BAFRA

Eğitim-İş’ten Yarıyıl Değerlendirme Raporu

 
 749
Eğitim-İş’ten Yarıyıl Değerlendirme Raporu - Eğitim-iş Sendikası Bafra Temsilciliği Başkanı İlker İleri, Sendikanın, 2019-2020 Eğitim Öğretim Yılı Yarıyıl Değerlendirme Raporunu Basın İle Paylaştı. 
Bafra Haber

Eğitim-iş Sendikası Bafra Temsilciliği Başkanı İlker İleri, Sendikanın, 2019-2020 Eğitim Öğretim Yılı Yarıyıl Değerlendirme Raporunu Basın İle Paylaştı. 

Değerlendir raporunda şu ifadeler yer aldı: 


Vaatler, sözler eşliğinde başlayan ve maalesef bizleri hiç yanıltmayacak kadar kötü geçen 2019-2020 Eğitim ve Öğretim Döneminin ilk yarıyılı sona ermiştir.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un "Türkiye'nin eğitim sisteminin tamamını, tüm alt sistemleriyle birlikte geleceğe hazırlayacağız" diyerek ilk ders zilini çaldığı dönem, eğitimi geleceğe taşımak bir yana dursun, on yıllarca geriye götüren uygulamalara sahne olmuştur.

Geride bıraktığımız eğitim döneminde yaşananlara sadece ana başlıklar üzerinden baktığımızda karşımıza çıkan tablo şudur:


- Okulun kapısından girmemesi gereken şiddet, eğitimin demirbaşı oldu


- Ataması yapılmayan öğretmen sayısı can alacak kadar arttı


- Bu eğitim döneminde de liyakate rastlanamadı 


- Tarikatların korunduğu beslendiği bir dönem oldu

Milli Eğitim Bakanlığı'nın tarikatları bir kamu hizmeti olan eğitime dahil etmesinin, yurt ve okul açmama suretiyle yoksul çocukları tarikat kurumlarına mecbur bırakmasının bir acı sonucu da dönem sonunda Denizli'de yaşandı. Toplum vicdanı, hala Aladağ faciasıyla sızlarken, Denizli'de Süleymancılar tarikatına ait bir yurtta, belletmeni tarafından defalarca cinsel istismara uğrayan 12 yaşındaki bir erkek çocuğu intihar etmeye çalıştı. 


- Akademi, bilimin kalesi değil AKP'nin gözcü kulesi oldu  


- Üniversitelerin başarı oranları daha da utanç verici hale geldi

Herhangi bir bilimsel başarısı, kütüphanesi, kampüsü olmayan apartman üniversiteleri bir hastalık gibi türemeye devam etti. Kamu eğitimine bütçe ayırmayan iktidar, özel üniversitelere ise teşvikleri artırdı. Uluslararası derecelendirme kuruluşu Quancquarelli Symonds’ın(QS) verileri, Türkiye’deki üniversitelerin eğitim kalitesindeki düşüşü gözler önüne serdi. Londra merkezli kuruluşun raporuna göre, Türkiye’den hiçbir devlet üniversitesi başarı sıralamasında ilk 500’e giremedi. İktidar, bu tabloyu daha da geriye götürecek adımlar atmayı sürdürdü: 


- İmam Hatip dayatmaları acı meyvelerini vermeye başladı

AKP'nin yoksul öğrencilere dayattığı imam hatiplerin başarı oranı daha da düştü. MEB’in yayımladığı faaliyet raporuna göre, imam hatipler devamsızlık ve yılsonu başarısızlığında diğer okul türlerini geride bırakarak ilk sıraya yerleşti. Bakanlık raporuna göre imam hatipler devamsızlık, sosyal etkinliklere katılma ve kitap okuma hedeflerini de tutturamadı. Birçok ilde gösterişli törenlerle açılışı yapılan çok sayıda imam hatip lisesi, "yeterli öğrenci bulunamadığından dolayı" kapatıldı..  


- Eğitimin bütçesi kısıldı, bilimsel eğitim bir lüks oldu. 

OECD'nin “Bir Bakışta Eğitim” raporuna göre Türkiye, öğrenci başına en az harcama yapan üçüncü ülke oldu. Türkiye, geleneği bozmayarak birçok konuda yine OECD ortalamasının altında kaldı.

