İlçe Teşkilatında yapılan açıklamada Kadın Kolları Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Erol ve CHP Bafra İlçe Başkanı Eğitimci Nihat Oktay hazır bulundu.
Kadın Kolları Başkanı Burcu Davran yaptığı konuşmada, "Değerli yol arkadaşlarım,yazılı ve görsel basının emekçi temsilcileri, CHP Kadın Kollarının, 5 Aralık Türk Kadınına milletvekili seçimlerinde Seçme Seçilme Hakkının verilişinin 78 yıl dönümünü kutladığı bu anlamlı günde, basın açıklamamızı yapmak üzere buradayız. Bundan 78 yıl önce 5 Aralık 1934 tarihinde Türk kadınına milletvekilliğine seçme ve seçilme hakkı verildi.
Orta Asya`da kurulan ilk Türk devletlerinde kadın ve erkek eşit haklara sahipti. Devlet yönetiminde, aile hayatında söz sahibi oldukları gibi mirasta da hak sahibiydiler. Toplumda tek eşlilik prensibine bağlı kalınır, ev eşlerin ortak malı sayılırdı. Namus ve iffete büyük önem verilirdi. Kadınlar ata binip ok atar, top oynar, güreş gibi ağır sporlar yapar ve savaşa katılırlardı. diyerek sözlerine devam eden Davran,
Osmanlı Devleti Dönemi`nde kadın haklarında gerileme oldu. Kadınlar evlenme, boşanma, miras ve eğitim işlerinde pek çok haklarını kaybettiler. Sosyal, kültürel ve siyasi haktan mahrumlardı. Nüfus sayımında toplama dâhil edilmiyorlardı. Aile hayatında haremlik-selamlık vardı. Yüzlerini peçeyle örtmek kanunlar nedeniyle zorunluydu. Bununla birlikte köylerde ve kasabalarda yaşayan kadınlar, her alanda eşlerine destek oluyordu. Kurtuluş Savaşı yıllarında, erkeği cepheye giden Türk Kadını, çocuğunu yetiştirmiş ve evinin geçimini sağlamıştır. Hatta silâh ve cephane taşıyarak savaşa katılmıştır. Bu davranışı ile Türk Kadını, Türk toplumundaki önemli yerini bir defa daha ispatlamıştır.
Ülkemizin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesinde gösterdikleri kahramanlıklarla şanlı tarihimizdeki yerini alan Türk kadınına haklarının verilişi cumhuriyetin kuruluşuyla başlamıştır. Kadınlarımızın medeni, siyasal ve sosyal haklarına kavuşması gerektiğine inanan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, bu konuda en azimli, inançlı ve güçlü desteği vermiştir.
Atatürk`ün girişimiyle Büyük Millet Meclisi tarafından 1926 yılında kabul edilerek yürürlüğe giren Medeni Kanun ile kazandığımız haklarımızdan sonra, 1930 yılında belediye seçimlerinde seçme, 1933 yılında çıkarılan Köy Kanunu`yla muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 5 Aralık 1934 yılında Anayasa`da yapılan değişiklikle de bir çok Avrupa ülkesinden önce milletvekili seçme ve seçilme hakkını elde ettik.
Fransa ve İtalya`da kadınlara 1946`da, Medeni Kanunumuzu aldığımız İsviçre`de ise 1971`de seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.
Ulu Önder Atatürk, Cumhuriyet' in ilanından dokuz ay önce Şubat 1923 'de: "Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse, o sosyal toplum felçlidir. "Diyerek kadının toplumdaki yerini belirlemiştir.
Atatürk'ün Türk kadınına beslediği sevgi ve saygı, Kurtuluş Savaşındaki gözlemleri ile iyice perçinleşmiştir. Yine 1923 yılında Konya' da yaptığı bir konuşmada, bu duygularını;
"Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakâr, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim." Söylemiyle dile getirmiştir.
Atatürk, 30 Mart 1923'de yayınlanan bir beyanatında;
"İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?"diyerek kadının toplum hayatındaki önemini her fırsatta belirtmiş ve Türk kadınının modern Türk toplumunda layık olduğu yer almasını sağlamıştır.
