Olay, 4 Aralık gecesi saat 01.30 sıralarında Bafra Sanayi Sitesi bölgesinde bir iş yeri önünde meydana geldi.

Bekçiler tarafından darp edildiğini iddia eden E.B. isimli genç, kötü muameleye uğradığını, kendisine hakaret edildiğini iddia ederek hem bekçilerden şikayetçi oldu hem de CİMER üzerinden başvurdu. Olay sırasında orada bulunan diğer H. isimli arkadaşı ise yaşananları videoya çekerken, bekçiler tarafından video çekmesi engellendi ve H.’nin iddiasına göre darp edildi.

 GURURUM İNCİNDİ

Sabah ne dükkan açabildim ne de anneme ve babama bir şey söyleyebildim. 23 yaşındayım, gururumu incittiler. Çok büyük bir yanlış yaptılar. Düşünmekten uyuyamıyorum. Nasıl yaparım, nasıl ederim diye bunalıma girdim diyen gencin CİMER’e gönderdiği şikayet dilekçesinde şu ifadeler yer alıyor:

Bafra’da yaşıyorum. 23 yaşındayım. Sanayide oto aksesuar işi yapıyorum. Kendi halinde, kimseyle işi olmayan biriyim.

4 Aralık 2024 günü saat 01.30’da, arkadaşlarım H. ve U. ile köyden dönüp dükkanımın önündeki park halindeki aracımı almaya geldiğim esnada, arabadan müzik açtık. Kimseye rahatsızlık vermeyecek şekilde davranıyorduk. Zaten rahatsızlık verecek biri değiliz. 

Aradan 5 dakika geçmeden, iki kişi (R. K. ve M. K. G. isimli bekçiler) yanımıza gelerek, “Ne yapıyorsunuz burada?” diye sordu.

“Abi, dükkanımızın önü. Müzik açtık, ayaküstü muhabbet edip eve geçiyoruz. Yarın herkes erken kalkacak, iş var. Size rahatsızlık verdiysek özür dileriz.” dedik.

Bekçi, “İhbar geldi. Burada böyle müzik açamazsınız.” dedi ve telefonundan diğer bekçi arkadaşlarını aradı. 2 dakika geçmeden beyaz renkli Opel marka şahsi aracıyla bir bekçi daha geldi. Aracını el freni çekerek dükkanın önüne park etti. Gelen kişinin adı U. Ç.’dı. Gelir gelmez R. K.’e, “Ne oldu kanka? Sıkıntı mı var?” diyerek, bize agresif bir şekilde “Siz kimsiniz?” diye çıkıştı. Durumu tekrar anlattık.

Aradan 1 dakika geçti, başka bir kırmızı renkli şahsi araçla bekçiler geldi. Araç markasını göremedim. İçlerinden biri olan S. B., “6 bin sokacağım.” diyerek tehdit etti. Buna rağmen yeniden özür diledim. Toplamda 10 bekçi vardı.

R. K. adlı bekçi, “Ne yapalım, hoplatalım mı?” diyerek konuşmaya başladı. Ben de “Sen kimi hoplatıyorsun” diyerek tepki gösterdim. R. K., “Ben ne adamlar hoplattım. Muhtarı kulağından tutup sürükleye sürükleye arabaya attım.” dedi. Ben ise, “Devletin memurusun, konuşmalara bak.” dedim. Bunun üzerine, “Burada devlet benim.” diyerek konuştu.

Aradan 30 dakika sonra polis ekip arabası geldi. Polisler, “Tamam gençler, sakin olun. Ortada bir şey yok, herkes evine.” dedi. Ancak M. K. G., polis memuruna, “Abi şunları alalım da bir ifadelerini alalım, bir görsünler hoplatmayı.” dedi. 

İçlerinden biri, “Yatır, yatır!” diye bağırdı. “Ne oluyor?” dedim. “Dokunmayın bana, geleceğim.” diye bağırdım. Ancak hepsi üstüme çullandı. Dükkanımın önünde, 5 kişi birden beni yere düşürdü. Yüzüme U. Ç., R. K. ve M. K. G. vurmaya başladılar. Kafamı yere sürtüp kafama bastırarak, “Ne dedim ben sana?” diyerek küfürler ettiler. “Hani devlet?” diye bağırdım. Ters kelepçe taktılar. Arabaya bindirirken, “Kafasını yukarı vur.” diye bir ses duydum. Kafamı arka kapının üstüne vurdurdular.

Bütün darp raporlarını aldım. Kelepçeyi tam 2 saat boyunca çıkartmadılar. Karakoldaki polis memuru, “Kim taktıysa o çıkarsın.” diyerek dalga geçti. Hepsi video ve ses kaydı şeklinde mevcut.

Bizi hastane, karakol, ifade derken sabah 6’da evime gönderdiler. Sabah ne dükkan açabildim ne de anneme ve babama bir şey söyleyebildim. 23 yaşındayım, gururumu incittiler. Çok büyük bir yanlış yaptılar. Düşünmekten uyuyamıyorum. Nasıl yaparım, nasıl ederim diye bunalıma girdim.