AF VE MAĞFİRET MEVSİMİ: RAMAZAN
Ömür sermayemizden bir yıl daha harcayarak, üç ayların en faziletlisi, on iki ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’i bir kez daha kavuşma mutluluğuna erişmiş bulunuyoruz. Sağlık, afiyet ve huzur içinde bizleri Ramazan’a kavuşturan Allah’a hamd, Efendimiz (sas)’e de salat ve selam eder, cümlemizi ahirette Efendimiz’in (sas) şefaatine mazhar etmesini Allah-ü Teala’dan niyaz ederim.
Ramazan ayı kendine has özellikleriyle Müslümanlar nezdinde şerefli bir konuk gibi beklenir. Evler, iftar ve sahurluklara, minareler mahyalara, camiler teravihlere, çarşı ve pazarlar ramazanlıklara hazırlanırlar. İslam’ın beş şartından biri olan oruç ibadetinin bu ayda tutulması (1), insanlara hidayet rehberi olan Kur’an’ın Ramazan ayında nazil olması (2), içinde bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi’nin bulunması (3), Ramazan ayını diğer aylardan üstün ve faziletli kılan hususiyetlerdendir.
Ramazan ayının gelişiyle beraber akraba ve komşular arasında tertiplenen iftarlar ve yardımlaşmalar, sosyal kaynaşmaya, Ramazanda verilen zekâtlar, oruç tutamayanların verdiği fidyeler ve ramazan ayına mahsus verilen fitreler, ekonomik canlılığa vesile olmaktadır. Bunlar Ramazan ayının dış dünyadaki görebildiğimiz yansımalarıdır. Ramazan ayının en önemli özelliği ise gönüllerdeki manevi coşku ve canlılığın zirveye ulaştığı bir zaman dilimi olmasıdır. Peygamberimizin (sas) “Ramazan ayı, ümmetimin ayıdır” hadisiyle(4) ,Müslümanların Ramazan ayında manevi bakımdan çok kazançlı çıkacaklarının, bu ay içinde yaptıkları ibadetlerin çok sevaplı, Allah’ın af ve mağfiretine ulaşmaya, reyhan kapısından cennete davet edilme şerefine nail olmaya vesile olacağının müjdeleri verilmektedir. Ne mutlu ramazan ayının kadr-ü kıymetini bilebilenlere. Ramazan ayı başından sonuna kadar, gecesiyle gündüzüyle, ömrümüzün en kıymetli zamanı, amel defterimizin en dolu sahifesi, dünya hayatının kederleri içinde en huzurlu anımızdır. Ramazan ayı uzun bir zaman diliminde ibadet ve duada yoğunlaştığımız, dünyevi meşguliyetlerden ve stresten uzaklaşarak gönül dünyamızın huzura erdiği müstesna bir zamandır. Rabbimiz’in “Biliniz ki kalpler Allah’ı anmakla huzur bulur”(5) ilahi vahyi, yeryüzünde insanlık tarihiyle beraber, İnsanoğlunun yaratılış ve dünyaya geliş gayesini hatırlatmış, mutlu ve huzurlu olmasını sağlayacak şeylerin başında ibadet etmenin geldiğini bildirmiştir.
Ramazan ayına kavuşan ve bu ayın faziletinden yararlanmayı düşünen Müslümanlar;
Öncelikle Ramazan ayını baştan sona kadar oruçlu geçiriniz. Teravih namazlarınızı eksiksiz kılınız. Efendimiz(sas) hadislerinde “Kim iman ederek ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa önceki günahları affedilir.”(5) buyurarak, ve Kutsi hadiste de “Her bir iyilik için on mislinden yedi yüz misline kadar karşılık olabilir, fakat oruç başkadır. Çünkü oruç benim içindir ve onun ecrini ben vereceğim.”(6) buyrularak Ramazan ayında yapılacak en faziletli ibadetin oruç tutmak, oruç tutmanın da aynı zamanda dini bir görev olduğu ifade edilmiştir. Oruç tutmama için yolculuk, hastalık, doğum ve hamilelik gibi geçerli mazeretleri olanlar oruçlarını Ramazandan sonra kaza ederler. Mazeretleri süreklilik arz edenler fitrelerini vererek Ramazanın faziletinden faydalanabilirler.
