maarif Vekili Dr. Rıza Nur’u ziyaret eden İsmet İnönü, Milli heyecanı koruyacak, milli azim ve imanı besleyecek, zinde tutacak bir marşın yazılmasını, ordu adına teklif etti. Yarışma Maarif Vekaletinin genelgesiyle okullara duyuruldu ve basın yoluyla da “Türk şairlerinin nazarı dikkatine” sunuldu.
Yarışmaya 724 parça şiir katıldı. Fakat hiçbirisi milli marş olmaya layık görülmedi. Böyle bir marşın ancak Mehmet Akif tarafından yazılabileceği ve para meselesinden dolayı yarışmaya katılmadığı da ağızlarda dolaşıyordu. Hasan Basri Bey, para meselesinin kaldırıldığını söyleyerek, Akif’in yarışmaya katılmasını sağladı. Mehmet Akif’in şiiriyle birlikte üç parça, orduya gönderilerek, asker üzerinde tesiri en fazla olan eserin tespit edilmesi istendi.Cevap olarak Mehmet Akif’in şiirinin beğenildiği bildirildi.
Maarif Vekaleti tarafından gönderilen İstiklal Marşı teklifi gündeme alındı. Başkanvekili Hasan Fehmi Efe’nin başkanlığındaki toplantıda ele alınan marşın tab ve tevziine karar verildi.
Marş, Hamdullah Suphi tarafından Meclis’te okundu. Büyük bir coşkuyla dinlenen marş, sık sık alkışlarla kesildi. Marşın kabul edilmesi, 12 Mart 1921 tarihindeki toplantının öğleden sonraki oturumunda ele alındı.
Akif’in marşının oya sunulması kararlaştırıldı ve “Oy birliği ile kabul edildi.” Marş teklif üzerine en son ayakta dinlendi. Kahraman orduya ithaf edilen marş, İstiklal marşı olarak kabul edildi. Akif  “Onu milletime ve kahraman ordumuza hediye ettim. Zaten o milletin eseridir, milletin malıdır. Ben yalnız gördüğümü yazdım” dedi ve bu marşı Safahat’a almadı.
İSTİKLAL MARŞI VE AÇIKLAMASI
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim, milletimindir ancak.
Mehmet Akif, Türk milletine cesaret ve tahammül aşılamak için ve onda bulunan duyguları harekete geçirmek için, şiirine korkma sözüyle başlıyor. Bayrak bir milletin  geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür. Bayrağın sönmesi Türk milletinin istiklalini kaybetmesidir. Şair ülkemizde tek bir insan kalana kadar bu vatanı savunacağımızı belirtiyor. O halde en son Türk bireyi son nefesini vermeden Türk istiklal ve bağımsızlığını yok etmek, Türk bayrağını söndürmek mümkün değildir. Zira bayrağımız milletimizin yıldızıdır. Bayrağın kaderi ile milletimizin kaderi birbirine bağlıdır. Bayrak bizimdir, biz yaşadıkça onu elimizden kimse alamaz.Türk milletinin bütün fertlerini öldürmedikçe bağımsızlığını kimse yok edemez.
Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal`
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, Hak’a tapan milletimin istiklal!

