Bafra Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosunda memur olarak görev yapan, evli ve dört çocuk babası 42 yaşındaki Hüseyin Selahattin Bilgin, motosikletiyle gerçekleştirdiği Umre yolculuğunda Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan’dan geçti.

Üç motosikletlinin İstanbul’dan katılmasıyla dört kişi olarak başlayan yolculuk, Ürdün’de meydana gelen kazanın ardından farklı bir hâl aldı. Gruptaki bir motosikletlinin kaza geçirerek ağır yaralanması, diğer yolcular üzerinde de olumsuz etki bıraktı.

Kazanın yol açtığı psikolojik yıpranma ve yol şartlarının ağırlığı nedeniyle diğer motosikletliler Suudi Arabistan’ın Tebük şehrinde motosikletlerini bırakarak yolculuğa devam edemedi. Hüseyin Selahattin Bilgin ise yoluna tek başına devam ederek önce Medine’ye, ardından Mekke’ye ulaştı. Bilgin, dönüş yolculuğunu da yalnız tamamladı.

Gidiş ve dönüşü toplam 22 gün süren yolculukta yaklaşık 7 bin kilometre katetti.

Manevi durakları ziyaret etti

Bafra’dan yola çıkan Bilgin; Kastamonu’da Şeyh Şaban-ı Veli, Çankırı’da Hacı Murad-ı Veli, Ankara’da Ali Semerkandî ve Hacı Bayram-ı Veli, Konya’da Mevlânâ, Mersin’de Hazreti Danyal ve Yedi Uyurlar, Hatay’da Bayezid-i Bistâmî ve Habib-i Neccar’ın makamlarını ziyaret etti.

Hatay’daki Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Suriye’ye geçen Bilgin, Şam Emevi Camii’ne uğradı. Suriye’de Halid bin Velid, Bilal-i Habeşî, Abdullah Ümmü Mektûm ve Dıhye-i Kelbî’nin makamlarını ziyaret ettikten sonra Ürdün’e geçti.

Ürdün’de Ebu Ubeyde bin Cerrah’ın makamını da ziyaret eden Bilgin, yaklaşık altı günlük yolculuğun ardından Medine’ye ulaştı. Buradan Mekke’ye geçen Bilgin, Umre ibadetini yerine getirdi.

“Yolun kendisini bir ibadet hâline getirmek istedim”

Motosikletle Umre’ye gitme fikrinin, yolculuğun kendisini manevi bir tecrübeye dönüştürme arzusuyla doğduğunu belirten Bilgin, şunları söyledi:

“Modern dünyada hepimiz konfora alıştık; klimalı evler, hızlı uçaklar, lüks oteller… Bir gün garajda motosikletimin bakımını yaparken, ‘Biz Peygamberimizin ümmetiyiz diyoruz ancak onun bu yollarda çektiği meşakkatin binde birini hissetmeden onu nasıl anlayacağız?’ sorusu zihnime düştü. Motosikletle yola çıkma fikri, konfor alanını terk etme ve onun izini sürme düşüncesiyle doğdu.”

Ürdün’deki kaza yolculuğun seyrini değiştirdi

Yolculuk sırasında gruptaki bir motosikletli Ürdün’de kaza geçirdi. Vücudunun 13’ten fazla bölgesinde kırık oluşan motosikletli yoğun bakıma alınırken, Bilgin üç gün boyunca arkadaşının yanında bekledi.

Kazanın ardından Ürdünlü Bazil isimli bir kişinin kendilerine destek olduğunu anlatan Bilgin, yaşadıklarını şu sözlerle dile getirdi:

“Bizi yaklaşık 100 kilometre uzaklıktaki hastaneye götürüp getirdi. Arkadaşımızın hastane masraflarını karşıladı ve diğer ihtiyaçlarımız için bize bir tomar para uzattı. Elbette kabul etmedik. Bu davranış benim için insanlık adına umut veren, ‘İnsanlık ölmemiş’ dedirten bir andı.”

Kaza, gruptaki diğer motosikletlileri de psikolojik olarak etkiledi. Yol şartları ve kazanın oluşturduğu kaygı nedeniyle diğer yolcular Tebük’te motosikletlerini bırakarak yolculuğu sonlandırdı. Bilgin ise yaşanan bütün zorluklara rağmen Mekke’ye doğru tek başına yola devam etti.

“Çölde susuz kaldığımda bana su uzattılar”

Suriye ve Ürdün’de karşılaştıkları misafirperverliğin kendisini çok etkilediğini söyleyen Bilgin, yol boyunca insanların kendilerine su ve yemek ikram etmek için adeta yarıştığını ifade etti.

Suriye’de yaşadığı bir olayı anlatan Bilgin, şöyle konuştu:

“Halid bin Velid Hazretlerinin makamını ziyaret etmiştik. Hava çok sıcaktı ve susuz kalmıştım. Bir minivan önüme geçerek beni durdurdu. Şaşkınlıkla ne olduğunu sorduğumda sürücü, ‘Abi bekle, sen çok susamışsın. Sana su vereceğim, bir de sevdiğin kruvasandan getireceğim’ dedi. Aracın kasasından buz gibi su ve taze kruvasan çıkardı. Bu, akıl alır gibi değildi.”

Suriye gazisi bir kişinin de kendileri için dükkânını kapatarak bütün gün onlarla ilgilendiğini aktaran Bilgin, “Suriye’de yaşanan acıları anlattı. O ağladı, biz ağladık” dedi.

