GÜNDEM

Bugün Erkut Yılmaz`ın Şehit Oluşunun 2. Yıl Dönümü

 
 650
Bafra Haber

 |  - Bugün Erkut Yılmaz`ın şehit oluşunun 2. yıl dönümü

Adı – Soyadı: ERKUT YILMAZ
Rütbesi: J.er
Tertibi: 1984/2
Şehadet tarihi: 19 Temmuz 2005
Olay yeri: Hakkari – Çukurca
Olay özeti: askeri araçla devriye gezerken bölücü terör örgütünce yola döşenmiş mayının patlaması sonucu şehit oldu.


Erkut yılmaz şehadet şerbetini içeli daha iki yıl oldu, belleklerinizden silinmiş değildir henüz.
Baba Adem Yılmaz 2000 yılında karaciğer rahatsızlığından dolayı Erkut 15 yaşındayken vefat etmiş. Babasının sevgisini, ilgisini amcaları vermeye devam etmiş Erkut’a. Kardeşlerinin yokluğunu hissettirmemeye çalışmışlar. Merzifon’daki amcası, oğlu olmadığı için Erkut’u oğlu yerine koymuş.
Şehit Erkut Yılmaz’ın annesi emine anne tüm şehit anaları gibi Allah’ın her anaya nasip etmediği şehitlik mertebesine ulaşmış evladıyla gurur duyuyor. Hem şehit anaları hem de kaybettikleri evlatlar için Allah’ın bize bahşettiği bir üstünlüktür, bir sınavdır, bir sabır denmesidir, şehitlik mertebesi diyor.
Anne emine yılmaz anlatıyor;
 3 tane evladımız var, Ayşe, Erkut, Neşe. Erkut tek oğlumdu, ilkokulu 30 ağustos’ta, ortaokulu cumhuriyet ortaokulunda, liseyi endüstri lisesi elektrik bölümünde okudu. Babasını kaybettiğimizde 15 yaşındaydı, bir ay içinde karaciğer rahatsızlığından 40 yaşında yitirdik, ne olduğumuzu anlamadık. Küçükken de uslu başlı bir çocuktu, afacanlığı okuldan her geldiğinde koşuşturmaktan cepleri sökük gelirdi, başka yaramazlığı yoktu. Babasını kaybettikten sonra daha ağır başlı, sakin oldu. Liseden sonra okumak istemedi, bir an önce askerliğini yapıp gelmek ve amcasıyla iş kurmak istiyorlardı. Erkut çocukluğundan beri araba ve bisiklet sevdalısıydı. 4 yaşındayken de ölümcül bir kaza atlatmıştı. 4 gün komada kaldı ve doktorlar yaşamsı mucize dediler. Demek ki Allah şehit olacağı güne kadar ömür vermiş, liseyi bitirir bitirmez ilk işi ehliyet almak için başvurmak oldu. Ehliyetini aldı askerde de şoförlük yapıyordu. Bende arabaları çok sevdiği için evin bahçesine araba garajı yaptırdım, askerden dönünce arabada alırız sürpriz yaparım yavruma diye. İlk acemi birliğini Bilecik’te yaptı. 21 Mayıs’ta gitti ağustosta dağıtıma geldi 10 gün iznini kullandı, herkesi ziyaret etti, gezdi sonra Hakkâri Çukurca’ya çıktı askerliği gitti.
      Şehadet haberini nasıl aldınız`
Erkut’la telefonla sık sık görüşüyorduk, o arıyordu, biz arıyorduk. Şehadet haberini almadan önce 1 ay evvel, rüyamda malum oldu, bir yere gidiyormuşuz, karşıda bir çeşmenin başında ak sakallı nur yüzlü bir dede, çeşmeden de su akıyor ama boncuk boncuk, pırıl pırıl bir su, çeşmenin yanına gidiyorum o su zemzem suyuymuş, suyu her yerime sürüyorum, içiyorum karşıdan da küçük kızım geliyor, ona bakıyorum bir an, ak sakallı dede ona bakma onun geleceği çok güzel, sen bir de aşağı uğra diyip yeri işaret ediyor bana, yere bakıyorum yer açılıyor geniş bir yer kapı, baca yok, Erkut yanında arkadaşları 4 kişiler, elerinde küreklerle büyük yuvarlak bir şey yığıyorlar, Erkut bana, anne nasıl girdin buraya şimdi buradan nasıl çıkacaksın diyor, arkamı dönüyorum aydınlık bir pencere ve uyanıyorum. Bir taraftan hayra yoruyorum çünkü hacılığa gitmek için başvurmuştum, o çıkacak diye, bir taraftan da garip bir burukluk, telefonla konuşunca rahatlıyorum.
Bir de şehadet haberini almadan bir gün önce arkadaşıma oturmaya gitmiştim, otururken kaç dakika içim geçmiş bilmiyorum, hem arkadaşımın sesini duyuyorum hem de rüya görüyorum Erkut’u asker elbiseleri içinde bayrağa sarılı önüme koyuyorlar, oğlun şehit oldu diyorlar, irkilerek kendime geliyorum. Anlayacağın Allah yavaş yavaş rüyalarla işaret verdi bana, alıştırmaya çalıştı ama yine aklıma getirmedim hiç. O rüyadan bir gün sonra ( Erkut’un askerliğinin bitmesine 25 gün vardı ) mahallemizin muhtarı sizi ziyarete gelecekler dedi, hızla uzaklaştı, önce anlamadım sonra peşinden hızla fırladım evden, kim, ne ziyareti, sabah 10 ‘da diye. İçime bir ateş düştü, muhtara koşarken, jandarma geldi, haberi verdi zaten. Haberi alır almaz, Merzifon’daki amcası, buradaki amcası, babasının amcasının oğulları, büyük bir kalabalıkla İstanbul’a cenazeyi karşılamaya gittiler, askeriyenin arabasıyla Bafra’ya getirdiler. Törenle defnettiler, sağ olsun bütün Bafralı Erkut’umu sevenler, şehidine sahip çıkanlar yalnız bırakmadılar. Sayın Hasan Aslan’da bizleri acılı günümüzde hiç yalnız bırakmadı. Erkut’un şoförlüğünü yaptığı arabada iki teğmen, bir gözcü asker varmış, hepsi şehit olmuş.   

