Bafra Haber  Tarih: 10 Kasım 2009 Türkiye parçalanma yoluna girdi...
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ahmet Faruk Urfalı
Tarih: 10 Kasım 2009 Türkiye parçalanma yoluna girdi...
2009-11-11 12:13:26
ABD’nin Ortadoğu’daki BOP projesini uygulamaya koyduğunu ve Başbakanımızın da bu projenin kendi deyimi ile Ortadoğu’da ki başaktörü olduğunu yazmıştım. Bu gün gelinen noktaya baktığımızda Başbakanımız iktidara geldiğinden bu yana tam 15 kez ABD yönetiminle buluşmak için ABD’ye gittiğini görüyoruz.

Değerli okurlarım bundan önceki bir yazımda sizlere ABD’nin Ortadoğu’daki BOP projesini uygulamaya koyduğunu ve Başbakanımızın da bu projenin kendi deyimi ile Ortadoğu’da ki başaktörü olduğunu yazmıştım. Bu gün gelinen noktaya baktığımızda Başbakanımız iktidara geldiğinden bu yana tam 15 kez ABD yönetiminle buluşmak için ABD’ye gittiğini görüyoruz. Başbakanın ABD’ ye neden 15 kez gittiğini hiç düşündünüz mü? Ben aklıma gelenleri yazayım, siz değerlendirin.     
                   
1)Ülkesine Dünya Bankasından, IMF den veya ABD Senatosundan maddi kredi, hibe veya askeri amaçlı yardım istemek için gitti.   
                                                                          
2)Bölgedeki komşu devletlerle siyasal sorunu vardı, arabulucu olmasını istemek için gitti.  
             
3) AB ile ilişkilerinde problemleri vardı, ABD’nin AB ye Türkiye lehine baskı yapmasını ve yardımcı olmasını istemesi için gitti.      
                                                                                                                                           
4) Terör örgütünün çökertilmesi konusunda ABD den destek almak, ABD kontrolündeki Kuzey Irak’ta daha rahat ve geniş kapsamlı askeri operasyon yapmak için, izin almak için gitti.      
                                                                                                                                              
5) ABD’nin Irak konusunda önümüzdeki günlerde uygulamaya koyacağı stratejisini öğrenmek ve Türkiye’nin bu konuda dost ve müttefik ABD yönetiminle bölgede güvenlik ve istikrarın nasıl sağlanacağı konusunda ortaklaşa hareket edileceği hakkında bilgi alış verişinde bulunmak için gitti.               
                                                                                                           
Evet, sevgili okurlarım bunların hepsi içinde gitmiş olabilir ama benim şahsi fikrin son 2-3 gidişi, ilk 4 madde için değil, sonuncu madde olan 5. Madde için gitmiştir. Bu son maddeyi çok kibar ve tam Dış işleri ağzıyla yazdım fakat bunun açılımı ve aslı halk dilinde şudur.                                                                                                                                                                    
ABD Başkanı Obama ve yönetimi iktidara geldikten sonra halkına ve dünya’ya ABD askerlerini 2011 yılı sonuna kadar Iraktan çekeceğini açıklamıştır. Bunun için Irak yönetiminin acil olarak 2011 sonuna kadar Irak’ta istikrarı ve huzur ortamını oluşturması gerekmektedir. 

Burada ki Şii-sünni ve Türkmen-Kürt çatışmalarını engellemek için önümüzdeki günlerde ABD tarafından acil tedbirler alacaktır.  Ayrıca artık Türkiye ile Irak arasında sorun olan Kuzey Irak’taki Pkk’nın da tasfiyesini de istemektedir. Çünkü Pkk’nın bölgedeki tek destekçisi, onu yaratan ve bu güne kadar çıkarları için kullanan ABD’nin artık Pkk ya Kuzey Irak’ta ihtiyacı kalmamıştır. Pkk nın ABD sonrası burada varlığını devam ettirmesi ABD için tehlikedir. Çünkü ABD, İran ve Suriye ile dost olan Türk Devleti’nin Kuzey Irak’a, Pkk terör örgütünü ve Kerkük’teki Türkmen soydaşlarının katledilmesini dünya kamuoyuna sebep göstererek (meşru haklarını kullanarak) kendisinden sonra bölgeye askeri müdahale ile girmesini ve burayı ele geçirerek dolaylı yollardan petrol kaynaklarına konmasını istememektedir.     
                       