Şair, ikinci kıtada bayrağımızın o zaman ki kırgın, küskün, öfkeli halini dile getiriyor. Türk vatanının bazı parçaları, işgal edilmiştir. Bu yüzden bazı bölgelerde bayraklarımız indirilmiş, yerine düşman bayrakları asılmıştır. Kaş çatmak, öfke halini ifade eder. Kaş ayrıca, edebiyatımızda hilale benzetilir. Sevgilinin kaşları daima hilal şeklinde gösterilmiştir. Bayraktaki hilal de tıpkı nazlı bir sevgilinin kaşı gibi çatılmıştır. Kahraman Türk milletini üzmektedir. Türkün beklediği, özlediği gülen bir bayraktır.Türk bayrağının gülmesi göklerde dalgalanmasıdır. Bir aşığın sevgilisinden güler yüz beklemesi gibi bağımsızlığa aşık Türk milleti de özgürlüğün sembolü olan bayraktan gülmesini beklemektedir. Bu milletimizin en doğal hakkıdır. Çünkü, Türkler bağımsızlıkları ve bayrakları uğruna pek çok kan dökmüşlerdir. Bu kanları bayrağa helal etmeleri için onun da nazlanmayı bırakıp, göklerde dalgalanması gerekir. Türk milleti daima Allah’a inandığı için özgürlük onun hakkıdır.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış` Şaştım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarim.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Şair “ben” diyor.(Ancak kastettiği mana aslında bizdir Türk milleti adına konuşmaktadır) Türk milleti ezelden beri hür yaşamıştır,hür yaşayacaktır. Onun özgürlüğünü elinden almak isteyen ancak çıldırmış olmalı,zira böyle bir harekete kalkışanlar ağır bir şekilde cezalandırılır. Türk milleti bağımsızlığı uğrunda önüne çıkacak her engeli aşacak güçtedir. O; böylesine yüce bir amaç için dağları delecek, enginlere sığmayıp,denizleri taşıracaktır güçtedir.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar`
Bu kıtada şair vatanımızı istilaya kalkışan Avrupalılara meydan okuyor. 20. asrın başında Avrupa medeniyeti 19.yy. deki görkeminden oldukça uzaktır. O sebeple şair batıyı tek dişi kalmış canavara benzetiyor. Ancak Avrupa mevcut teknik imkanlarını seferber ederek topuyla, tüfeğiyle, tankıyla bizi yok etmeye çalışmaktadır. Mehmetçik ise bu güce topla, tüfekle, mızrakla, kılıçla cevap vermeye çalışmaktadır. Avrupalı kendini çelik zırhla korurken Mehmetçik ona iman dolu altın göğsüyle karşılık vermektedir.
Arkadaş! Yurdumu alçakları uğratma, sakin.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Şair kahraman Türk askerine hitap ediyor. Türk yurdunu alçakları uğratmaması için gerekirse canini feda etmesini öneriyor. Şehit gövdelerinin meydana getireceği siperler düşmana mani olacaktır. Mehmet Akif düşmanın çok kısa bir süre içinde bu hayasızca akına son vereceği Allah’ın Türk milletine Kuran-Kerimde vaat ettiği zafer gününün yarından bile daha yakın bir zamanda doğacağına inanmaktadır.
Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Şair Türk ordusuna vatanin kutsallığını hatırlatıyor. Toprak ile vatan arasında büyük bir fark vardır. Toprağı vatan haline getiren onu elde etmek ve korumak için savaşan fertlerin varlığıdır. Kısacası sıradan bir toprak büyük bir değer taşımaz; ama vatan toprağı uğrunda şehit olan atalarımızın o topraktaki mezarlarıdır. Bu kutsal vatani dünyalara değişmeyiz. Toprak dünyanın her yerinde bulunur. Ancak atalarımızın kanlarıyla sulanan topraklar vatanimiz üzerindedir.
Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda`
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsında Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Bu vatan cennet kadar kıymetlidir. Şehit olanların ruhu dini inanışımıza göre doğrudan doğruya cennete gider. Şehitlerimiz bu vatan toprağında yattığı için cennetten farksızdır. Bir avuç toprağı sıksak şehitler fışkıracak sanırız. Canımızdan çok sevdiğimiz insanları varımızı yoğumuzu Allah alsında yalnız yaşadığımız sürece bizi vatanımızdan ayrı düşürmesin.
Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
Allah’a şair hitap ediyor. Mehmet Akif’in Allah’tan tek dileği ibadet yerlerinin göğsüne düşman elinin değmemesidir. Camilerimizden okunan ezanlar sonsuza kadar Türk yurdunun üstünde inlemelidir. Çünkü bu ezanlar dinimizin temelidir.
O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşim,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
Ezan sesleri yurdumuzun üstünde inledikçe şehitlerimizin de ruhları şad olacaktır. Ezan sesi sadece yaşayanlara değil, ölülere hatta onların mezar taşlarına bile tesir eden yüce bir anlam taşır. Şehit atalarımızın her şeyden arınmış ruhları yerden fışkıracak, ezan sesiyle ayağa kalkacak ve dışa yükselecektir.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!
Şair zafer gününün heyecanını yaşıyor. Şanlı bayrağımız dalgalandıkça gökyüzünü şafakla yarış edercesine gökyüzünü kızıl renge boyamaktadır. Türk milleti yeniden bağımsızlığına kavuşmuştur. Artık onun için yok olma korkusu kalmamıştır. Bayrağımız şehitlerimizin kanlarını hak etmiştir. Bağımsızlık Allah’a tapan ve doğruluktan ayırmayan Türk milletinin en doğal hakkıdir.
Mehmet Akif ERSOY