En zorlu bölüm çöl yolları oldu

Yolculuğun en zor kısmının Suudi Arabistan sınırından Mekke’ye kadar uzanan çöl yolları olduğunu belirten Bilgin, gündüz sıcaklığının 45 ila 50 dereceye ulaştığını söyledi.

Motosiklet kıyafetleri ve kaskla bu sıcaklıkta yol almanın ciddi dayanıklılık gerektirdiğini dile getiren Bilgin; aşırı sıvı kaybı, güneş çarpması, sert yan rüzgârlar ve kum fırtınalarının önemli riskler oluşturduğuna dikkat çekti.

Bilgin, Medine’den Mekke’ye giderken çölde motosikletinin lastiğinin patladığını belirterek, “İmtihanlar çok ciddiydi. Sabır en büyük şifaydı” ifadelerini kullandı.

“Kâbe’yi görünce bütün yorgunluğum kayboldu”

Yol arkadaşlarından ayrıldıktan sonra Mekke’ye tek başına ulaşan Bilgin, Kâbe’yi ilk gördüğü anda yaşadığı duyguları şöyle anlattı:

“Günlerce gidilen yollar, uykusuz geceler, motorun titreşimi, sıcağın baskısı ve çekilen bütün fiziksel zorluklar Kâbe’yi gördüğüm anda buharlaştı. Bedenimdeki büyük yorgunluk yerini muazzam bir hafiflemeye bıraktı. ‘Rabbim beni buraya kadar ulaştırdı, her anına değdi’ hissiyle derin bir şükür duydum.”

Motosiklet sürüşünün yüksek düzeyde odaklanma, fiziksel dayanıklılık ve zihinsel metanet gerektirdiğini ifade eden Bilgin, karşılaştığı güçlüklerin sabır ve tevekkül duygusunu güçlendirdiğini söyledi.

“Motosikletle Umre yolculuğu yalnızca hedefe ulaşmak değil, yolun içinde nefsi olgunlaştırma çabasıdır” diyen Bilgin, kutsal topraklara her kilometrenin emeğini ve sabrını taşıyarak ulaşmanın hayatında derin izler bıraktığını belirtti.

“Ne kadar az eşyaya ihtiyacımız olduğunu gördüm”

Yolculuğun kendisine önemli kazanımlar sağladığını anlatan Bilgin, motosikletin yalnızca çantalara sığabilecek kadar eşya taşımaya izin verdiğini söyledi.

Bilgin, “Binlerce kilometre boyunca aslında ne kadar az eşyaya ihtiyacımız olduğunu gördüm. Konfor alanı sandığımız pek çok şeyin zihnimizi yoran birer yük olduğunu tecrübe ettim. Dili, ırkı ve kültürü farklı ancak kalbi aynı kıbleye atan insanlarla tanıştım. Kardeşlik, soyut bir düşünce olmaktan çıkarak gerçek bir tecrübeye dönüştü” dedi.

Dönüş yolculuğunu da yalnız tamamladı

Giderken planladığı ziyaretleri tamamlayan Bilgin, dönüşte alternatif güzergâhları tercih etti. Dönüş yolculuğunun gidişe göre daha kolay ve hızlı geçtiğini belirten Bilgin, Suriye’de insanların kendisini ağırlamak ve ikramda bulunmak istemesi nedeniyle yola devam etmekte zorlandığını anlattı.

Bilgin, “İnsanları kırmadan ikramlarını geri çevirerek yola devam etmek gerçekten çok zordu” diye konuştu.

Yaklaşık 7 bin kilometrelik ve 22 günlük yolculuğun ardından Bafra’ya yalnız dönen Bilgin, ailesi, dostları ve arkadaşları tarafından sevgi ve özlemle karşılandı.

Yeni yolculuklar planlıyor

Yeniden motosikletle Umre’ye gitmek istediğini açıklayan Bilgin, sponsor desteğinin artması hâlinde Asya, Avrupa ve Afrika’yı kapsayan seyahatler gerçekleştirmeyi planladığını söyledi.

Benzer bir yolculuğa çıkmak isteyenlere hazırlıklarını eksiksiz yapmaları tavsiyesinde bulunan Bilgin, şu ifadeleri kullandı:

“Bu yolculuğu yalnızca bir macera sürüşü veya sosyal medya içeriği olarak görmeyin. Yolda karşılaşacağınız aksaklıkları talihsizlik değil, yolculuğun ve ibadetin bir parçası olan imtihanlar olarak değerlendirin. Sınır kapılarındaki bekleyişler, aşırı sıcaklar ve beklenmedik hava şartları zihninizi zorlayabilir. Bu yolculuktaki en önemli ekipman sabırdır.”

Bafra halkına birlik ve dayanışma mesajı

Bafra’nın tarihi, kültürü, bereketli toprakları ve Kızılırmak Deltası ile bölgenin göz bebeği olduğunu belirten Bilgin, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Bafra’nın harcında emeğin, mertliğin ve samimiyetin izi vardır. Geleceğe yürürken en büyük gücümüz, aramıza nifak sokmadan kardeşliğimizi ve dayanışmamızı diri tutmaktır. Geleneğimize, manevi değerlerimize ve eşsiz doğamıza sahip çıkarken gençlerimize daha güzel imkânlar sunmak, üretimi artırmak ve Bafra’mızın adını her alanda gururla duyurmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Birliğimiz daim, bereketimiz bol olsun.”