Bu sebep den dolayı son 6 aya kadar Türkiye’nin gündeminde dahi olmayan Kürt açılımı projesi ABD tarafından Obama hükümetince oluşturulmuş ve Pkk ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında ABD talimatıyla barış ve kardeşlik senaryosu uygulamaya koyulmuştur. Başbakanın son ABD gezisinden döndüğünde de büyük bir ihtimalle çantasında yanında getirmiş olduğu bu proje geçtiğimiz günlerde de uygulamaya konulmuştur. Bu proje ile Pkk’lılar Kuzey Irak’tan guruplar halinde Türkiye’ye gelecekler ve devlet tarafından serbest bırakılarak haklarında tahkikat yapılmayacaktır. Böylece Kuzey Irak’taki teröristlerle, Avrupa’da kaçak olarak yaşayan teröristlerin Türkiye’ye gelme ve siyaset yapma yolu açılacaktır. Yani illegal örgüt legalleştirilecektir. Bu eli kanlı teröristler önümüzdeki yıllarda kendi bölgelerinden milletvekili adayı olabilecekler ve parlamento’ya girebileceklerdir.   

Devlet tarafından af edilmiş ve bütün sosyal ve siyasal hakları verilmiş bu teröristler Parlamentoya girdiklerinde önce genel af isteyeceklerdir, daha sonra bölücü başının affını ve başka bir ülkeye sürgün olarak gönderilmesini orada özgürce yaşamasını ayrıca masraflarının ve korunmasının da devlet tarafından karşılanmasını talep edeceklerdir. Bunun kabul edilemez olduğunu görünce de yandaşlarını tahrik edecekler, AB ve ABD’ye isteklerinin kabulü için baskıda bulunacaklar, iç çatışmalar isyanlar çıkartacaklardır. Amaçları dünya kuruldu kurulalı etnik bir gurup olmaktan öteye gidemeyen Kürtleri millet ve devlet yapmaktır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bölgede olduğu müddetçe bunun imkansız olduğunu bilmektedirler. Türkiye yi bölmek ve parçalamak için ellerinden geleni yapacaklar taviz üstüne taviz isteyeceklerdir. Bölgedeki araç plakalarının Kürtçe yazılmasından tutunda Kuzey Irak yönetiminin kendi vatandaşına verdiği bütün hakların onlara da verilmesini isteyeceklerdir.  Milleti ve yeni gelecek hükümetleri zor durumda bıraktıracaklar, halkı ve devleti ‘’ ya ver kurtul, ya da bizi federasyon yapın ya da bizim yakamızı bırakın Kuzey Irak ile birleşelim ’’ durumuna getireceklerdir.       
                  
Bölge halkına da ‘’Bakın biz güçlüyüz, çapulcu değiliz, istediklerimizi yaptırım gücüne sahibiz, nereden nereye geldik, illegaldik legal olduk bize biraz daha destek verin federasyon olalım ve Bağımsız Kürdistan’ı kurma yolunda adımlarımızı daha istikrarlı atalım’’ diyeceklerdir. Türkiye’den toprak ve para talep edeceklerdir. Sizin anlayacağınız Türkiye’yi ABD ile birlikte ortaklaşa parçalayacaklar, bölgede büyük güç olmaktan çıkartacaklardır. BOP projesi kapsamındaki Büyük Kürdistan’ı oluşturma yolunda, yarısı gitmiş Türkiye’ye işte o zaman AB dönüp ‘’Verin onların talep ve kazanımlarını gelin sizi AB ye alalım’’ diyecektir.           
                                                                               
Evet, okurlarım, maalesef bu iktidar da bunu benim kadar görmekte fakat göz göre göre ABD uşaklığından ve AB yandaşlığından dönememektedir. Bu iktidar bu politikasına biraz daha devam ederse inanın bizi gerçekten AB ‘ye 2020 yılında alacaklar. Çünkü 70 milyonluk Türkiye’yi hazmedemeyen AB, parçalanmış, bölgedeki eski gücünü ve nüfusunu kaybetmiş, topraklarının bir kısmını(Mersine kadar)Büyük Kürdistan’a vermiş böylelikle PKK’dan kurtulmuş, geriye kalan Karadeniz’iyle, Ege’siyle, Akdeniz’iyle, İç Anadolu’suyla Marmara’sıyla ve İstanbul’u ile kalkınmış cennet ve modern bir 50 milyonluk Türkiye’yi işte o zaman hazmeder.        
                                                                       