PISA sonuçları da eğitimdeki başarısızlığı gözler önüne serdi. Türkiye’nin, okuma becerileri, matematik ve fen alanlarındaki başarı sırasını 2015 yılına göre artırmış olmasının sebebinin örneklem grubunun bir önceki PISA’da başarı göstermiş okullardan seçilmesi olduğu ortaya çıktı. Buna rağmen Türkiye, hemen her alanda OECD ortalamasının çok altın da kaldı. Türkiye’nin, 37 OECD ülkesinin okuma becerilerine göre sıralandığı listedeki yeri 31 oldu.

- Değiştirilen okula başlama yaşı yine değiştirildi

İlkokula başlama yaşını 69 aya çıkaran kanun yürürlüğe girdi. Resmi Gazete’de yayımlanan kanunla 66 ay olan ilkokula başlama yaşı 69 ay olarak değiştirildi. Daha önce çocuklarını 66 aylıkken okula göndermek istemeyen ailelere hakaret eden iktidar, neden okula başlama yaşını tekrar değiştirdiğini ise izah edemedi.

- Seçmeli derslerde aynı gerici senaryo sahnelendi

Kamuoyu hala gerici müfredatın olası etkilerini tartışırken, bilimsel eğitime bir darbe daha vuruldu. Liselere getirilen yeni sistemde, zorunlu derslerin sayısı azaltılarak seçmeli derslerin sayısı artırıldı. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi zorunlu olurken, Felsefe alanı dersleri seçmeli oldu. Yeni sistemin açıklanmasının ardından YÖK’ün söz konusu değişiklikle ilgili bilgisinin olmadığı ortaya çıktı. MEB, seçmeli ders için 10'u aşkın farklı ders yelpazesini vitrinine koysa da, öğrencilere dini içerikli olan 3 dersi dayatmaya devam etti. 

- LGS ve YKS birer mağduriyet çarkı oldu, on binleri ezdi

ÖSYM’nin 2019 YKS verileri de eğitim sisteminin içler acısı durumunu bir kez daha gözler önüne serdi. Verilere göre, üniversite sınavında 15 bin öğrencinin puanı, yarım net dahi yapamadığı için hesaplanamadı. YKS’nin ilk oturumunda 15 net kadar doğru yanıt veremediği için puan barajının altında kalan aday sayısı ise 628 bin 796 oldu.  YKS’ye başvuran 2 milyon 528 bin üniversite adayından 904 bini üniversiteye yerleşebildi, tercih yapan 71 bin öğrenci ise açıkta kaldı.  

- Öğretmenin yüzü kamuda da özelde de gülmedi

2019, eğitimcilerin yoksulluk ve haksızlıkla daha da fazla sınandığı bir yıl oldu. Yetkili yandaş konfederasyon ve hükümetin müsameresi sonucunda, tüm temel gıda maddelerinin yüzde 50, elektrik, doğalgaz gibi zorunlu tüketim kalemlerinin yüzde 60 zamlandığı ekonomik kriz ortamında, kamu çalışanlarına yüzde 4 gibi hakaretvari bir zam yapıldı. 

Kamuda çalıştığı için yoksulluğa mahkum edilen öğretmenler, keyfi disiplin cezaları, fişlenmeler, sürgünler ve mobbingle yüz yüze kalmaya devam etti. Sözleşmeli, ücretli adı altında öğretmenlerin kategorilere bölünerek sömürülmesi 2019'da da sürdü. Öyle ki Gaziantep'te 25 yaşındaki sözleşmeli öğretmen Saadet H., okul yöneticisinin mobbingine dayanamayıp canına kıydı. Bakan Ziya Selçuk'un öğretmenlere dair attığı tek adım ise "öğretmen önlükleri" diktirmek oldu.

- Taşımalı eğitim sürdü, okullaşma oranı utandırdı

2019'da da taşımalı eğitim garabetini durdurmak için hiçbir adım atılmadı. Bu rezalet, özellikle Taşra'daki birçok yerleşim merkezinde yavrularımızın okula başlamamasına ya da tarikat yurtlarına mecbur kalmasına yol açtı.

