Texas Tom Miks Zagor

Texas tommiks zagor

1969 Yılında, yedi yaşına giren her çocuk gibi bende ilkokula kaydolmuştum. Gazi İlköğretim Okulu Bafra’nın en gözde ilkokullarından biriydi. Okulumuzdaki ilk günlerde bazı çocuklar okula uyum sorunu yaşıyor ve sürekli ağlıyordu.

Biz köy kentli bir aile sayılırdık. Bu yüzden okula tam uyum sağladığımız da söylenemezdi. Şehirde yetişen çocuklar ise çok neşeli görünüyor, parka gider gibi okula gidip geliyordu.

Bizim zamanımızda anaokulu olmadığı gibi böyle bir şeyin sözü dahi edilmiyordu. Ablamın aynı okulun beşinci sınıfında oluşu ve amcamın oğluyla beraber okula yazdırılmam işimi biraz kolaylaştırmıştı.

Babaannem çok girişken bir kadındı. Beni okutacak öğretmeni hemen bulmuş, “bu benim torunum ona iyi bak” diye öğretmenimi de tembihlemişti.

Sevgili öğretmenime daha ilk günden kanım çok ısınmıştı. Aslen buralı değildi. Bafra’ya gelin olmuş, okulumuzda görev verilmişti.

Ben okula başladığımda tek bir harf dahi bilmiyordum. Şehirli bazı çocuklar ise okula başlamadan önce evlerinde anne babalarının yakın ilgisiyle okuma yazmayı öğrenmiş, okumayı söken bile öğrencilere takılan kırmızı kurdeleyi çoktan yakalarına takmışlardı.

Ben ve benim gibi arkadaşlarımsa günlerce defterlerimizin satırlarına sağa ve sola paralel çizgiler çizip durmuştuk.

O günkü eğitim sistemine göre bize harflerin adı verilmiyor harfler Y ise çatal, O ise simit U ise bardak gibi nesnelerin adı verilerek öğretiliyordu.

Tüme varım sistemi bizden sonra da yıllarca uygulanmıştı. Günler geçiyor kırmızı kurdeleyi yakama takmayı bende istiyordum. Sınıfımızda yaklaşık 40 öğrenci vardı. Ben okumayı ilk sökenlerden biri sayılırdım. Kurdelemi özenle koruyor, madalya almış general gibi gerine gerine geziyordum.

Okumayı çok sevmiştim. Evimizde kitaplık yoktu, haliyle de benim okuyabileceğim kitaplar. O yıllarda Cin Ali kitapları serisi çıkmış ne yapıp yapıp tamamını aldırmıştım.

Aynı kitapları onlarca defa okuyor yine de bıkmıyordum. Birinci, ikinci derken üçüncü sınıfa da başlamıştım. Artık benim için yeni bir dönem açılıyordu. Sınıfımızda artık kitaplığımızda vardı. Bende kitaplık kolu başkanı olmuş, kitaplığın anahtarını da almıştım.

Öğretmenimiz olağanüstü bilgili, kültürlü ve ne yapacağını, nasıl öğreteceğini bilen biriydi. Disiplinli olmasına rağmen son derecede güler yüzlüydü. Bazı arkadaşların hiç kitap okumadığını ve kitapları sevmediğini görmüştü. Onlara kitap okumayı nasıl sevdirebilirim diye düşünmüş, belki de Türk eğitim tarihinde ilk kez uygulan bir şeyi yapmıştı.

Çocukların neredeyse tüm harçlığını verdiği ve okuduktan sonra birbirleriyle takasa girdiği Texas, Tommiks, Zagor gibi kitapları bol miktarda diğer kitapların yanına koymuştu.

Sınıfımızdaki bütün sazanlar bu yeme vurmuş okuma saatlerinde herkes harıl harıl kitap okuyor, adeta okuma bayramı havası yaşanıyordu. Öğretmenimizin uyguladığı sıra dışı sistem başarıya ulaşmıştı. Öğretmenimiz kitap okuma alışkanlığı kazandırmış. Bir başka uygulamaya daha geçmişti.

Okuma saatlerinde bir arkadaş kitap okuyor diğer arkadaşlarda dinliyordu. İlk okunan kitap ise herkesin bildiği Robinson Crouse idi. Daha sonraları Kemalettin Tuğcu’nun kitapları da okunmuş, öğretmenimizin istediği okuma alışkanlığını tüm sınıfımız kazanmıştı.

Okulumuzda sınıflar arası yapılan tüm bilgi yarışmalarını da kazanmaya başlamıştık. Öğretmenimizin bir eksiği daha kalmıştı. Herkes okuyordu. Ama kendinden bir şeyler katarak yazma alışkanlığı kimsede yoktu.

Yaşadığımız tüm olayları kompozisyon şeklinde yazmamızı istiyordu. Belki de dönemimizin en çok kompozisyon yazan sınıfı olmuştuk. Yazma alışkanlığının sonradan da kazandırılabilen bir olgu olduğunu yıllar sonra anlayabilecektim.