Değerli okurlarım basının ve halkın gündemindeki Ergenekon davasının konuşulduğu bundan 4 ay önceki günleri hatırlayın, gündemden iyice bunalan Başbakan ve AKP yönetimi kendi milletvekillerinin yargılanmasına sebep olacak Dokunulmazlıkların, Ergenekon’un, Deniz Feneri’nin, Türban’ın konuşulmasını istemiyordu. Bunun içinde acil gündemin değiştirilmesi gerekiyordu. Bu sebep den dolayı bir gece’de ABD den Başbakanın çantasında getirdiğini düşündüğüm ve Türkiye’nin gündemini değiştirecek olan içi boş ‘’Kürt açılımı’’dosyasını gündeme getirdiler. Bir gece’de doğan bu çocuğa yani ‘’Kürt açılımına’’ denize düşen yılana sarılırmış misali sarıldılar.        
        
Fakat daha sonra ismini kendi koydukları bu çocuğa‘’ Kürt açılımı’’adından rahatsızlık duyarak bu ismi ‘’Demokratik açılım’’ olarak değiştirmeye çalıştılar. Daha önceden üzerinde hiç bir çalışma yapılmayan ve muhalefet liderlerinin, bilim adamlarının, eğitimcilerin, sosyologların, konu ile ilgili yöre halkının hatta konunun tarafı olduğunu iddia eden Dtp’nin bile görüşü alınmadan bir gece’de doğurtulan ABD menşeli bu çocuk maalesef hasta doğdu. Doğan bu çocuğun iç organları yoktu. Bunun içinde basın ve halk bir anda diğer konuları bıraktı ve yeni doğan çocuğu konuşmaya başladı. 
    
Herkes baktı ki bu ‘’çakma çocuk’’ hasta ve iç organları yok. Kendi medyası bile bu işe şaşkındı. Çocuğun savunulacak, ele avuca gelecek bir yanı yoktu, muhalefet ve halk Başbakan’a ateş püskürmeye başladılar. Halk ve muhalefet şimdi ’’Nasıl bir gecede kafana göre, ABD ye uyup böyle bir çocuk doğurtturursun, bilmez misin bir çocuk 9 ay 10 gün’de dünyaya gelir, acele ile ana rahminden çıkarttığın bu çocuğun organları bile oluşmamış ve içi boş. Çocuğu ABD ve kendi çıkarların için bir gece’de doğurtun, şimdi de kapı kapı dolaşıyorsun ve ‘’çocuğun içini gelin birlikte dolduralım’’ diyen doktorlar gibisin. Suçuna ortak arıyorsun.’’diyor.   

                                                                                                          
Okurlarım işin aslı kısa ve öz olarak bu. Aslında iş burada bitmeyecek bu konu en az 2 hükümet daha eskitir. ABD emperyalizminin girdabına kapıldı mı bunun kurtuluşu çok zordur. Koskoca Osmanlı’yı bile bize okullarda öğrettikleri gibi Haçlı orduları değil, ABD Emperyalizmi çökertmiştir. Sırada Ermeni açılımı peşine Kıbrıs açılımı dosyaları gündeme gelecektir.      


Artık bu ülkenin facebook’taki çakma sanatçılarından sonra, bir de ABD menşe’li ‘’çakma çocuğu’’ fakat hasta bir çocuğu oldu. Vatana millete hayırlı olsun demeyeceğim, çünkü aslı ve sağlıklısı (Türk dili, Türk milliyetçiliği, Türk örf ve adetleri) varken, maalesef ‘’çakma’’ve hasta olarak doğurtulan bu çocuk’tan ABD Emperyalizminden den başka kimseye hayır gelmez.                                  

 Saygılarımla


                                                   Bu Yazı toplam 347 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
YAZARIN DİĞER YAZILARI




Yazarın Son Yazısını Sitene Ekle




RSS 2.0BafraHaber Facebook  Twitter BafraHaber