- Öğrenciler eğitimden kopartıldı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ülkede lise çağındaki gençlerin yüzde 50’ye yakını eğitimde yer almadığını ve bu gençlerin 1 milyon 375 bininin ise ne yaptığının bilinmediğini açıkladı. 2012 yılında getirilen 4+4+4 sisteminin ardından açık lisede okuyan öğrenci sayısı 940 binden 1 milyon 389 bin'e yükselmişti. Aynı dönemde lise öğrenci sayısındaki artış oranı yüzde 15,8 olurken açık öğretim lisesinde okuyanların artış oranı yüzde 32,4 oldu. 

- Cumhuriyet düşmanları daha da pervasız hale geldi

Yüzde 80'i iktidarın eksenindeki Eğitim Bir-Sen üyeleri arasından seçilen okul yöneticilerinin birçoğu 2019'da da rezaletlere imza attı. AKP'ye ne kadar yakın olduklarını göstermek için sosyal medya üzerinden her fırsatta Cumhuriyet'e ve onun kurucusu olan büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'e dil uzatan yöneticiler, yine cezalandırılmadı. Sendikamızın yargıya taşıdığı her bir hadsizlik, MEB tarafından sessizlikle karşılandı.

Bunun yanı sıra karma eğitimin haram olduğu, kız öğrencilerin eşofman giymemesi gerektiği gibi sapıkça ve yobazca ifadeler kullanan yandaşlar da eğitim sisteminden kopartılmadı. 

Özet olarak; 2019-2020 Eğitim ve Öğretim Dönemi, geçmişten ders çıkarmadıkça geleceğin aydınlanmayacağının, aynı hataları yaparak farklı sonuçlar ummanın saçma olduğunun vücut bulmuş hali oldu. Bilimden ve akılcılıktan uzak, siyasetin gaye ve emirleri doğrultusunda şekillenen, geleceğe uzanan bir merdiven değil gericiliğe inen basamaklar olarak döşenen, homojen olmayıp her yurttaşa eşit şekilde ulaştırılmayan eğitim sistemi, bu eğitim döneminde de ülkemizi biraz daha karanlığa taşıdı.

Eğitim-İş olarak MEB'e çağrımızdır:

Eğitimin paydaşlarından göstermelik olarak görüş almak yerine, bu hastayı nasıl tedavi edeceğimiz konusundaki fikirlerimize gerçek anlamda kulak vermelisiniz. Durum ağırlaşmakta, enkaz toparlanamaz hale gelmektedir. Bu eğitim döneminin gerici politikaların son bulması için bir milat olacağını umuyor, aksi taktirde Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ün eğitim neferleri olarak tüm benliğimizle gerici politikalarınıza karşı mücadeleyi sürdüreceğimizi ilan ediyoruz!

Tüm bu ezici tabloya, mesleğin itibarsızlaştırılmasına, baskılara rağmen bu eğitim öğretim döneminde de öğrencilerine bilimi ve hayatı öğretmek için çabalayan eğitimcilerimize teşekkür ediyor, "geçmiş olsun" diyoruz!

  • BafraHaber Yorum
  • Eğitim-İş’ten Yarıyıl Değerlendirme Raporu içeriğine yorum yapmaktasınız
Favicon
  • Toplam Yorum 10
User defaultYorumcu-132610
17 Ocak 2020
10:02
  • Yorumcu-132610
  • 17 Ocak 2020
  • 10:02

Amerikan suudi ışid selefi islam tam iran ve buhara islam,ına karşı imam hattap (cehenneme odun taşıyan) bir nesil elleri tornavida tutamayan bilgisiz toplum 18 yıllık iktidar ve eseri eğitim iş az söylemiş.

Cevap
  • Yorumcu-137261
  • 18 Ocak 2020
  • 19:53

Bu küçucuk vatan evlatlari ile haddi aşan ithamlarin başina hukuki sorunlar acabilir dikkatli olmani öneririm.

User defaultYorumcu-117065
17 Ocak 2020
16:02
  • Yorumcu-117065
  • 17 Ocak 2020
  • 16:02

İmam hatipler ile ilgili bilgilerinizi bir gözden geçirin ve doğru bilgiler paylaşın ya da kaynağınızı net gösterin bu bilgiler tamamen gerçek dışıdır bafra daki imam hatip okullarından bilgi alabilirsiniz

User defaultYorumcu-130534
17 Ocak 2020
12:19
  • Yorumcu-130534
  • 17 Ocak 2020
  • 12:19

İlker hocam başarılarrr

Daha Fazla Yorum