Yakın tarihimize damga vuran hadiselerden biri de 3 Mayıs 1944’te cereyan etmiştir. Bundan 64 yıl önce, 3 Mayıs 1944`te, aralarında bilim adamı, aydın, siyasetçi, asker ve üniversite öğrencilerinin de bulunduğu Türk milliyetçileri, dönemin iktidarı tarafından "IRKÇILIK" yaptıkları gerekçesiyle tutuklanmış ve mahkemede yargılamışlardır. Başta Hüseyin Nihal ATSIZ, Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ ve beraberindeki Türk milliyetçilerinin; yargılanmaları büyük tepki görmüş ve Türk gençliği “TÜRKLÜĞE, TÜRKÇÜLÜĞE ve MİLLİYETÇİLİĞE” yönelik karalama ve iftiralara karşı “TEK YÜREK” olmuştur. Milliyetçilik, tüm dünya milletleri arasında geçen mücadelede, sosyal yapıdaki en büyük silah ve güç olma özelliğini korurken TÜRK milliyetçileri bu duruşu ile 3 Mayıs 1944 günü resmi devlet yetkilileri tarafından her türlü işkence ve zulümle yargılanmışlardır. Kendi vatanında, milletine olan bağlılığı en açık ve berrak şekilde ifade eden insanlar maalesef bu sevginin bedelini en ağır şekilde ödemişlerdir. Fakat TÜRK milletini emperyalizmin her çeşidinden korumak için; varlıklarını, her yönü ile ortaya sunan Türkçülerin verdikleri mücadele bugün net bir şekilde anlaşılmaktadır.dün Türkçüleri, Türk milliyetçilerini en ağır şekilde eleştirenler, şimdilerde ise onlara hak vermenin mecburiyetini yaşamaktadır. 3 Mayıs 1944; Türk milliyetçiliği hareketinin kendini aksiyon ve muhteva olarak ortaya koyduğu dönüm noktasıdır. Dönemin iktidar sürecini elinde tutanların gayr-ı milli unsurlara kendi eliyle hayat hakkı tanıması karşısında, TÜRK Milletine Kara Sevdalı Türkçüler tarafından haykırışın en sert ve anlamlı günüdür. 3 Mayıs 1944’ü doğuran şartlar ve gelişmeler önemini ve sıcaklığını bugün de korumaktadır. Bugün Türkiye, etnik milliyetçilikleri körükleyen ve Türk kimliğini her fırsatta reddeden bir siyasi anlayışla idare edilmektedir. “TÜRK’üm” diyemeyenlerin, Türklük şuurunu sorgulamaya açanların, Türk olmaktan gurur duyanları ırkçılıkla suçlayanların ‘AYDIN’ olduğu günümüzde, “3 Mayıs Milliyetçiler Günü’nün” önemi bir kat daha artmaktadır. Özellikle 1984 yılından beri ülkemizde süregelen etnik milliyetçi terörün tek amacının, Türklük kavramının sorgulamaya açarak, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünü önce kafalarda silmek istediğini düşünecek olursak, her Türk’ün bu günü milli şuurla idrak etmesi gerekmektedir. 3 Mayıs 1944, milletimizin direncinin bayraklaştığı önemli ve anlamlı bir günü ifade etmektedir. Türk Milliyetçileri, Türklüğü savunmanın bedelini işkencelere ve tabutluklara maruz kalarak, nice çile ve sıkıntılara göğüs gererek ödemişlerdir. Türk milliyetçileri iftiralara, baskılara ve suçlamalara rağmen Türklük şuurundan, Türkiye sevdasından ve Türk birliği ülküsünden vazgeçmemişlerdir. 3 Mayıs, Türk milliyetçilerinin bu kutlu mücadelesini anlamak başta olmak üzere, Türklüğü ve Türk ülküsünü doğru okumak, geçmişten ders alıp Türk Milleti’nin onurlu geleceğini inşa etmek için daha çok çalışmanın önemini kavramak olarak kabul edilmelidir. Türk Milleti, ecdadını bildiği, anladığı ve unutmadığı sürece Türk-İslam âleminin liderliğini yapabilecek gücü, kudreti ve fikriyatı kendisinde bulacaktır. Ülkü Ocakları bugün, teslimiyetçi-gayrı milli politikalara karşı Yüce Türk Milletinin hizmetindedir. “LİDER ÜLKE TÜRKİYE” hedefi ile Ülkücü Hareket bütün baskı ve zorlamalara rağmen, milleti ile beraber bu kutlu mücadeleyi kazanacaktır. Bu vesile ile bir kez daha içlerindeki milli şuur ve iman ateşi bir an olsun sönmeyen ve Türk milliyetçiliği tarihinin altın sayfalarını oluşturan ülkü devleri, başta; Başbuğumuz Alparslan TÜRKEŞ, H. Nihal ATSIZ, Orhan Şaik GÖKYAY, Necdet Sançar, Fethi TEYETOĞLU, Zeki Velidi TOGAN, Muzaffer ERİŞ, İsmet TÜMTÜRK ve daha birçok Türk milliyetçisini rahmet ve minnetle anıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, Türk milletinin geleceğe damga vurması gayreti, azmi ve kararlılığıyla “ TÜRKÇÜLÜK BAYRAMI’nı” idrak etmenin gururu içerisindeyiz. TÜRKÇÜLÜK BAYRAMI’ın devletimize ve milletimize hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE… BAFRA ÜLKÜ OCAKLARI BAŞKANLIĞI
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!