Küçük kız kardeş Neşe, ağabeyi için;
 Ağabeyimi andığım zaman aklıma hep güzel şeyler gelir. Çünkü hiç kötü anımız olmadı, o bana hem ağabeylik, hem arkadaşlık yaptı, beni hiç kırmadı, bende ona layık bir kardeş olmak istiyorum ve olacağımda, onu çok özlüyorum benim için hep yaşayacak diyerek duygularını özlemini dile getirdi.
 Son olarak emine anne; asker anası olmak bambaşka bir duygu, şehit anası olmaktan gurur duyuyorum. Rabbim bize ve evlatlarıma hayırlı sonlar versin diye dua ederdim, hepimiz bu dünyada emanetiz yavrularımızda bize emanet. Allah’ımın bana emanet ettiği Erkut’umu vatana şehit verdim, o hiç ölmedi her zaman yaşayacak, beni de yavrumla zamanı gelince kavuşturacak, tek tesellim bu. Özlemim çok tabiî ki, askerliğini sağ salim yapsın gelsin, sevdiğiyle yuva kursun, torunlarımı göreyim isterdim ama takdiri ilahinin önüne hiçbir şey geçemiyor, Allahın dediği olur. Erkut yaşasaydı 21 yaşında olacaktı. Çünkü nüfusa büyük yazdırmıştım.


         Şehitlerimizin ve annelerinin haklarını asla ödeyemeyiz. Her annenin evlatlarına duyduğu sevgi aynıdır. Ben de 3 evlat annesi olarak bu sevginin ne demek olduğunu çok iyi bilirim. Emine annenin acısını nasıl sabıra dönüştürdüğünü, bağrına taş basarak dimdik ayakta durması gerektiği inancını çok iyi duyumsuyorum. Allah evlat acısını kimseye yaşatmasın, Emine anneye de peygamber sabrı versin.

           Erkut Yılmaz’ın 460 kendi kaleminden adlı günlüğünden;
           Arkadaşlarımın sivil hayattaki adresleri, bölümünde not aldığı isimler;
      Serhat Kitap, Murat Kalay, Oğuz, Cenk Usta
          
Günlüğünden yazdığı birkaç sayfa;
Bir insan hayatından geçen her gün için seviniyorsa bil ki o insan ya mahkumdur ya da asker.

Sana kavuşmak ne güzel rüyadır
Adın dilimde ilk ve duadır
Vatan borcu çok kutsaldır
Teskereyi alınca dönerim

Ulen ne zor şeymiş askerlik
Elbet bir gün biter
O şimdi asker

Silahların gölgesinde komando: VURULUNCA DEĞİL UNUTULUNCA ÖLÜR.
                                                                                                           ERKUT
 Ruhun şad olsun, kabrin nurla dolsun, sen ve bütün şehitlerimiz asla unutulmayacaksınız.
Gonca Cezayirli

  • BafraHaber Yorum
  • Bugün Erkut Yılmaz`ın Şehit Oluşunun 2. Yıl Dönümü içeriğine yorum yapmaktasınız
Favicon
  • Toplam Yorum 0