Sanık Hasan Korkmaz hakkında adam öldürme ve adam öldürmeye teşebbüs suçlaması ile Bafra Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı.
29 Ağustos 2012 tarihinde başlayan dava sürecinde sona yaklaşıldı. Tuğrul Kılcı`nın yaşamını yitirmesine, Yasin Kurt`un felç olmasına sebep olan 29 yıllık imam Hasan Korkmaz hakkında Adli Tıp Kurumu kararını verdi. {haberresimli} Adli Tıp Kurumu 10 Şubat 2012 tarihli raporu ile "sanığı bulunduğu adam öldürmeye teşebbüs suçuna karşı cezai sorumluluğu tamdır." derken, 14 Kasım 2012 tarihli rapor ile de "cezai sorumluluğu yoktur" kararı verdi. Son karar yaşamını yitiren Tuğrul Kılcı`nın ailesinde ve felç kalan Yasin Kurt ve ailesinde şok etkisi yarattı.
İLK RAPOR AKIL HASTASI DEĞİL Adli Tıp Kurumu 10 Şubat 2012 tarihli raporunda özetle; "Kişinin yapılan psikiyatrik muayenesinde bilinci açık, yöneliminin tam olduğu, psiko-motor aktivitesi olağan, düşünce içeriği ile uygun, çağrışımları düzgün, amaca yönelik kişide düşünce ve akıl bozukluğu saptanamamıştır. Tetkikler neticesinde; kendisinde cezai sorumluluğu etkileyecek veya ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı tespit edilmediği. Sanığı bulunduğu adam öldürmeye teşebbüs suçuna karşı cezai sorumluluğu tam olduğu kanaat ve mütalaamızı bildirir." ifadelerine yer verdi.
9 AY SONRAKİ RAPOR: AKIL HASTASI Adli Tıp Kurumu`nun 14 Kasım 2012 tarihli raporunda ise şu ifadelere yer verildi: "Muayene sonucu elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede (psikotik bozukluk) denilen akıl hastalığının saptandığı, adli tahkikat dosyasının tetkikinde mezkur suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu akıl hastalığının etkisi altında olduğu anlaşıldığı, bu duruma göre Hasan Korkmaz`ın 15.11.2011 tarihinde sanığı bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğu olmayıp hakkında ilgili madde gereğince korunma ve tedavi amaçlı akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanmasının uygun bulunduğu oy birliği ile mütalaa olunur."
Sanık Hasan Korkmaz ilk duruşmada, suçlamaları kabul etmeyerek, havaya ateş açtığını, maktul ve mağduru kaza ile vurduğunu söyledi. Kendisine ilaç verildiğini iddia eden sanık, "Ne yaptığımı bilemedim, olay kazadır. Kasti bir şey yoktur. havaya ateş açtım, tüfek arızalıydı ki maktule ve mağdura isabet etmiş. Olay tarihinde balkonun altında toplanmışlar, ses yapıyorlardı. Ben onlara ses yapmayın dedim. İçlerinden ben askerim diyen kişi ağzı bozuk şekilde karşılık verdi. Öyle cevap beklemiyordum. Şoka girdim. İlaçların etkisi ile ne yaptığımı hatırlamıyorum." dedi. Sanık Hasan Korkmaz`ın bir süredir psikolojik tedavi gördüğü ve ilaç aldığı öğrenildi. Tüfekle açılan ateş sonucu yaralanan ve felç kalarak tekerlekli sandalyeye mahkÃÆ' »m olan Yasin Kurt mahkemede olayı özetle şöyle anlattı: "Dershanden çıkıp 16,30 sıralarında oturduğum evin bulunduğu apartmanların önüne geldim. Orada arkadaşlarım Tuğrul, Emre, Murat ile karşılaştım. Sohbet etmeye başladık. Bir süre sonra yanımıza Murat ve Tuğrul`un kardeşleri geldi. Sohbete devam ettik. Bu sırada yanımıza sanık geldi. Burada ne yaptığımızı sorarak çabuk gitmemizi söyledi. Bende kendisine bu apartmanlarda oturduğumu nereye gideceğimi söyleyerek cevapladım. O da bunun üzerine "gidin buradan, vururum, tararım" şeklinde konuştu. Daha sonra yanımızdan ayrıldı. Biz kendi aramızda konuşmaya devam ettik. Sanık tekrar gidin dedi. Biz aldırış etmedik. Sanık hiç konuşmaksızın ateş etti. Ben ve önümüzdeki Tuğrul yaralandık..."