YARIŞMAYA  KATILAN DİĞER MARŞLAR
                                      
    İSTİKLÂL  MARŞI
                          
Türk’ün  evvelce  büyük  bir  pederi
                           Çekti  sancağa   hilâl-i   seheri
                           Kanımızla  boyadık   bahr  ü   beri
                           Böyle  aldık   bu  güzel  ülkeleri
                                     İleri, arş  ileri,  arş  ileri
                                     Geri  kalsın  vatanın  kahpeleri
                           Seni  ihya  için  ey  namı  büyük
                           Vatanım  uğruna  öldük,öldük
                           Ne  büyük  kaldı  bu  yolda  ne  küçük
                           Siper  oldu  dağlar  gibi  sana  Türk
                                     Yürü  ey  milletin   efradı  yürü
                                     Ak  sütü  emmiş  vatan   evladı  yürü
                           Vatan  evladın  kurban  edeli
                           Milletin  hür   yaşamaktır   emeli
                           Veremez  kimseye  bir  Çamlıbeli
                           Bağlanır  mı  acaba  Türk’ün   eli
                             
                                     İleri, arş  ileri,  arş ileri
                                     Çiğnenir  çünkü  kalan  yolda  geri
                                                    
                                               HÜSEYİN  SUAD

 
                   İSTİKLÂL   TÜRKÜSÜ
        
  Millet  aşkı, din aşkı, vatan  aşkı  uyansın
         Yurduma  göz  diken, al  kanlara  boyansın
         Ya  ben  ya  onlar  diyen  silahına  dayansın
                       Türk  oğludur  bu  millet
                       Türkündür  bu  memleket
                       Türk  oğludur  bu  mille
                       Türkündür  bu   memleket
         Düşman  gözü  tutama  yanar  dağlar  başını
         Bağrımızda  saklarız  vatanın  her  taşını
         Yurdumuza  yan  bakan  döker  gözün  yaşını
                       Türk  oğludur  bu millet
                       Türkündür  bu  memleket
                       Türk  oğludur  bu  millet
                       Türkündür   bu  memleket
         Can  veririz  her  zaman  hürriyetin  yoluna
         Ya  gazi  ya  şehitlik  ne  devlettir  kuluna
         Ata  emanet  etmiş  namusunu  oğluna
                       Bize  Türk  oğlu  derler
                       Hep  bizimdir  bu  yerler
                                       Ankara  A.S.

                    İSTİKLÂL  MARŞI
          
  Göz  yaşına  veda  et,
            Ey  güzel  Anadolu!
            Hakkını  korur  elbet,
            Türk’ün  bükülmez  kolu.
                      Cenk  ederiz  genç, koca
                      Bugün  değil,  yarın  da
                      Yadımız  ağladıkça
                      İzmir   ezanlarında.
            Hak  yoluna  kan  olur.
            Dünyalara taşarız.
            Ya  şerefle  vurulur,
            Ya  efendi  yaşarız.
                      Her gün  yeni  bir  hile
                      Arkasında   satıldık.
                      Her gün  yeni  bir  dille,
                      Yurdumuzdan  atıldık.
           Yeter, ey  Kâbe`mize
           Elimizden alanlar.
           Alıkoyamaz  bizi,
           Yolumuzdan  yalanlar.
                      Biz  bu  yolda  sel  olur,
                      Dünyalara  taşarız.
                      Ya  şerefle  vurulur,
                   Ya  efendi  yaşarız.
           Hangi  alçak  el  alır,
           El  zinciri  boynuna`
           Kim  Yunan’ı  bırakır,
           Türk  kızının  koynuna.
                      Biz ki  Türk`üz,  muhakkak,
                      Her  milletten  uluyuz.
                      Yeryüzünde  bir  ancak,
                      Yurdumuzun  kulluyuz.
           Yurt  yolunda  kan  olur,
           Dünyalara  taşarız.
           Ya  şerefle vurulur,
           Ya   efendi  yaşarız.
               
