Bugün Türkiye Cumhuriyeti`nin kurucusu büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk`ün Millet Mektepleri`ne Başöğretmen olmasının 81. yıldönümünü kutluyoruz. Emperyalizme karşı yürütülen ulusal kurtuluş mücadelesinden sonra sıra yüzyıllardır ihmal edilmiş olan halkımızın içinde bırakıldığı cehaletle mücadeleye gelmişti. Cehalete karşı mücadelenin en önemli cephesi eğitim alanında açılmıştı. Atatürk`ün yaptığı aydınlanma devriminin önemli hamlelerinden birisi de eğitim seferberliğiyle okuryazarlığın hızla yaygınlaştırılmasıydı. 1 Kasım 1928`de gerçekleştirilen Harf Devrimi, bu alanda atılan önemli adımlardan biridir. Yeni harflerin tanıtılması ve okuryazarlığın yaygınlaştırılması için 11 Kasım 1928`de Millet Mektepleri Teşkilatı kurulmuş, büyük bir seferberlik başlatılmıştı. İşte bu aydınlanma seferberliğinde önderlik eden ve canla başla çalışan Mustafa Kemal Atatürk, ulusumuzun kurtarıcısı olmaktan başka başöğretmeni de olmuştur. Büyük önderimizin başöğretmenliği, öğretmenlik mesleğine büyük bir onur kazandırmıştır. Bu onuru, bugün de gururla taşıyoruz. Bu anlamlı gün dolayısıyla, başta Başöğretmenimiz Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere, bağımsızlık, demokrasi ve çağdaşlaşma mücadelesine hayatını adamış tüm eğitimcilerimizi saygıyla anıyoruz.
Atatürk, Cumhuriyetimizin ve ulusal bütünlüğümüzün kurulmasında, Türkiye`nin çağdaşlaşmasında en önemli görevi eğitime ve öğretmenlere vermişti. O`nun: `Ulusları kurtaranlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğitimciden yoksun bir ulus, henüz ulus adını alma yeteneğini kazanmamıştır. Ona basbayağı bir topluluk denir, ulus denemez. Bir topluluğun ulus olabilmesi için kesinlikle eğiticilere, öğretmenlere gereksinimi vardır.` sözleri bunun göstergesidir.
Cumhuriyet`in ilk yıllarından başlayarak eğitim alanında yapılan devrimler, öğretmen yetiştirme konusunda atılan adımlar, köy enstitülerinin açılması, öğretmenlerin konumlarının yükseltilmesi ve halkın eğitimi için harcanan emekler, ulusal, halkçı, bilimsel, laik eğitim anlayışının ürünüdür. Eğitim, toplumların kalkınmasında ve çağdaşlaşmasında çok önemli bir etkendir. Eğitimli, bilgili, bilinçli bireylerden oluşan bir toplumun geleceği de aydınlık ve mutlu olacaktır. Başöğretmenimiz Atatürk, işte bu nedenle eğitimi ve öğretmeni çok önemsemiştir. Ne var ki, son 60 yılda köy enstitülerinin kapatılması, öğretmen yetiştirilmesi sürecinin ve eğitim sistemimizin yozlaştırılmasıyla başlayan süreçte ulusal, halkçı, bilimsel, laik eğitimden uzaklaşılmış, Cumhuriyet devrimleri ve kazanımları aşındırılmıştır. Öğretmen yetiştirme süreci siyasallaştırılarak çökertilmiş, öğretmenliğin saygınlığı da bundan büyük zarar görmüştür. Bu yaşanan süreçte sosyal devleti tasfiye etmeye çalışan AKP zihniyeti, eline geçen her fırsatta özelleştirmeci bir yaklaşımla eğitimi, bilimsel-laik özünden kopartıp dinselleştirmeye, öğretim birliğini baltalayıp yozlaştırmaya çalışmaktadır. Eğitim-İş olarak diyoruz ki; Öğretmenler Günü dolayısıyla, yetkili ve ilgililer, yine hamaset kokan, duygu sömürüsü yapan, sözüm ona öğretmenliği ve eğitimi yücelten pek çok söz söyleyeceklerdir.Artık bu sözlere karnımız toktur. AKP iktidarının ve sayın Milli Eğitim Bakanımızın hamasi nutuk atmak yerine öğretmenlerin, eğitim çalışanlarının isteklerine kulak vermelerini, bu istekleri de bir an önce gerçekleştirmelerini istiyoruz.
Eğitim-İş Sendikası olarak;
Milli Eğitim Bakanlığı`na bütçeden daha fazla pay ayrılmasını, Eğitim çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarındaki iyileştirmelerin yanı sıra çocuklarımızın daha iyi eğitim alabilecekleri bir ortamın oluşturulmasını, Eğitimin ulusal, halkçı, bilimsel, laik esaslara dayandırılmasını ve her aşamasında parasız olmasını, Öğretmenler ve eğitim çalışanlarının ekonomik ve sosyal konumlarını yükselterek, saygınlıklarını artıracak önlemler alınmasını, Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verilmesini, öğretmen olma koşullarını taşıyanlara kadro ve iş güvencesi verilmesini, Öğretmenler arasında Kariyer Basamakları gibi ayrımlar yaratacak uygulamalara son verilmesini, Eğitim kurumlarımızın personel gereksiniminin gerçekçi bir biçimde belirlenerek yeterli sayıda personel istihdam edilmesini, Ülkemizin koşulları göz önünde bulundurularak yeni bir öğretmen yetiştirme sistemi geliştirilmesini, Eğitimde gerici ve beceriksiz kadrolaşmaya son verilerek, liyakatli, bilgili ve deneyimli yöneticilerin atamalarının yapılmasını, Eğitimde etnik ve mezhep-tarikat gibi kimlikleri öne çıkartacak ithal müfredat programları yerine, ulusal, laik, bilimsel ve halktan yana programlar uygulanmasını, Eğitim çalışanları ve tüm kamu çalışanlarının örgütlenme haklarının önündeki engellerin kaldırılıp grev ve toplu sözleşme hakkının tanınmasını istiyoruz. Tüm öğretmenlerimizi ve eğitim çalışanlarını, bir kez daha, Cumhuriyet`in kazanımlarına, mesleğimize, emeğimize ve geleceğimize sahip çıkmaya çağırıyoruz. Bu anlamda da 25 Kasım 2009 günü yapılacak iş bırakma eylemine tüm eğitim çalışanlarımızın katılmasını, halkımızın da destek vermesini bekliyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle öğretmenlerimizin, eğitim çalışanlarımızın Öğretmenler Gününü kutlarız.
EĞİTİM-İŞ Bafra İlçe Temsilcilik Yönetim Kurulu
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!