Olay 15 Ocak 2011 tarihinde Bafra`nın Mevlana Mahallesi Tepe Sokak`ta saat 16.30 sıralarında meydana gelmişti. Edinilen bilgiye göre; Sakin, sessiz biri olduğu ifade edilen ve 6 yılı Bafra`ya bağlı Evrenuşağı Köyü`nde olmak üzere 29 yıldır imamlık yapan Hasan Korkmaz, olay günü evinin önünde sohbet eden Tuğrul Kılcı, Yasin Kurt, Emre ve Murat`a "evin önünde konuşmayın" dedi. Gençler, "Evimiz burada, nerede konuşacağız" diye cevap verdi. İmam "evinize gidin" diye ısrar etti, gençler de "konuşacağız" diye ısrar etti. İmam Hasan Korkmaz, bu sözün üzerine "tararım sizi" diye söyledi. Gençler ciddiye almadı ve konuşmaya devam etti.
Hasan Korkmaz 1. kattaki evine çıktı ve balkondan bir el ateş etti. Tuğrul ve Yalçın yere düştü. Yanındaki arkadaşları kaçıp polise haber verdi. Ağır yaralanan merhum Tuğrul Kılcı ve Yasin Kurt önce Bafra Devlet Hastanesi`ne ilk müdahalenin ardından da Samsun`a sevk edildi.
3 gün boyunca yaşam mücadelesi veren 20 yaşındaki lise mezunu Tuğrul Kılcı`nın önce beyin ölümü gerçekleşti bir gün sonra 19 Ocak 2011 tarihinde yaşama gözlerini yumdu.
18 yaşındaki Yasin Kurt ise felç olarak tekerlekli sandalyeye mahkum oldu.
TUĞRUL KILCI'NIN AİLESİ: BİZ ADALET İSTİYORUZ
2011 yılı dönemleri içerisinde kiracı olarak mahallemize taşınan Hasan K.isimli imam mahallemize taşınalı 5 ay olmuştu. Kendisiyle muhatap değildik konuşmuşluğumuz da yoktu. Hakkında hiçbir bilgiye sahip değildik. Hiç muhatabımızda olmadı. Şahıs mahallemize taşındıktan sonraki zaman içerisinde olumlu ya da olumsuz hiçbir bilgiye sahip değildik. Komşularımızın da bilgileri yoktu. Şahısı mahallemizde görenler ve görenlerin duyumlarına göre ve bizim gözlemlediklerimizi de eklersek bence akıl iradesi yerinde tanısına varıyoruz. Yaşantısında görevi sürecinde hiçbir anormal durumu yokken ailesi tarafından gelen şiddetli geçimsizlik kıskançlık sebepleri yüzünden evlilikleri sürecince bir takım olaylar başlarından geçmiş adli vakalık olaylara sebep olmuş fakat rapor tutulmamış (bu durum 3 yada 4 yıl içerinde olan bir süreç değil 15-20 yıl süreçleri içerinde olan bir durum tekrarlanıyor). Kişilik bozukluğuyla birçok davranışta bulunmuş ciddi sonuçlar ortaya çıkmış, kutsal bir meslek olan imamlık vazifesini devam ettirmiş şahsın kişiliğiyle ilgili bu durumu ailesi gizli tutmuş, rahatsızlığından hiçbir kimseye bilgi verilmemiş. Dışarıdan bakıldığında normal bir insan gibi gözüküyor. Ailesi şahsın ilerleyen rahatsızlığına gerekli önlemleri almamaları biz ve bizim gibilerin içine ateş düşürdü. Bence burada suçlu olan ailesi. Şahsın rahatsızlığı toplumda gizlendi ve görevine devam ettirilmesi sağlandı. Akli dengesi bozuktur gibisine adli tıptan rapor alması bizleri üzdü. Biz adalet bekliyorduk. Bu durumu kabullenemiyoruz. Daha birçok bilmediğimiz aydınlatılması gereken konu açığa kavuşturulmadan kapatıldı. Sadece 3 farklı duruşmadaki ifadelerle aklımızda soru işaretleri kaldı. Sorularımız cevapsız kaldı. Devletten bulamadığımız adaleti siz değerli basın mensuplarının adaletine sığınarak sizlerden yardım istiyoruz. Gerçekten çaresiz durumdayız iyi bir düşünceyle yönlendirilemiyoruz. Sağlıklı düşünüp hareket edemiyoruz, bu konu hakkında ilgilenen kimse yok saygılarımla evlat acısı görmüş bir anne...
Yenilendi.
Değiştir, Vazgeç!