Bafra CHP teşkilatı CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç’un katılımıyla parti binasında bir araya gelerek bayramlaştı. Bayramlaşmada konuşan CHP İlçe Başkanı Nihat Oktay, “Ramazan bayramı bütün dünyaya ve ulusa hayırlı uğurlu olsun. Bu bayramda sizlerle bir arada olmak, isteklerinizi dinlemek, partimizin iktidara giderken ki yolunda sizlere yeni bilgiler vermek istedik.” dedi. Oktay’ın konuşmasından sonra söz alan CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, “Öncelikle sizlere hayırlı bayramlar diliyorum. Tüm Bafralı hemşerilerimizin, tüm ulusumuzun, geleneksel olan ve bizler için çok önemli olan dini bayramlarımızdan biri olan Ramazan Bayram’ının ikinci günündeyiz.” dedi. “Ama bir buruk bayram kutluyoruz gibi geliyor bana” diyerek sözlerine devam eden Haluk Koç, “Çünkü hep daha önceki yıllarda ne kadar karşılıklar olursa olsun, toplumda ne kadar farklılıklar olursa olsun, bayram sabahları bir başka başlardı Türkiye’de.” şeklinde konuştu. Koç bayram konuşmasına şu şekilde devam etti: “İnsanlar bayram namazından sonra kırgınlıkta olsa küskünlükte olsa, farklılıklarda olsa kucaklaşmasını bilirdi. O üç gün dört gün çok daha farklı geçerdi. Bu bayrama toplum olarak da farklı girdik.
En kutsal günlerimizin birinde Ramazan Bayram’ının hemen akabinde Bayram namazı sonrası, daha cami kapısından siyaset başladı. Siyasetçiler hangi kademede bulunursa bulunsun, bu özel günlere çok dikkat etmesi gerekir. Daha yaşanabilir bir Türkiye’de yarın ne olacak endişesi olmadan, aynı o eski bayramlardaki gibi kardeşçe kutlayacağımız bayramlar olmasını diliyorum.
Bakın etrafımızdaki ülkelere, ne ulusal sınırları kaldı ne kendi iç birlikleri dirlikleri kaldı. Hepsi darmadağın, tarumar edildi. Bir ateş topuyla çevrili bir coğrafyada yaşamaya başladılar. Belirli riskler Türkiye içinde geçerli. Türkiye’de her şey güvenli kontrolümüz altında dedikleri bir dönemde; Tunceli Ovacık karayolunda bir milletvekili yolu kesilerek kaçırılabiliyor veya televizyonda izlediğiniz gibi sırtında tam otomatik tüfek terör örgütü militanı devlet karayoluna milli sınırlar içerisinde iniyor. Kendisiyle beraber siyaset yapmak gafletinde bulunanlarla kucaklaşıyor. Ondan sonra hiçbir şey olmamış gibi Türkiye sınırında ‘selamunaleyküm aleykümselâm’ diyor. Yok böyle bir şey. Her şey kontrolümüz altında diyen kim` Bu ülkenin başbakanı. Bu sayede yakında karayoluna reklam panoları koyacaklar.
Bakıyorsunuz on yıldır Türkiye’yi Sayın Tayyip Erdoğan ve saz arkadaşları idare etmiyormuş da CHP bu işten sorumluymuş. Bu ne akıldır bu ne mantıktır! Bu nasıl bir yorumdur, olacak bir şey değil.
Değerli arkadaşlarım bir büyük ulusal kanalda da iki saat boyunca anlattım. İzleyenleriniz olmuştur. Şimdi herkes elini vicdanına koysun. Bunu bütün Türkiye’ye de anlattım. Terörün bugün ulaştığı boyuta Türkiye’yi 10 yıldır tek başına idare edenlerin bir sorumluluğu var mıdır yok mudur` Onlara göre yok, sorumlu biziz.
Nerede var şimdi açıklayalım. Siz baştan itibaren terörle mücadele etmek yerine terörle şımarık gevşek işler kurdunuz. Önce kendi kadrolarınızla bunu yaptınız. 2002 – 2007 arası AKP listelerine bir bakın. Kafalarında Türkiye Cumhuriyetini din temelli bir devlete dönüştürme akılları yatanlarla, yavaş yavaş bir çukurun içine çekilmeye başlandı.
Bir açılım politikası dediler, Başbakanın cami kapısında söylediklerinden sonra başbakanında AKP’nin de şeceresini anlatmak zorundayız. Başbakan yardımcısı Beşir Atalay’ı da bu açılım politikasında memur etiler. Ama gelin görün Beşir Atalay ne açacağını bilmiyor. Açılımdan ne anladığını bilmiyor. Soruyorsunuz mecliste özel toplantılarda, Sayın Bakan açılımdan ne anladığını bilmiyor. Ama bu arada bu buz dağının suyun üstündeki kısmı. Suyun altındaki kısmında kapı arkasında gizli pazarlıklar, paslaşmalar İmralı’yla görüşmeler, yurtdışıyla görüşmeler, Kandil’le görüşmeler.
Bundan ne yazık ki devlet adına Başbakan ve AKP sorumludur. 2009 Habur kapısında neler konuşuldu belli değil. Bir kısım militan oraya geldiler, büyük bir şovla karşılandılar. Ve ondan sonra kurulan çadır mahkemelerinde ilk defa Türkiye Cumhuriyeti’nde yargıçların, hâkimlerin adliye binasından çıkartılarak çadırda dava gördükleri bir süreç yaşadı.
Hâkim, “Pişmansın değil mi” diyor. “Pişman değilim beni Önder Apo yolladı. Barış elçisi olarak geldim” diyor. “Ya oğlum uzatma pişmansın değil mi” diyor. “Hayır pişman değilim” diyor “ben Barış elçisi olarak geldim” diyor oğlum uzatma “pişmansın değil mi uzatma” diyor.
Tunceli’de BDP’nin bir Milletvekili fazla çıkartmaması için bir tercihte bulundu. Geçen sefer bizim Tunceli’de milletvekilimiz yoktu. Tamer Genç Bağımsız seçilmişti. Bir de BDP’li seçilmişti. Bu sefer Kamer Genç ve Hüseyin Aygün CHP’den seçildi ve iki Milletvekilini de CHP aldı. Seçim kampanyası boyunca Hüseyin Aygün yoğun bir şekilde PKK’nın baskısına, tehdidine uğradı. Büroları yağmalandı. Seçim öncesi söylediği sözler Sayın Hüseyin Aygün’e aittir. PKK bir Terör örgütüdür amacına ulaşması mümkün değildir. Yanlış bir yoldur."
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!