Milli mücadele yıllarının hemen ardından gerçekleştirilen bu değişim sonucu 1935 yılında yapılan seçimlerde ilk kez seçilme hakkını kullanan Türk kadını, 395 milletvekilliğinin 18 ini alarak %4,6 oranında temsille TBMM' ne girmiştir.
Kadınlarımızın, dünya ülkelerinden çok önce elde ettiği kazanımlara karşın, siyasette ve ülke yönetiminde yeterince aktif ve söz sahibi olduklarını söylemek günümüz koşullarında mümkün değildir.
2011 yılında yapılan son seçimlerde AKP`den 45 (%13.80), CHP`den 19 (%14.07), MHP`den 3 (%5,60) ve Bağımsız 11 (% 30.50) olmak üzere toplam 78 (%14.18) kadın TBMM`ne girebilmiştir. Yerel yönetimlerdeki temsil ise % 1`ler civarında bulunmaktadır.
Türkiye`den 20-30 yıl sonra kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan birçok Avrupa ülkesinde kadınların meclisteki temsil oranları % 50`lere yaklaşmaktadır.
Bilinçli bir toplum oluşması için kadınlar eğitimde, siyasette, yönetim kadrolarında, karar alma mekanizmalarında yani hayatın her alanında erkeklerle eşit haklara sahip olmalıdır.
TBMM`de görev alan kadın vekillere sadece aile, sağlık, kadın ve çocuk gibi kadınların geleneksel çalışma alanı sayılan konularda değil, ekonomi, finans, dış ilişkiler, milli güvenlik gibi erkeklere ait olduğu varsayılan alanlarda da görev verilmelidir.
Günümüzde gelişmişlik endeksinde son sıralarda yer alıyoruz. Bize üç çocuk doğur diyerek zihnimize bedenimize ruhumuza hükmediliyor. Kadın-erkek eşit değildir denilerek söz hakkı bile tanınmıyor. Bırakın siyaset yapmayı evin içine tıkılarak sosyal yaşam haklarımız elimizden alınmaya çalışılıyor.
Demokrasi söylemine sarılanların simgesi olmaktan öteye gidemiyoruz. Kadını mahrem olarak gören anlayış çoğaltılarak, kadın üzerinden sistem
Dönüştürülmeye çalışılıyor. Biz kadınların cumhuriyetle elde ettiği haklar böylece azalıyor, ödenen bedel ise artıyor.
Biz kadınlar pozitif ayrımcılık değil, erkeklerle eşit haklara sahip olarak her alanda eşit temsil istiyoruz.
Eğitim düzeyi her zaman erkeklerinkinden yüksek bir avuç kadın aday gösterilmesi yerine siyasi partilerin en büyük güçlerinden biri olan kadın kollarının adaylarının, kadın hareketinin önde gelen isimlerinin, ev kadınlarının, işçi kadınların, emekli kadınların listelerin seçilebilir sıralarında aday gösterilmesini istiyoruz.
Siyaseti erkeklerin istihdam alanıymış gibi görüp kadınları yok sayarak görünmez kılan, siyasi şiddet uygulayarak kendilerini liste başına getirten erkek adaylar için artık çalışmayacağımızı bildiriyoruz.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak kadınlarımıza ve cumhuriyetle kazanılmış haklarının korunarak yaşatılmasına önem vermekteyiz. Bu nedenle de kadınlarımızın katılımcı, daha aktif politika yaptıkları bir ortamı hazırlayarak siyasi şiddete uğramalarına engel olacağız. Tüm kadınlarımıza sahip çıkarak, Cumhuriyetin kimsesizlerin kimsesi olduğunu hiçbir zaman unutturmayacağız.
Ulu Önderimizin "Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın" sözünün her zaman arkasında olduğumuzu yineliyor, Cumhuriyetle kazandığımız haklarımızı hiç kimsenin elimizden almasına izin vermeyeceğimizi haykırarak, biz Türk kadınlarına milletvekilliğine seçme ve seçilme hakkımızın verilişinin 78. yılını kutluyoruz.``dedi.
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!