   KEMALEDDİN  KAMİ
     
   İSTİKLÂL  MARŞI

Ey  Müslüman,  ey  Türk  oğlu
Açıldı  istiklâl  yolu,
Benim  son  günlerimdir,
Diyor  bize  Anadolu.
          Çek  sancağı  Türk   ordusu,
          Olmaz   Türk’ün  can  korkusu
          Esarete   dayanır  mı,
          Türk  vatanı,   Türk  namusu`
Bu  son  savaş  bize  farzdır,
Fırsatımız  gayet  azdır,
Muzaffer  ol  da  ey  millet,,
Altın  ile  tarih  yazdır.
          Birleşelim  özümüzden,
          Dönmeyelim  sözümüzden,
          Hem  silelim  bu  lekeyi,
          Tarihteki  yüzümüzden.
                                       
İSKENDER  HAKİ
                   
   İSTİKLÂL   MARŞI

Altı  bin  yıl  efendilik  yaptın,
“Kahraman  Türk”   idi  cihanda  adın.
Bir  ateşten   siperden  İslam’a,
Sönmeyen  bir  güneş    gibi  yaşasın.
          Ey  büyük  ünlü  milletimin  ileri!
          Hasmına  çiğnetme  koş  bu  şanlı  yeri!
Düşmanın  bir  cihansa  dostun  hak,
Hakkın  elbet  müstakil  yaşamak,
Atıl,ez,vur  senindir  istiklâl,
( Yürü, vur, ez  senindir  istiklâl)
ebedi  parlasın  şu  al  bayrak.
          Ey  benim  şanlı  milletimin  ileri!
          Ele  çiğnetme  koş  bu ülkeleri!.                                 
                      
İSTİKLÂL  MARŞI

Yıllarca    altı  cephede  ateşle  kanlara;
Türk’ün  hilal ü   dinine  düşman  olanlar;
Ceddin o,  Yıldırım   gibi  saldın  zaman ,zaman
Yüksek  başını  eğilmedi  bir  an  cihanlara.
          Ey  kahramanlar   ordusu, ey  yıldırım-şitab
          ( Ey  kahramanlar, ey  berk-ı  pür-şitab)
          göster   cihan-ı  mağribe  bir  kanlı  inkılab!
Ey  mazi-i   havarıkı  bin  destan  olan;
Garbın  zalam-ı   zulmüne  yüz  yıl  kılınç  salan  salan 
( Baş  eğmeyen  cihanlara  yüz yıl  kılınç  salan)
Aslan  yürekli  ordu; demir  giy,  silah  kuşan!
Zira  hududu  kapladı  ateşle  kan, duman
          Ey  kahramanlar  ordusu, ey  yıldırım-şitab
          (Ey kahramanlar,  ey  berk-ı  pür-şitab)
          Göster   cihan-ı    mağribe  bir  kanlı  inkılab!
Aslan  mücahid  ordusu, ey  haris-i   salah,
Destinde  seyf-i  Hak  gibi  pek  şanlı  bir  silah
Açtın  sema-yı  millete  pürnür  bir  sabah,
Ati   bizim… Bizim  artık  vatan , zafer,  felah.
          Ey  kahramanlar  ordusu,  ey  yıldırım-şitab
          ( Ey  kahramanlar, ey  berk-ı  pür-şitab )
         Göster  cihan-ı  mağribe  bir  kanlı  inkılab!
                                                   MEHMET  MUHSİN

  • BafraHaber Yorum
  • İstiklal Marşının Kabulünün Tarihçesi içeriğine yorum yapmaktasınız
Favicon
  • Toplam Yorum 0