Aslında okumak ve yazmak bir bütündü, biri olmazsa diğeri olmuyordu. Öğretmenimiz gerçekten çok becerikli ve akıllıydı. Ankara Erkek Öğretmen Okulunda, okuyup kazandığı bilgi ve becerileri bize aktarıyordu.

El işi dersinde bize yaptırdığı, tel ızgaralar, elbise askıları, resim çerçeveleri, eldivenler, inanılmaz güzellik kokuyor. Büyüklerimiz bile yaptığımız eşyaları çok beğeniyorlardı.

Öğretmenimiz yavaş ve heceleyerek okuyanları pek sevmezdi. Bu yüzden sık sık hızlı okuma yarışmaları yapardı. Yaşamımdaki ilk ödülümü de bu yarışmadan almıştım.

Öğretmenimiz verilecek hediyeyi bile yine eğitim amaçlı seçmişti diş fırçası ve macunu seti kazanmıştım.

Sınıfımızda tiyatro ve müzik aletleri eğitimi konusunda da çalışma yapan öğretmenimiz çoğu öğrenci arkadaşlarımıza bu sanatsal faaliyetleri de aşılamıştı.

Bizlere kusursuz bir eğitim veren öğretmenimizin mezun ettiği öğrencilerden, o günlerin zor denebilecek şartlarına rağmen, doktorlar, mühendisler, öğretmenler, avukatlar ve çeşitli meslek gruplarına ait arkadaşlar mesleklerinde başarı sağlamışlardı.

Sevgili öğretmenim Yurdagül Güzeloğlu’nu anlatmam için bize öğrettiği 29 harfin yeteceğini hiç sanmıyorum. Öğretmenim Allaha şükürler olsun sağ. Oğlu Kemal ise en yakın arkadaşlarımdan biri. Okuduğum yüzlerce kitap ve edindiğim bilgilerin altında hep sevgili öğretmenimin imzası var.

Eğitim sistemi şimdi 4x4x4 olmuş, ne yazar. Önemli olan iyi eğitilmiş, öğretmenlerin iyi eğitim verebileceği sistemi kurmak. Önce öğreticiyi yani öğretmeni iyi yetiştireceksiniz. Bizim kuşak, Lâdik, Hasanoğlan gibi sıkı disiplin ve eğitimle öğretmen yetiştiren okulların, öğretmenleriyle yetişti. Biz 40x40x40 eğitimle yetiştik bizlerde emeği olan tüm öğretmenlerimizi sevgi ve saygıyla anıyorum.

Vatan size minnettardır.

Recep Yılmaz

17 Kasım 2013, BafraHaber.com

  • BafraHaber Yorum
  • Texas Tom Miks Zagor içeriğine yorum yapmaktasınız
Favicon
  • Toplam Yorum 4
User defaultYorum Id: 195254
24 Kasım 2023
21:55
  • Yorum Id: 195254
  • 24 Kasım 2023
  • 21:55

Yurdagül öğretmenimin ellerinden öperim.ilkögretmenim birincisi ayten torun hocamada sağlıklı yaşam dilerim

User defaultYorum Id: 195263
25 Kasım 2023
01:32
  • Yorum Id: 195263
  • 25 Kasım 2023
  • 01:32

Bende o kuşaktanım. bende hala o kitaplardan var..zaman zaman karıştırıyorum..çok güzel stres atma araçları

User defaultYorum Id: 195238
24 Kasım 2023
15:27
  • Yorum Id: 195238
  • 24 Kasım 2023
  • 15:27

Artık yok o öğretmenler çok uzun zaman oldu o öğretmenleri kaybedeli... ilk okuldan üniversitesiye devlet de eğitim alan çocuklar özel ders gidiyor. bazıları hatta devlet ücreti az diye ders almayıp özel ders den daha çok alıyor diye ders almıyorlar. hadi diyorsun özel okula vereyim bu özel ders verme orada da var. öğrenci olmuş müşteri öğretmen, kantinci, servisci, yayın evleri.... amacın eğitim olduğu yıllar çok eskide vardı. şimdi iyi öğretmen denilince aklımıza özel ders veren geliyor )))) mehmet akif, sebahattin ali, nihal atsız, reşat nuri, orhan veli... ve benzeri bir çok kişinin öğretmen olduğunu düşünürsek. bu gün öğretmen nasıl ideallerini kaybedip, sadece ekonomi oldu. ne kazanırsanız kâr... 5-10 yıla kalmaz. yapay zeka konuyu 10 katı iyi anlatır

Cevap
  • Yorum Id: 195272
  • 25 Kasım 2023
  • 10:15

Artık o eski öğrencilerde velilerden yok biliyormisunuz?3kuruş parası olan o eleştirdiğiniz öğretmenleri ayaklar altına alıyor.

Daha Fazla Yorum