Ramazan ayı Kur’an Ayıdır. Efendimiz(sas) ramazan gelince çokça Kur’an-ı Kerim okurdu. Efendimiz(sas) okur, Cebrail dinlerdi ; Cebrail okur, Efendimiz(sas) dinlerdi. Mukabele geleneği buradan gelir. Kur’an okumayı bilenler mutlaka bir hatm-i şerif okumalılar. Okuma bilmeyenler camilere giderek okunan mukabeleleri dinlemeliler. Kur’an-ı Kerim’in meali de okunmalıdır. Kur’an-ı Kerim’e karşı sorumluluklarımızı; iman etme, Kur’an’ı okuma, anlama ve Kur’an’ın getirdiği ilahi emirlere uyma, yasaklardan da kaçınma olarak ifade edebiliriz. Toplumlar İslam Dini’nin ortaya koyduğu hayat prensiplerine uyabildikleri kadar mutlu olmuşlardır. Dini yaşantıdan uzaklaşanlar, mutluluğu yakalayamamışlardır. İnsanlık tarihi hep buna şahit olmuştur. “Gerçekten bu Kur’an en doğru yola götürür.”(7) ayeti de dünyada huzur; ahirette saadet arzu edenlere Kur’an’ın sunduğu hayat ölçülerini adres göstermektedir.
Ramazan ayı bir ömürlük günahların affına vesile ve bin aydan daha hayırlı, kandil gecelerinin en faziletlisi olan Kadir Gecesi’ni de içinde barındıran bir aydır. Müslümanların duada yoğunlaştıkları bir zamandır. Dua, Kul ile Rabbi arasında bir bağdır. Dua, insanın yaratılış gayesini unutmayarak, dünya hayatını ölçülü ve dengeli yaşaması , ahiret mutluluğuna ermek için Allah’tan istenen bir yardımdır. Allah dua etmenin önemi hakkında şöyle buyuruyor: “Ey Muhammed! De ki; Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var`” (8), “Rabbiniz şöyle buyurdu: bana dua edin duanıza icabet edeyim “(9) ayetlerinlerinde ibadet ve dua edilmesinin önemi ile dualara Rabbimizin kesinlikle cevap vereceği vurgulanmıştır. Bu idrak ettiğimiz ramazan beklide son ramazanımız olabilir düşüncesi içinde hareket ederek oruçla, teravihlerle, hayır ve hasenatlarda bulunarak ve çokça dua ederek değerlendirilmeli. Yirmi birinci yüzyılda, uzay çağını yaşadığımız günümüzde bile dine olan ilgi ve alakanın hızla artması, insanoğlu için dini yaşantının, ibadetin ve duanın hava gibi, su gibi, gıda gibi vazgeçilmez olduğu hakikati kendini belirgin bir şekilde göstermiştir.
Ramazan ayının Bafralı hemşerilerimize, necip milletimize ve İslam âlemine hayırlara, huzura ve barışa vesile kılmasını cenabı Mevla’dan niyaz eder, Bafralı kardeşlerimizin Ramazan ayını en iyi şekilde değerlendirmeleri için hazırlıklarını yapıp ay boyunca özveriyle çalışacak olan tüm din görevlilerimize hizmetlerinde başarılar temennisiyle,
Hayırlı ramazanlar. Kaynaklar:1- Buhari, iman, 34, 2- El-Bakara 2/2 3- El-Kadr 97/3 4-Keşfül kafa Aclüni 2/423 5-Ra’d 13/28 6-Müslim, sıyam, 164 7-İsra 17/ 9 8-Furkan 25 /77 9-Mümin 40 /60 Burhan Keleş Bafra Müftüsü
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!